Mahkûmiyet, kaçak eşyanın müsaderesi, nakil aracının iadesi

Katılan ... İdaresi vekilinin temyiz isteği yönünden; katılan vekiline 08.12.2020 tarihinde tefhim edilen hükmü yasal süresinden sonra 04.01.2020 tarihinde temyiz ettiğinden temyiz isteğinin süresinde olmadığı anlaşılmıştır.

Sanık müdafiinin temyiz isteği yönünden; sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteğinin süresinde olduğu, temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:

1.Katılan ... İdaresi vekilinin temyiz isteği; münhasıran nakil aracının müsaderesine yer olmadığına ilişkin kararın bozulması talebine ilişkindir.

2.Sanık müdafiinin temyiz isteği; kararın usul ve kanuna aykırı olduğuna, lehe kanun hükümlerinin uygulanmadığına, eksik inceleme ve araştırma sonucu hüküm kurulduğuna, atılı suçun yasal unsurlarının oluşmadığına ve re'sen gözetilecek nedenlerle hükmün bozulmasına ilişkindir.

A. Katılan ... İdaresi Vekilinin Temyiz İsteği Yönünden
Katılan vekili, 08.12.2020 tarihinde tebliğ edilen hükmü süresinden sonra 04.01.2021 tarihinde temyiz ettiğinden 1412 sayılı Kanun'un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin reddi gerektiği anlaşılmıştır.

B. Sanık Müdafiin Temyiz İsteği Yönünden
Kolluk güçlerince alınan istihbari bilgilerde ... plakalı kamyona yüklü miktarda kaçak cep telefonu getirileceği bilgileri doğrultusunda önleme araması kararı ile Taha Tekstil kavşağında sanığın sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın durdurulduğu, yapılan aramada toplam 509 adet gümrük kaçağı cep telefonu, 26 adet bağlantı kablosu ve 1 adet box cihazı ele geçirildiği anlaşılmıştır.

Sanık hakkında 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na (5607 sayılı Kanun) muhalefet suçundan cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.

Sanık aşamalarda, üzerine atılı suçlamayı kabul etmemiştir.

Dosya kapsamında bulunan Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu raporunda, suça konu cep telefonlarının kayıt dışı olduğu tespit edilmiştir.

Suça konu cep telefonlarının kaçak olduğuna ilişkin 21.02.2014 tarihli bilirkişi raporu dava dosyasında mevcuttur.

Suça konu kaçak cep telefonlarının Dairemizin yerleşik uygulamaları doğrultusunda "fahiş" değerde kabul edildiği görülmektedir.

Yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı anlaşıldığından, aşağıda yer alan hukuka aykırılıklar dışındaki temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir.

Ancak;
1.28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun ile 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin beşinci fıkrasında yapılan değişiklik öncesi anılan maddede öngörülen hapis cezası üst haddinin 2 yıl olduğu gözetilerek; Anayasa Mahkemesinin 25.06.2020 tarihli, 2020/16 Esas ve 2020/33 Karar sayılı iptal kararı ile 17.10.2019 tarih ve 7188 sayılı Kanun'un 24 üncü maddesi ile yeniden düzenlenen ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 251 inci maddesinin birinci fıkrasında hüküm altına alınan basit yargılama usulüne ilişkin aynı Kanun'un Geçici 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinde yer alan “...kovuşturma evresine geçilmiş...” ibaresinin Anayasa'ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmesi, aynı şekilde 16.03.2021 tarihli, 31425 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 14.01.2021 tarihli, 2020/81 Esas ve 2021/4 Karar sayılı kararı ile yargılama aşamasında olup, henüz kesinleşmiş hükümle sonuçlanmamış dosyalar yönünden, ceza miktarı üzerinde fail lehine etki doğuracağı, bu nedenle belirli bir tarih itibarıyla hükme bağlanmış olan dosyalarda basit yargılama usulünün uygulanmamasının Anayasa'nın 38 inci maddesine aykırı olduğu gerekçesiyle 7188 sayılı Kanun'un 31 inci maddesiyle eklenen Geçici 5 inci maddenin (d) bendinde yer alan "...hükme bağlanmış..." ibaresinin iptal edildiği de dikkate alınmak suretiyle, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 7 nci ve 5271 sayılı Kanun'un 251 inci maddeleri uyarınca sanığın eyleminin “basit yargılama usulü” yönünden yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması bozmayı gerektirmiştir.

2.Dava konusu eşyaların müsaderesi sırasında 5237 sayılı Kanun'un 54 üncü maddesinin dördüncü fıkrasının gösterilmemesi suretiyle 5271 sayılı Kanun'un 232 nci maddesinin altıncı fıkrasına aykırı davranılması, hukuka aykırı görülmüştür.

A. Katılan ... İdaresi Vekilinin Temyiz İsteği Yönünden;

Gerekçe bölümünün (A) bendinde açıklanan nedenle, katılan ... İdaresi vekilinin temyiz isteğinin 1412 sayılı Kanun’un 317 nci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE,

B.Sanık Müdafiin Temyiz İsteği Yönünden

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanık müdafiin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, 17.04.2024 tarihinde karar verildi.