Yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle asıl dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına, karşı davanın reddine

Taraflar arasındaki asıl patent hükümsüzlüğü ve karşı patent haklarına tecavüzün tespiti, önlenmesi davalarından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına, karşı davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı-karşı davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davacı-karşı davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle asıl dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına, karşı davanın reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne, dava, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin ikinci fıkrası gereğince miktar veya değer söz konusu olmaksızın duruşmalı olarak incelenmesi gereken dava ve işlerin dışında bulunduğundan duruşma isteğinin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

1. Davacı-karşı davalı vekili dava dilekçesinde; davalı tarafından yenilik ve tekniğin bilinen durumunu aşma vasıflarına sahip olmayan 21.03.2013 tarih ve TR 2011/05489 B sayılı tescil belgesine bağlanan "Üstten Kapaklı Jelatin" isimli buluş başlıklı incelemesiz patenti mesnet gösterilerek, müvekkili aleyhine İzmir Fikri Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2015/16 D.İş sayılı dosyası ile tespit isteminde bulunulduğunu, oysa müvekkilinin kullanımının tescilli faydalı model ve patente dayalı olduğunu, ürünler arasında herhangi bir surette benzerlik bulunmadığını ileri sürerek davaya konu TR 2011/05489 B sayılı patentin hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.

2.Davacı-karşı davalı vekili karşı davaya cevap dilekçesinde; İzmir Fikri Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2015/16 D.İş sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporunun hatalı ve eksik inceleme ile düzenlendiğini, söz konusu kapakların birbirinden farklı olduğunu, davalının incelemesiz patentinin yenilik ve tekniğin bilinen durumunu aşma vasıflarına haiz olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

1.Davalı-karşı davacı vekili cevap dilekçesinde; müvekkiline ait TR 2011/05489 B tescil numaralı patentin yenilik ve tekniğin bilinen durumunu aşma vasıflarına sahip olduğunu, müvekkilinin patentli ürününün davacı tarafından kullanıldığını savunarak, davanın reddini istemiştir.

2.Davalı-karşı davacı vekili karşı dava dilekçesinde; davacı-karşı davalının müvekkiline ait patentli buluşu, ürünlerinde izinsiz kullanarak müvekkilinin patentten doğan haklarına tecavüz ettiğini ve haksız rekabete sebebiyet verdiğini ileri sürerek davacı-karşı davalının müvekkilinin patentten doğan hakkına tecavüzünün durdurulmasını ve giderilmesini talep etmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; asıl davada davalı tarafça incelemeli patente dönüştürülen TR 2011/05489 B sayılı "Üsten Kapaklı Jelatin" isimli patentin YİDK tarafından reddine karar verildiği, bu konudaki YİDK kararına karşı bir davanın açılmadığı, böylelikle anılan patentin kendiliğinden geçersiz hale geldiği, yani patentlenebilirlik kriterlerine sahip olmadığı anlaşılmakla ortada hükümsüz kılmayı gerektiren geçerli bir tescilli patentin bulunmadığı, aynı nedenle karşı davanın da reddinin gerektiği, diğer yandan davanın açıldığı tarihte tescilli bir incelemesiz patent bulunduğundan, karşı davada davalının ürünlerinin, davacının incelemesiz patentine birebir veya eşdeğer şekilde tecavüz etmediği gerekçesiyle asıl davada bir karar verilmesine yer olmadığına, karşı davada davanın reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

1.Davacı-karşı davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; asıl davada davaya konu incelemesiz patentin buluş basamağını aşmadığının ve yenilik vasfını haiz olmadığının, Avusturya Patent Ofisi ve Avrupa Patent Ofisi tarafından düzenlenen araştırma raporları ile sabit olduğunu, karşı davada da tecavüzün bulunmadığının anlaşıldığını, böylelikle hem asıl hem de karşı dava yönünden haklılıklarının sübuta ermiş olmasına rağmen Mahkemece davalı-karşı davacı lehine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, yine hem asıl hem karşı dava yönünden müvekkili yararına ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesinin gerektiğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.

2.Davalı-karşı davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin itirazlarını süreden reddeden YİDK kararının dayandığı Patent Haklarının Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Uygulama Şeklini Gösterir Yönetmelik'in 48/A maddesinin iptali istemiyle 21.02.2020 tarihinde İlk Derece Mahkemesi olarak Danıştay'da açılan davanın Danıştay 10. Dairesinin 2020/2087 E. sayılı dosyasında derdest olduğunu, Danıştay'da açılan işbu davanın neticesinin "bekletici mesele" yapılması (aralarındaki doğrudan etkileşim sebebiyle) taleplerinin Mahkemece kabul edilmeyerek nihai kararın verildiğini, oysa nihai kararın Danıştay'daki davanın kabul ile sonuçlanarak yönetmelik maddesinin iptal edilmesi halinde, hukuki dayanağının kalmayacağını, ayrıca 7 yıllık tescilsiz patentin onayını müteakip Türk Patent Marka Kurumu'nun yaptığı genel araştırma sonucunda, genel hükümler çerçevesinde mevcut tescilsiz patentin tescil talebini benzer veya suret dayanaklara dayanılmadan reddinin de hukuki dayanaktan yoksun olduğunu ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının talepleri doğrultusunda kaldırılmasını istemiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında Mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davalı-karşı davacı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine, davacı-karşı davalı vekilinin istinaf itirazları yönünden; Mahkemece alınan bilirkişi heyeti incelemesi ile asıl davanın konusu buluşun yeni olduğu, ancak buluş basamağı niteliğini haiz olmadığı, bu nedenle de tüm istemler yönünden hükümsüz kılınmasının gerektiğinin tespit edildiği, nitekim asıl davada davalı tarafça incelemeli patente dönüştürülen TR 2011/05489 B sayılı "Üsten Kapaklı Jelatin" isimli patentin reddine karar verildiği, böylelikle anılan patentin kendiliğinden geçersiz hale geldiği, asıl davada davalı vekilince, 16.09.2020 tarihli son oturumda, bu konuda verilen YİDK kararına karşı bir iptal davasının açılmadığının da bildirildiği, bu durum karşısında Mahkemece, ortada hükümsüz kılmayı gerektiren geçerli bir tescilli patentin bulunmadığı gerekçesiyle asıl davada bir karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesinde bir isabetsizlik yok ise de, gerek asıl dava gerekse de karşı dava yönünden, dava tarihi itibariyle haklılığı usulüne uygun bir şekilde tespit edilen davacı-karşı davalı yararına yargılama giderleri ve vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, Mahkemece davalı tarafça kanun hükmünde kararnameden kaynaklanan bir hakkın kullanımı sonucu incelemeli patent usulünün işletildiği gerekçesiyle asıl davada davacı yararına yargılama giderleri ve vekalet ücretine hükmedilmemesinin doğru olmadığı gerekçesiyle davacı-karşı davalı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak asıl davada karar verilmesine yer olmadığına, davacı-karşı davalı kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi (AAÜT) hükümlerine göre belirlenen 4.910,00 TL maktu vekalet ücretinin davalı-karşı davacıdan alınarak davacı-karşı davalıya verilmesine, karşı davanın reddine, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre belirlenen 4.910,00 TL maktu vekalet ücretinin, davacı-karşı davalıdan alınarak davalı-karşı davacıya verilmesine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

1.Davalı-karşı davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.

2.Davacı-karşı davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; Bölge Adliye Mahkemesince hükmedilen vekalet ücretinin karar tarihindeki tarife üzerinden hükmedilmesi gerektiğini ileri sürerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.

Asıl dava Patent tescil belgesinin hükümsüzlüğü, karşı dava Patentden doğan hakka yönelik tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti durdurulması ve giderilmesi talebine ilişkindir.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup taraf vekillerince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Açıklanan sebeple;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere ayrı ayrı yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

17.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.