Taraflar arasında görülen davada Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 20.03.2017 tarih ve 2015/1327 E- 2017/226 K. sayılı kararın davacılar vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan kabulüne dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi'nce verilen 08.07.2019 tarih ve 2017/394 E- 2019/901 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı ... vekili tarafından duruşmalı, davalı vekili tarafından duruşmasız olarak istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 01.06.2021 günü hazır bulunan davacılar ... vekili Av. ..., diğer davacı ... mirasçıları vekili Av. ... ile davalı ... Tekstil Ltd. Şti. vekili Av. ...dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekilleri, davalı şirketin davacılarla birlikte 4 kardeş ortaklığında kurulduğunu, şirkete alınan fabrikanın diğer ortaklarca kendilerine ait şirketin yararına kullanıldığını, üzerindeki hangarlardan elde edilen kira gelirlerinin dava dışı ortaklarca alındığını, bu gelirlerin şirket kayıtlarına geçirilmediğini, müvekkillerine bilgi verilmediğini, bu amaçla fabrikaya gidip denetim ve gözetim yapma isteklerinin kavga ile sonuçlandığını, her ne kadar takipsizlik kararı verilmişse de olayların savcılığa intikal ettiğini, ortaklar kurulu toplantısında dahi kavga çıktığını, ortaklar arasındaki husumetin bir araya gelmelerinin imkansızlığını gösterdiğini, güven ilişkisinin kalmadığını ileri sürerek davalı şirketin fesih ve tasfiyesini talep etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesince, iddia, savunma, bilirkşi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, şirketin olağan ticari faaliyetinin devam ettiği, karlılığı düşük olsa da ticari faaliyetinden dolayı kâr ettiği, mal varlığında bir azalma tespit edilemediği, sermaye kaybı yaşamadığı, bir kısım ortaklar arasında uyuşmazlık varsa da bunun şirketin devamını imkansızlaştıracak nitelikte olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Davacılar vekilleri, istinaf yoluna başvurmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, kardeş olan ortaklar arasında 8-10 yıldır uyuşmazlık bulunduğu, ortakların birbirlerine yönelik hakaret ve tehdit eyleminden dolayı soruşturma yapıldığı, davacılar ile dava dışı ... ve ... arasında yapılan rızai taksim sözleşmesinde davalı şirket hisselerinin yer aldığı, bu hususun davaya konu olduğu, yargılama sonucunda davanın reddine karar verilerek hükmün kesinleştiği, ortaklığın çekilmez hale geldiği, çekişmelerde davacıların daha kusurlu olduklarına dair herhangi bir delil bulunmadığı, haklı nedenle fesih koşullarının oluştuğu, ancak bilirkişi raporuyla davalı şirketin piyasadaki varlığı ve ekonomik durumu gözetildiğinde şirketin varlığının devamında gerek ortaklar yönünden gerek ise üçüncü kişiler yönünden yarar görüldüğü, davalı şirketin fesih ve tasfiyesi yerine davacıların çıkma payı karşılığında ortaklıktan çıkartılmasına ilişkin çözüm yolunun daha yerinde olduğu gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne, davalı şirketin fesih ve tasfiyesi yerine davacıların davalı şirket ortaklığından çıkartılmalarına, davacı ... için 715.419,90 TL, davacı ... için 701.465,65 TL çıkma payının davalı şirketten tahsili ile davacılara verilmesine karar verilmiştir.
Kararı davacı ... vekili ile davalı vekili temyiz etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK'nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK'nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı ... vekili ile davalı vekilinin temyiz istemlerinin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK'nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, takdir olunan 3.050,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacılara verilmesine, takdir olunan 3.050,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacı ... mirasçılarından alınarak davalıya verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 14,90 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacı ...'ndan alınmasına, aşağıda yazılı bakiye 72.546,19 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, 02.06.2021 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.