İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1.Bursa Cumhuriyet Başsavcılığının 28.09.2017 tarihli iddianamesi ile sanık hakkında çocuğu cinsel amaçla hile ile kişiyi hürriyetinden yoksun kılma ve çocuğun cinsel istismarı suçlarından cezalandırılması talebi ile kamu davası açılmıştır.

2. Bursa 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 08.05.2019 tarihli kararı ile sanığın çocuğu cinsel amaçla hile ile kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan beraatine, sarkıntılık suretiyle çocuğun cinsel istismarı suçundan ise 4 yıl 2 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.

3.İlgili kararın sanık müdafii, Cumhuriyet savcısı, katılan mağdur vekili ve katılan Bakanlık vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, duruşmalı yapılan inceleme sonucu, ilk derece mahkemesinin mahkumiyet ve beraat kararlarının kaldırılmasına, sanığın cinsel amaçla cebir tehdit veya hile kullanarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan temyiz yolu açık olarak 5 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, sarkıntılık suretiyle çocuğun cinsel istismarı suçundan ise kesin olarak 4 yıl 2 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.

Sanık müdafiinin temyiz isteği; dosyada mağdur beyanı dışında delil olmadığına, tanığın beyanlarının gerçeği yansıtmadığına, sanığın atılı suçları işlemediğinden kararın bozulması gerektiğine ilişkindir.
Katılan Bakanlık vekilinin temyiz isteği; cezanın üst sınırdan verilmesi ve vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğine ilişkindir.
Katılan mağdur vekilinin temyiz isteği; sanığa üst sınırdan ceza verilerek takdiri indirim uygulanmaması gerektiğine ilişkindir.

A) İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Mahalle berberi olan sanığın, erkek kardeşini traş ettirmek üzere getiren mağdureyi dediklerini duyamadığı gerekçesiyle dükkanın içine girmek zorunda bıraktıktan sonra mağdureyi dükkanın içindeki dolabın yanına çekerek burada kalçasını ellemek ve bacağını bacak arasına sokmak suretiyle atılı suçu işlediği iddiasıyla cezalandırılması talebiyle açılan kamu davasında yapılan yargılama sonunda, sanığın cinsel amaçla cebir tehdit veya hile kullanarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan beraatine, sarkıntılık yapmak suretiyle cinsel istismar suçundan cezalandırılmasına karar verildiği anlaşılmıştır.
B) Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü

İlk Derece Mahkemesi kararının sanık müdafii, Cumhuriyet savcısı, katılan mağdur vekili ve katılan Bakanlık vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, sanık hakkında kurulan hükümlerin kaldırılmasına, sanığın cinsel amaçla cebir tehdit veya hile kullanarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan temyiz yolu açık olarak, sarkıntılık suretiyle çocuğun cinsel istismarı suçundan ise kesin olarak cezalandırılmasına karar verilmiştir.

1.Dosyanın incelenmesinde; katılanların ve tanığın aşamalarda verdikleri ifadeler, sanığın savunmaları ile diğer deliller birlikte değerlendirildiğinde; yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği, sanığın cebir tehdit veya hile kullanarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan mahkumiyetine dair, kararda bir hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmıştır.
2.Aile ve çocukların korunması hakkının Anayasa ile güvence altına alındığı, 6284 sayılı Kanunun 20 nci maddesinin ikinci fıkrası gereğince Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının kadın, çocuk ve aile bireylerine yönelik olarak uygulanan şiddet veya şiddet tehlikesi nedeniyle açılan davalara katılabileceği anlaşılmış ise de, Bakanlığın davaya katılması doğrudan Anayasa ve Kanundan kaynaklanan koruma görevi olup,5271 sayılı Kanun'un 237 nci ve devamı maddelerindeki katılma hakkına ilişkin suçtan doğrudan zarar görme şartının katılan Bakanlık için söz konusu olmadığı gözetilerek yapılan değerlendirmede, katılan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı vekilinin vekalet ücreti hükmedilmesi gerektiğine ilişkin temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

3.Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası içeriğine göre, sanık müdafii, katılan Bakanlık vekili ve katılan mağdur vekilinin yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin, 21.10.2020 tarihli ve 2019/2244 Esas sayılı kararında sanık müdafii, katılan Bakanlık vekili ve katılan mağdur vekilince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Bursa 3. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 25.01.2024 tarihinde karar verildi.