Mahkûmiyet
Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebebine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
Sanığın temyiz isteği, dava konusu yerin babasından kaldığına, yapı kayıt belgesi aldığına, suç kastı olmadığına, evin müsaderesinin haksız olduğuna ilişkindir.
Orman muhafaza memurları tarafından yapılan kontrolde 180 m2lik alana ev yapıldığının tespit edilmesi üzerine sanık hakkında tutanak düzenlenmiştir.
Sanık hakkında 6831 sayılı Orman Kanunu'na (6831 sayılı Kanun) muhalefet suçundan cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.
Sanık aşamalardaki savunmalarında; suça konu yerin babasından kaldığını, 50 yıldır suça konu yeri kullandığını beyan etmiştir.
Mahallinde yapılan keşif sonucu düzenlenen fen bilirkişisi raporunda, suça konu yerde 2007 yılında orman kadastrosunun kesinleştiği belirtilmiştir. Orman bilirkişisi raporunda ise orman kadastrosunun 23.11.2016 tarihinde kesinleştiği ve işgal alanının kesinleşen kadastro sınırları içinde kaldığı tespit edilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi tarafından, sanığın suç işleme kastı bulunmadığı gerekçesiyle beraatine karar verildiği anlaşılmıştır.
İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik katılan vekilinin ve sanığın istinaf başvurusu üzerine duruşma açılarak yapılan yargılamada; Bölge Adliye Mahkemesi tarafından suç tutanağı, sanığın ikrarı ve bilirkişi raporlarına göre suça konu yerin kesinleşmiş orman kadastrosu sınırları içinde kaldığı gerekçesiyle sanığın mahkûmiyetine karar verilmiştir.
Dosyada mevcut fen bilirkişisi raporunda, suça konu yerde 2007 yılında orman kadastrosunun kesinleştiğinin belirtilmesi, orman bilirkişisi raporunda ise orman kadastrosunun 23.11.2016 tarihinde kesinleştiğinin ve işgal edilen alanın kesinleşen kadastro sınırları içinde kaldığının tespiti ile Mahkemece sanık hakkında suça konu yerin kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde kaldığı gerekçesiyle 6831 sayılı Kanun'un 93 üncü maddesinin ikinci fıkrası da uygulanmak suretiyle mahkûmiyetine karar verildiği anlaşılmakla, suça konu yere ilişkin kadastro tutanakları getirtilerek, bilirkişi raporları arasındaki çelişkinin giderilmesi ve orman kadastrosunun suç tarihinden önce kesinleşip kesinleşmediğinin tereddüde yer bırakmayacak şekilde net olarak tespiti ile sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayini gerektiğinin gözetilmemesi, hukuka aykırı bulunmuştur.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle sanığın temyiz istemi yerinde görüldüğünden Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin, 30.01.2020 tarihli ve 2019/4071 Esas, 2020/111 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi uyarınca taktiren Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
25.01.2024 tarihinde karar verildi.