5237 sayılı TCK'nın 89/1, 89/2,22/3,62,51/1-3-5,53/6. maddeleri uyarınca mahkumiyet, erteleme

Taksirle yaralama suçundan, sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm, sanık müdafii tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın TCK'nın 89/4. maddesi uyarınca cezalandırılmasının iddia edildiği dava konusu olayda; yönetimindeki kamyonetle seyir halindeyken, trafik kurallarını dikkate almayarak, ışık kontrollü kavşakta kırmızı ışıkta geçmek suretiyle kazaya sebebiyet veren sanığın eyleminde bilinçli taksir koşullarının oluştuğu, meydana gelen kaza sonucu her iki mağdurun TCK'nın 89/1. maddesi kapsamında kalmayacak şekilde nitelikli biçimde yaralandığı ve suçun bilinçli taksirle işlendiği dikkate alındığında, TCK'nın 89/5. maddesi uyarınca sanığa atılı suçun soruşturulması ve kovuşturulmasının şikayete tabi bulunmadığı; CMK'nın 253/1-b maddesin de şikayete bağlı olup olmadığına bakılmaksızın, TCK'nın 89. maddesindeki taksirle yaralama suçunun uzlaşma kapsamında yer aldığı belirtilmiş ise de, aynı maddenin 7. fıkrasının "Birden fazla kişinin mağduriyetine veya zarar görmesine sebebiyet veren bir suçtan dolayı uzlaştırma yoluna gidilebilmesi için, mağdur veya suçtan zarar görenlerin hepsinin uzlaşmayı kabul etmesi gerekir." hükmü uyarınca, mağdurlardan biri ile sanık arasında gerçekleşen uzlaşmaya değer verilemeyeceği gözetilmeden, sanığın TCK'nın 89/4. maddesi uyarınca mahkumiyeti yerine, suç vasfında yanılgıya düşülerek, yasal ve yeterli olmayan gerekçelerle, yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kabul ve uygulamaya göre de;

1- TCK'nın 22/3. maddesi hükmünün, aynı Kanunun 89/1. maddesi gereğince temel ceza belirlendikten sonra uygulanması gerektiği gözetilmeden, TCK'nın 61/2. maddesine aykırı şekilde hüküm kurulması,

2- Tam kusurlu eylemi sonucu meydana gelen kazada şikayetçi mağdur ...'un yaşamını tehlikeye sokacak ve orta (3) derece kemik kırığı oluşacak şekilde yaralanmasına sebebiyet veren sanığın, uzlaşmak istediğini beyan ettiği halde, şikayetçi mağdurun 13.11.2007 tarihli oturumdaki “bu olaydan sonra sanık yanıma birkaç kişi gönderdi, bana para teklif ettiler ancak ben kabul etmedim, sanığı bu olaydan sonra görmedim,
kesinlikle uzlaşmak istemem” şeklindeki beyanından da anlaşılacağı üzere, gerek soruşturma aşamasında, gerek kovuşturma aşamasında şikayetçi mağdurun uzlaşmak istememesi sonucu uzlaşmanın gerçekleşmediği ve zararın giderilmediği dikkate alınarak, mahkemece şikayetçi mağdurun tedavisi nedeniyle uğramış olduğu maddi zararının basit bir araştırma ile hesaplanıp, talebi halinde sanığın zararı gidermesine imkan verilerek, 5271 sayılı CMK'nın 231. maddesinin uygulanıp uygulanmayacağının tartışılması gerektiği gözetilmeden, “ Suçun işlenmesiyle katılan mağdure ...’un uğradığı zararın, sanık tarafından aynen iade veya tazmin suretiyle tamamen giderilmemesi” şeklindeki yetersiz gerekçeyle, eksik incelemeye dayalı olarak, sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi,
Kanuna aykırı olup, sanık müdafinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereğince isteme aykırı olarak BOZULMASINA, aynı Kanunun 326/son maddesi uyarınca ceza miktarı yönünden sanığın kazanılmış hakkının saklı tutulmasına, 04.12.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.