Mahkûmiyet, kaçak eşyanın müsaderesi, nakil aracının iadesi
Sanık hakkında Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 30.05.2020 tarihli yazısı ile 7242 sayılı Kanun'da yapılan değişiklik nedeniyle lehe değerlendirme yapılmak üzere dosyanın ilk derece mahkemesine iadesine karar verilmesi sonrası kurulan hükmün;temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
Katılan ... İdaresi vekilinin temyiz sebepleri, sanık hakkındaki cezanın ertelenmemesi ve suçta kullanılan nakil araçlarının müsaderesi gerektiğine, re'sen tespit edilecek sebeplerle hükmün bozulması talebine ilişkindir.
Olay tarihinde kolluk ekiplerince devriye görevi ifa edildiği sırada sanığın kullandığı çekicinin deposunda yapılan incelemede 1100 litre kaçak motorin ele geçirildiği anlaşılmıştır.
Sanık hakkında 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nun (5607 sayılı Kanun) 3/11.maddesi gereğince cezalandırılması talebiyle kamu davası açılmıştır.
Sanık aşamalardaki savunmalarında, araçta şoför olarak çalıştığını, patronların ucuz olduğu için Reyhanlı'dan yakıt aldırdıklarını ancak aldıkları yakıtın kaçak olduğunu bilmediklerini ifade etmiş, gümrüklenmiş değerin iki katını ve gümrük vergilerini maddi durumu nedeniyle ödeyemeyeceğini beyan ettiği anlaşılmıştır.
Tüm dosya kapsamına göre sanığın eyleminin sabit olduğu belirlenmekle, sanığın suça konu kaçak akaryakıtı ticari amaçla bulundurduğunun kabulü ile hakkında mahkûmiyet hükmü kurulmasında ve iyiniyetli üçüncü kişiye ait olan nakil araçlarının iadesinde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
Suç tarihinde yürürlükte olan 6455 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kanun'un 3/11. maddesi ile 6545,7242 ve 7423 sayılı Kanunlarla ile değiştirilen 5607 sayılı Kanun'un 3/5, 3/10, 3/23.maddeleri ve 5/2. maddesi somut olaya uygulanarak belirlenen sonuç cezalar karşılaştırılmak suretiyle sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerektiği halde lehe aleyhe kanun karşılaştırması yapılmamış ise de, suça konu eşyanın değerinin "pek hafif" olması nedeniyle uygulama lehe olduğundan Tebliğnamede bozma isteyen görüşe iştirak edilmemiştir.
Hüküm fıkrasında 5607 sayılı Kanun'un 3/22.maddesi gereği eşyanın değeri "pek hafif" kabul edilerek indirim yapılırken 1/2 oranında indirim yapılacağı belirtilmiş ise de, hükmün gerekçesinde de belirtildiği üzere 2/3 oranında indirim yapılması sonuca etkili görülmeyen maddi yazım hatası kabul edilmiştir. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, katılan vekilinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle katılan vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden katılan vekilinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle ONANMASINA, 25.01.2024 tarihinde karar verildi.