Mahkûmiyet
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteğinin süresinde olduğu, temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
Katılan vekilinin temyiz isteği; münhasıran vekâlet ücretine hükmedilmemesine ilişkindir.
Sanığın 08.10.2015 tarihli temyiz talebinin reddine dair Mahkemenin temyiz isteminin süre bakımından reddine ilişkin 21.10.2015 tarihli ek kararının sanığa usulüne uygun olarak tebliğ edildiği ve sanığın ek karara yönelik temyiz isteminin bulunmadığı anlaşılmıştır.
Katılan vekilinin temyizinin münhasıran vekalet ücretine hasren olduğu anlaşılmıştır.
Sanık hakkında kurulan hükümde, davaya katılmasına karar verilen ve kendisini vekille temsil ettiren katılan lehine maktu vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, hukuk aykırı bulunmuş,
söz konusu hukuka aykırılığın Yargıtay tarafından giderilmesi mümkün görülmüştür.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle katılan vekilinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hükme "Kendisini vekille temsil ettiren katılan lehine karar tarihinde yürülükte bulunan ...Ü.T uyarınca 1500,00 TL vekâlet ücretinin sanıktan alınarak katılana verilmesine" ibaresinin eklenmesi suretiyle hükmün, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
25.01.2024 tarihinde karar verildi.