Esastan ret
Taraflar arasındaki tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın usulden reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
Davacı vekili dava dilekçesinde; Sırhoca köyü sınırları içerisinde bulunan ve işletme hakkı Sırhoca Köyü Muhtarlığına ait olan 7212 ruhsat numaralı mermer ocağının 14.03.2014 tarihinde satılmasına karar verildiğini, bu karar gereğince mermer ocağına ait ruhsatın 26.04.2014 tarihinde yapılan ihale ile ihaleye katılan tek firma olan davalı ... Mermer şirketine 205.000,00 TL'ye satıldığını, davalı tarafından satın alınmış bulunan mermer ocağının fiilen kendi kaydına geçirilmediğini, ihale yapılıp kesinleştikten sonra ihale konusu edilen malın artık ihale alıcısına ait olduğunu, ancak davalı tarafından ilgili kurumlara başvurulmadığı gibi ihale ile alınan mermer ocağının ruhsat yenileme işlemlerinin de yapılmadığını ve bu nedenle mermer ocağının ruhsatının düşmesine sebebiyet verildiğini, 7212 ruhsat numaralı mermer ocağının davalı tarafından ihale yoluyla alındığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesi vermemiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tespit davası açanın kanunlarda belirtilen istisnai durumlar dışında, bu davayı açmakta hukuken korunmaya değer güncel bir yararının bulunması gerektiği, dava dilekçesinde tespit istemine ilişkin ihtiyacın neden kaynaklandığının net olarak ortaya konulamadığı, duruşmada davacı vekilinin beyanlarından anlaşıldığı üzere dava konusu tespit isteminin mermer ocağına ait ruhsatın devrine ilişkin Madencilik Mevzuatından kaynaklanan hukuki yükümlülüklerin davalı tarafından yerine getirilmemiş olması nedeniyle davacı hakkında mevzuat gereği bazı idari yaptırım ve para cezalarının uygulanmakta olduğu ve satışı yapılmış olmasına rağmen mermer ocağı ile ilgili bir takım yükümlülüklerin yerine getirilmesinin davacıdan talep edildiği, satış ilişkisinin tespitine karar verilerek bu durumların önlenebileceği/giderilebileceği iddiasından kaynaklandığının anlaşıldığını, satış işlemi nedeniyle uğradığı bir zarar varsa bunu tazminat davasında ileri sürebileceği, istenen hukuki korumanın tazminat davası yolu ile sağlanabilme imkânı olduğu gerekçesi ile hukuki yarar yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın davacı köy muhtarlığının yapmış olduğu ihalenin geçerliliğini ve taraflar arasında ihaleye dayalı bir satış ilişkisinin bulunup bulunmadığının tespiti amacıyla açıldığını, ihalenin gerçekleşip gerçekleşmediğinin ve taraflar arasındaki satış ilişkisinin bulunup bulunmadığının tespitinin istendiğini, zira ihale gerçekleştikten sonra ihaleye konu maden ocağını hukuken davalının uhdesine geçmiş olmasına rağmen, davalı maden ocağının ruhsatını kendi üzerine almadığı gibi, ihalenin gerçekleşmesinden hemen sonra bir takım yükümlülükleri yerine getirmiş olmasına rağmen daha sonra ihale bedelini de ödemediğini, davacının ise nasıl olsa ihalenin yapılmış olduğu gerekçesi ile artık kendi uhdesinde olmayan maden ocağı ile ilgili olarak her hangi bir işlem yapmadığını, maden ocağının ruhsat süresinin dolduğunu ve bu davacıya birçok idari para cezası kesildiğini, gerekçeli kararda dahi tamamı zikredilen bu olgulara göre bu davayı açmakta bir hukuki yararının bulunduğunu, olayın öncesi ve sonrası ile daha sonra davacının uğradığı hak kaybı (ruhsat iptali) düşünüldüğünde ihalenin geçerliliğinin ve taraflar arasındaki alım satım işleminin tam ve eksiksiz olarak yapılıp bitirildiğinin tespit edilmesinde davacının hukuki yararı bulunduğunu, bu mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Sırhoca Köyü Köy İhtiyar Heyetinin 14.04.2014 tarihli kararı ile köy tüzel kişiliğine ait 2126 no.lu ... sicil no.lu II. grup 4,16 hektarlık Sırhoca Köy Tüzel Kişiliğine ait mermer ocağının satışına karar verildiği, 06.05.2014 tarihli karar ile 205.000,00 TL bedelli ... Mermer İnş. Nak. Tur. Tic. San. Ltd. Şti. firmasına satıldığı, devir ve teslim işlemleri için köy muhtarı...'ın yetkilendirilmesine karar verildiği, davacı vekili duruşmada, mermer ocağıyla ilgili olarak Maden Mevzuatından kaynaklanan bir takım yükümlülüklerin davalı tarafından yerine getirilmediğini, davacı hakkında idari para cezaları uygulandığını, mermer ocağı ruhsatının iptal edildiğini, tespit kararı ile davacı hakkında uygulanan idari yaptırım kararlarının gözden geçirilmesini ve kaldırılmasını sağlamayı amaçladıklarını, idari yaptırımların davalı şirkete uygulanması gerektiğini beyan ettiği, davacı tarafın maden ocağına ilişkin bilgi ve belgeler ile birlikte ihaleye dair evrakları dosya içine ibraz etmediği, köy tüzel kişiliği hakkında hangi idari yaptırım kararlarını uygulandığı, ne kadar ödeme yapıldığı, ruhsatın iptaline hangi tarihte karar verildiği ve buna ilişkin belgeleri dosyaya sunmadığı, satış bedelinin ödenmediği iddiasında bulunan davacının iddiasını somutlaştırarak tespit istemi hususunda hukuki yararı bulunduğunun anlaşılabilir şekilde ortaya koyamadığı, mahkemenin istenen hukuki korumanın tazminat davası yoluyla sağlanabilme imkanının mevcut olması nedeniyle hukuki yarar yokluğundan verilen ret kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
Uyuşmazlık, işletme hakkı davacıya ait olan 7212 ruhsat no.lu mermer ocağının davalıya satıldığının tespiti istemine ilişkindir.
6100 sayılı Kanun'un 106,305 inci maddesinin birinci fıkrası, 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
17.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.