Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili banka tarafından davalılardan ... aleyhine İstanbul 1. ATM'nin 2017/109 D. İş sayılı dosyasından haciz kararı aldırdığını, bunun üzerine İstanbul 14. İcra Müdürlüğü'nün 2017/22009 sayılı takip dosyasında icra takibine geçildiğini ve akabinde ilgili tapu müdürlüklerine yazıl yazıldığını ancak taşınmazların el değiştirdiğinin öğrenildiğini, söz konusu tasarrufların alacaklıları ızrar kastı ile yapıldığını ileri sürerek tüm bu nedenlerden dolayı Çanakkale İli, Biga İlçesi, Bozlar Köyü, 1454 parsel sayılı taşınmazın 15.06.2017 tarihinde 35.000,00 TL bedelle (borçlunun 3/8 hissesine tekabül eden 13.125,00 TL denk gelmektedir) davalılardan ...'a devrine ilişkin 15.06.2017 tarih ve 10691 yevmiye nolu tasarrufun iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalılar davanın reddini savunmuştur.

Mahkemenin 23.05.2019 tarihli ve 2017/375 E.-2019/202 sayılı kararı ile iptal şartlarının olmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Davacı vekili istinaf dilekçesinde; yazılı delil ile ispat edilmesi gereken hususlarda tanık beyanlarının esas alındığını, birbirini tanımayan kişilerin resmi satış tarihinden 2 ay öncesinde satış bedelini ödemesinin hayatın olağan akışına uygun olmadığını, dekonttaki 'konut bedeli' ifadesinin hangi konuta ilişkin olduğu belirtilmediğinden yeterli açıklığa sahip olmadığını, bu nedenle tek başına delil teşkil edemeyeceğini keşif tarihinde (28.05.2018) taşınmazın içinde eşya olmadığının tespit edildiğini, söz konusu tasarrufun alacakları ızrar kastı ile yapıldığını, davanın reddinin hatalı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile incelenen kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b,1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.

Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz başvurusunda bulunmuştur.

Davacı vekili istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları temyiz dilekçesinde de beyan ederek kararın bozulmasını talep etmiştir.

Davacı vekili temyiz dilekçesini ibraz ettikten sonra dosyaya verdiği dilekçede, dava konusu borcun, icra dosyasının tahsil ve tasfiye edildiğini, davanın konusuz kaldığını beyan etmiştir.

Dosya içeriğine, mahiyeti ve kapsamına göre uyuşmazlık, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanu'nun 277 ve devamı maddeleri gereğince açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 inci maddesinin birinci fıkrası ve 371 inci maddesi.

2004 sayılı İcra ve İflas Kanun'nun 277 ve devamı maddelerinde düzenlenen tasarrufun iptali hükümleri.

1. Mahkemece verilen karardan sonra temyiz eden davacı vekili tarafından dosyaya ibraz edilen dilekçe ve ekteki belgelerden davanın dayanağı olan İstanbul 14. İcra Müdürlüğü'nün 2017/22009 sayılı icra dosyasına ilişkin borcun ödendiğini, iş bu icra dosyasının tahsil ve tasfiye edildiği, davanın konusuz kaldığı beyan edilmiştir.

İş bu icra dosyası ile ilgili dosya borcu tahsil ve tasfiye edildiği iddiasına göre ilgili icra dosyasının aslının getirtilerek bu konuda alacaklı ve borçlunun da beyanı alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekir.

2. Bozma neden ve şekline göre davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.

Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüne kararın BOZULMASINA,

Değerlendirme bölümünün (2) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına,

Peşin alınan temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine,

HMK nun 373/1 hükmü gereğince; dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

17.04.2024 tarihinde oybirlliği ile karar verildi.