Kabul

Taraflar arasındaki Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin ilk olarak 1984 yılında Amerika’da kurulduğunu ve 30 yılı aşkın süredir sunduğu kalite ve ulaştığı satış rakamları ile dünyanın önde gelen saat, gözlük, deri ürün, çanta, kemer ve aksesuar üreticilerinden biri olduğunu, müvekkilinin “...” ve türevi markalarını birçok uluslararası kuruluş nezdinde tescil ettirdiğini, davalının "..." ibareli marka başvurusuna yaptıkları itirazlarının Marka Dairesi Başkanlığı tarafından kısmen kabul edilerek başvuru kapsamından 26 ncı sınıfta yer alan bir kısım malların çıkarıldığını, bu karara karşı yaptıkları itirazlarının da nihai olarak dava konusu YİDK kararıyla reddine karar verildiğini oysa dava konusu başvuru kapsamında kalan 26 ncı sınıf malların da müvekkilinin tanınmış markalarının kapsamında yer alan mallarla ilişkili olduğunu, bu mallar bakımından da 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin (556 sayılı KHK) 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi ve aynı maddenin dördüncü fıkrasındaki koşulların oluştuğunu, dava konusu ibarenin aynı zamanda müvekkilinin ticaret unvanının asıl unsuru ile de aynı bulunduğunu, davalının "..." ibaresini, müvekkili markasının ülkemizde 18,25 ve 35 inci sınıflarda tescilli olmamasından yararlanarak 2001/16567 tescil numarası ile kötüniyetli olarak tescil ettirdiğini, müvekkilinin anılan marka aleyhine “kullanılmama nedeniyle hükümsüzlük” davası açtığını ve bu davanın sonucunda anılan markanın kısmen hükümsüz kılındığını, bu dava sürecinde davalı tarafın müvekkilinden marka devri için talep ettiği astronomik ücretler karşılanmayınca bu kez de “...” markasını müvekkilinin diğer sınıflarda kullanımını engellemek için “...” ibareli 10’un üzerinde marka başvurusu yaptığını, bu markaların kullanım şeklinin ve stilizasyonunun müvekkilinin tanınmış “...” markasına çok benzediğini, davalı tarafın ... markalarının müvekkilinin tescilli logo tasarımını taklit ederek kullandığını, davalı tarafın müvekkilinin sektörde tanınan eski dönem esintili ürünleri için kullandığı “....” ve “....” slogan markalarını dahi ürettiği ürünlerin üzerinde kullandığını, davalının 18 inci sınıf kapsamındaki ürünlerinin müvekkilinin orijinal ... markalı saatlerinin satıldığı Boyner gibi büyük perakende satış noktalarında bir arada satışa sunulduğunu, tüketicilerin bu ürünlerin müvekkili şirketin ürünü olduğunu zannederek satın aldığını, alınan bu kalitesiz ürünler için müvekkiline yapılan şikayetler neticesinde davalı tarafın haksız kazanç elde ettiğinin ortaya çıktığını, davalının www.....com.tr alan adını kendi adına tescil ettirerek müvekkilinin www.....com adlı internet sitesi görselini birebir taklit ettiğini, davalının iş bu internet sitesinde "dükkanlarımız" başlığı altında ABD’nin FLORİDA eyaletinde 4 adet dükkanı olduğunu beyan ederek tüketicileri yanıltma saikini iyice ortaya koyduğunu, davalı yanın sistematik olarak üçüncü şahısların markalarını kendi adına tescil ettirme girişiminde bulunduğunu, davalının dünyaca tanınmış ... markasını kendi adına tescil ettirdiğini, ... markasını tescil ettirme girişiminin itiraz üzerine reddedildiğini, İzmir Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinde davalının 2001/6567 ve 2014 05894 sayılı markalarının hükümsüz kılınması için açılan dava derdest olduğunu, işbu dava kapsamında davalının kötüniyetli olduğunun tespit edildiğini ileri sürerek, YİDK’ın 08.01.2018 tarih ve 2017-M-11456 sayılı kararın iptali ile dava konusu markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.

1.Davalı kurum vekili cevap dilekçesinde; başvuru markası kapsamında kalan 26 ncı sınıfta bulunan “Yapma çiçekler, Yapma meyveler, saç tokaları, saçı bağlamak için halkalar, değerli metalden olmayan saç süsleri, takma saçlar, postişler, elektrikli veya elektriksiz bigudiler” mallarının davacı markaları kapsamında yer almadığını, bu ürünlerin davacının tanınmış olduğu saat ve deri ürünler ile uzaktan yakından herhangi bir bağlantısının bulunmadığını, davacının ... ibaresinin ticaret unvanının esas unsuru olduğu iddiasından yola çıkarak davalının markasının iptal edilmesinin mümkün olmadığını, markaların tescil koşulları ile ticaret unvanının kullanım koşullarının farklı bulunduğunu, davalının kötüniyetli olduğu yönündeki iddianın da ispat edilemediğini savunarak davanın reddini istemiştir.

2.Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin ... markasını 18,25 ve 35 nci sınıflarda 2001/16567 işlem numarası ile tescil ettirdiğini, davacının müvekkil aleyhine İzmir Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinde 2015/24 Esas sayısı ile açılan dava neticesinde müvekkili markasının 25 inci sınıf emtialar bakımından kullanılmama nedeniyle hükümsüz kılındığını, ancak 18 ve 35 inci sınıflar yönünden markanın hali hazırda müvekkili lehine tescilli olduğunu, dava konusu markanın iş bu 2001 yılında tescil edilen markanın devamı, seri marka niteliğinde olduğunu, davacının Türkiye’de bilinmediği dönemde müvekkilinin ... markasını tanınmış hale getirdiğini, davacı iddiasının tam tersi olarak davacının müvekkilinin bu çabalarından haksız olarak istifade ettiğini, davacı markalarının Türkiye’de sadece 14 üncü sınıf bakımından tescilli olduğunu ve sadece kol saati satışı ile iştigal ettiğini, davacının 2001 yılında gerek Türkiye’de gerekse de dünyanın herhangi bir yerinde tescilli bir markasının bulunmadığını, müvekkilinin 2001 yılından bu yana ... markasını deri ürünleri ve deri aksesuarları bakımından tescil edildiği şekilde kullandığını, bu nedenle kötüniyetli olmadığını, müvekkilinin 2001/16567 sayılı ... ibareli markasını kullanımının uzun yılları kapsadığından taraf markalarının karıştırılmasının mümkün olmadığını, davacının tanınmışlık iddiasının da yerinde bulunmadığını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla davacı markasının günümüzde sektörel tanınmışlığının olduğu varsayılsa bile müvekkilinin ... ibareli markasından kaynaklı müktesep haklarının korunması gerektiğini, müvekkili markasının davacı markasından görsel olarak da tamamen farklı olduğunu, müvekkili ürünlerinin tamamının etiketlerinde “TURKEY” ibaresinin yer aldığını, davacı firmanın belirttiği slogan markalarının davacı adına da tescilli olmadığını, müvekkilinin 18 inci sınıf kapsamında deri ve deri ürünleri ürettiğini, davacının ise 14 üncü sınıf kapsamında yalnızca saat ürettiğini ve 26 ncı sınıf bakımından tescili bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu 2015/102593 sayılı “...” ibareli marka başvurusu ile davacının itiraza ve davaya gerekçe olarak gösterdiği markaları oluşturan ibareler birbirleri ile aynı olmakla birlikte taraf markalarının, uyuşmazlık konusu mallar bakımından 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendindeki koşulları anlamında benzer olarak kabul edilemeyeceği, davacının ... ibareli markasının “saatler” ve bu emtialarla doğrudan/dolaylı bağlantılı olan emtiaları bakımından 556 sayılı KHK’nın sekizinci maddenin dördüncü fıkrası uyarınca tanınmış marka olduğu, markaları oluşturan ibarelerin birebir ayniyetine bağlı olarak tanımışlığın uyuşmazlık konusu olan“Yapma çiçekler, yapma meyveler. Saç tokaları, saçı bağlamak için halkalar, taçlar, değerli metalden olmayan saç süsleri, takma saçlar, postişler, elektrikli veya elektriksiz bigudiler.” emtialarına sirayet edeceği, dava konusu markanın bahsi geçen mallar yönünden tescilinin imaj transferi, tanınmış markanın sulandırılması ve haksız rekabet teşkil edeceğini, davalının bugüne kadar gerçekleştirdiği marka başvurularında kullandığı görseller ve dava konusu marka başvurusunda kullandığı yazım karakterlerinin davacı markaları ile birebir ayniyet göstermesi nedeniyle davalının kötüniyetli olarak kabul edilebileceği, 556 sayılı KHK’nın 8 inci maddesinin üçüncü fıkrası ve aynı maddenin beşinci fıkrasının somut olayda uygulanmasının mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile TÜRK PATENT YİDK'nın 08.01.2018 tarih 2017-M-11456 sayılı kararının davacının itirazının kısmen reddiyle ilgili kısım yönünden; "Yapma çicekler yapma meyveler saç tokaları saç bağlamak için halkalar taçlar değerli metallerden olmayan saç süsleri takma saçlar postişler elektrikli veya elektriksiz bigudiler" yönünden iptaline, dava konusu markanın sayılan mallar yönünden hükümsüzlüğüne karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

1. Davacı vekili katılma yolu ile istinaf dilekçesinde özetle; somut olayda uyuşmazlık konusu mallar bakımında 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendindeki ve aynı maddenin beşinci fıkrasındaki koşulların da oluştuğunu, zira uyuşmazlık konusu malların müvekkili markaları kapsamında yer alan 25 inci sınıf "baş giysileri" malları ile ilişkili olduğunu, bu hususta emsal Yargıtay kararı bulunduğunu, ayrıca uyuşmazlık konusu malların müvekkili markaları kapsamında 9 uncu sınıf "Gözlükler" ve 14 üncü sınıf "takı ve saatler" malları ile de benzer olduğunu, diğer taraftan dava konusu malların müvekkilinin faaliyet gösterdiği moda sektörü ile ilişkili bulunduğunu ileri sürerek ilk derece mahkemesinin aleyhe olan kısmının kaldırılarak davanın kabulünü istemiştir.

2.Davalı kurum vekili istinaf dilekçesinde özetle; uyuşmazlık konusu malların, davacının tanınmış olduğu saat ve deri ürünler ile uzaktan yakından herhangi bir bağlantısının bulunmadığını, bu nedenle 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin dördüncü fıkrasındaki koşulların oluşmadığını, diğer taraftan işaretlerin aynı olmasının tek başına kötü niyet oluşturmayacağını, ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddini istemiştir.

3.Davalı şirket vekili istinaf dilekçesinde özetle; taraflar arasında müvekkiline ait 2001/16567 sayılı markanın hükmüszlüğü istemiyle görülen İzmir Fİkri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2017/175 sayılı dosyasında verilen kararın Yargıtya 11. Hukuk Diaresini'nin 2019/1285 E.-2019/8003 K. sayılı ilamıyla bozulduğunu, ilk derece mahkemesince verilen kararın ve hükme esas alınan raporun anılan bozma ilamında belirtilen gerekçeler karşısında yasal dayanaktan yoksun olduğunu, Yargıtay bozma ilamında belirtildiği gibi davacı markalarının tanınmışlığının 2001/16567 sayılı markanın başvuru tarihi itibariyle ispat edilmesi gerektiğini, ancak bu tarihte davacı markalarının tanımış olmadığını, davacı marklarının tanınmış olduğu kabul edilse dahi bu tanınmışlığın uyuşmazlık konusu mallara sirayet edeceğine dair delil bulunmadığını, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda müvekkili delillerin değerlendirilmediğini, eksik incelemeye dayalı olduğunu, müvekkilinin kötü niyetli olmadığını, 2001/16567 sayılı markasını yıllardır kullandığını, benzer marka başvuruları hakkında verilen YİDK kararlarında da müvekkilinin kötü niyetli olmadığının açıklandığını, dava konusu başvurunun müvekkilinin 2001/16567 sayılı markasının birebir aynısı olduğunu, dava konusu başvuru üzerinde müktesep hakkının bulunduğunu, davacı markalarının müvekkilinin anılan markasının tescilli olduğu 18,25 ve 35 inci sınıfta kullanılmadığını, uyuşmazlık konusu malların davacı markalarının tescil kspamında yer alan mallarla ilişkili olmadığını, ayırca davalı Kurum nezdinde tescilli çok sayıda "..." ibareli marka bulunduğunu, müvekkilinin "..." markasının ayırt edici hale geldiğini ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak, davanın reddini istemiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, dava konusu 2015/102593 sayılı "..." ibareli marka ile davacının itirazına mesnet "..." ibareli markaları arasında, işaretler bakımından ayniyet düzeyinde benzerlik bulunduğu, davacı markalarının özellikle saat emtiasında tanınmış olduğu, tarafların marka işaretleri arasındaki benzerlik ve davacı markalarının "saat" emtiasındaki tanınmışlık düzeyi dikkate alındığında somut olayda uyuşmazlık konusu 26 ncı mallar bakımından 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin dördüncü fıkrası koşullarının oluştuğu, davalı şirket tarafından, 2001/16567 sayılı markalarının başvuru tarih itibariyle davacı markalarının tanınmışlığının ispatlanması gerektiği ileri sürülmüşse de somut olay bakımından tanınmışlığın dava konusu başvuru tarihi itibariyle gerçekleşip gerçekleşmediğinin tespitinin gerektiği, mahkemece alınan bilirkişi raporunda da açıklandığı üzere davacı markalarının dava konusu başuru tarih itibariyle özellikle saat emtiasında tanınmış olduğu ve bu tanınmışlık seviyesinin yüksek bulunduğu, diğer taraftan davalı Şirketin 2001/16567 sayılı markasının dava konusu başvuru yönünden müktesep hak teşkil etmediği gibi dava konusu marka başvurusunun kötü niyetli de olduğu, zira 2001/16567 sayılı marka kapsamında uyuşmazlık konusu 26. sınıf malların bulunmadığı, dava konusu başvurunun davalı Şirketn önceki markasının bir türevi olmadığı aksine davacı markalarına yaklaştığı, dava konusu başvurunun davacı markaları ile aynı yazım karakteri ile birebir aynı olacak şekilde oluşturulduğu, tarafların uzun yıllardır husumet içinde bulunduğu da gözetildiğinde davalının davacının markaları ile ayniyet derecesinde benzer marka başvurusunda bulunmasının kötü niyet oluşturduğu, her ne kadar davalı Şirket tarafından, 2001/16567 sayılı markasının hükümüsüzlüğü için davacının açtığı davada Yargıtay 11. Dairesinin 2019/1285 E., 2019/8003 K. sayılı ilamıya kötü niyetli olmadıklarının kabul edildiği ileri sürmüşse de her marka başvurusunun kendi koşullarına göre değerlendirilmesi esas olduğundan, davalı Şirket tarafından belirtilen Yargıtay kararının işbu uyuşmazlığa emsal teşkil etmeyeceği, öte yandan somut olay bakımından 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin beşinci fıkrasındaki koşulların da bulunmadığı gerekçesiyle davalılar vekillerinin tüm kalan sair istinaf itirazlarının esas yönünden reddine, davacı vekilinin istinaf incelemesinin ise İlk Derece Mahkemesince tarafların marka işaretleri benzer kabul edilmekle birlikte emtia benzerliğine ilişkin şart gerçekleşmediğinden somut uyuşmazlık açısından 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca iltibas koşullarının bulunmadığı kabul edilerek yazılı şekilde karar verildiği ancak, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin yerleşik kararlarında açıklandığı üzere mal ve hizmetler arasında benzerlik olup olmadığı değerlendirilirken her iki grup mal ve hizmetlerin aynı tüketici kitlesine hitap edip etmediği, birbirine alternatif olup olmadıkları, aynı dağıtım veya dolaşım yollarına sahip olup olmadığı, hammadde-mamül ilişkisinin bulunup bulunmadığı, birbirlerini bütünleyici/ tamamlayıcı olup olmadıkları gibi hususlarının dikkate alınması gerektiği, bu kapsamda somut olaya bakıldığında uyuşmazlık konusu mallar 26 ncı sınıf "yapma çicekler, yapma meyveler, saç tokaları saç bağlamak için halkalar taçlar değerli metallerden olmayan saç süsleri takma saçlar postişler elektrikli veya elektriksiz bigudiler" malları olduğu ve bu mallardan "yapma çicekler, yapma meyveler, saç tokaları, saç bağlamak için halkalar, taçlar, değerli metallerden olmayan saç süsleri, takma saçlar, postişler" in davacının markalarında 25 inci sınıfta yer alan baş giysisi aksesuarlarının bir parçası olarak kullandıkları gibi esasen uyuşmazlık konusu olan tüm 26 ncı sınıf ürünler ile davacı markalarında yer alan baş giysileri ürünleri aynı ihtiyacın farklı farklı yönlerini gideren ürünler olduğu (Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2018/4081 E.-2019/5688 K. sayılı ilamında da benzer sonuçlara ulaşılmıştır.) bu nedenle uyuşmalık konusu 26 ncı sınıf mallar ile davacının itirazına mesnet markaları kapsamında yer alan "Baş giysileri" mallarının ilişkili mallar olduğu, taraf markalarının ayniyet derecesinde benzerliği de gözetildiğide, somut olay bakımından 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin birinci maddesinin (b) bendi kapsamındaki iltibas koşullarının da oluştuğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

1.Davalı şirket vekili temyiz dilekçesinde özetle; taraflar arasında müvekkiline ait 2001/16567 sayılı markanın hükmüszlüğü istemiyle görülen İzmir Fİkri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2017/175 sayılı dosyasında verilen kararın Yargıtya 11. Hukuk Dairesinin 2019/1285 E.-2019/8003 K. sayılı ilamıyla bozulduğunu, İlk Derece Mahkemesince verilen kararın ve hükme esas alınan raporun anılan bozma ilamında belirtilen gerekçeler karşısında yasal dayanaktan yoksun olduğunu, Yargıtay bozma ilamında belirtildiği gibi davacı markalarının tanınmışlığının 2001/16567 sayılı markanın başvuru tarihi itibariyle ispat edilmesi gerektiğini, ancak bu tarihte davacı markalarının tanımış olmadığını, davacı marklarının tanınmış olduğu kabul edilse dahi bu tanınmışlığın uyuşmazlık konusu mallara sirayet edeceğine dair delil bulunmadığını, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda müvekkili delillerin değerlendirilmediğini, eksik incelemeye dayalı olduğunu, müvekkilinin kötü niyetli olmadığını, 2001/16567 sayılı markasını yıllardır kullandığını, benzer marka başvuruları hakkında verilen YİDK kararlarında da müvekkilinin kötü niyetli olmadığının açıklandığını, dava konusu başvurunun müvekkilinin 2001/16567 sayılı markasının birebir aynısı olduğunu, dava konusu başvuru üzerinde müktesep hakkının bulunduğunu, davacı markalarının müvekkilinin anılan markasının tescilli olduğu 18,25 ve 35 inci sınıfta kullanılmadığını, uyuşmazlık konusu malların davacı markalarının tescil kspamında yer alan mallarla ilişkili olmadığını, ayırca davalı Kurum nezdinde tescilli çok sayıda "..." ibareli marka bulunduğunu, müvekkilinin "..." markasının ayırt edici hale geldiğini ileri sürerek ilk kararının bozulmasını istemiştir.

2.Davalı kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle; uyuşmazlık konusu malların, davacının tanınmış olduğu saat ve deri ürünler ile uzaktan yakından herhangi bir bağlantısının bulunmadığını, bu nedenle 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin dördüncü fıkrasındaki koşulların oluşmadığını, taraf işaretlerin aynı olmasının tek başına kötü niyet oluşturmayacağını, ileri sürerek kararının bozulmasını istemiştir.

Uyuşmazlık,YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.

1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2. 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesi.

1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalılar vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

17.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.