DAVA TÜRÜ-
BİRLEŞEN DAVA: Elatmanın Önlenmesi ve Yıkım
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalılar tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
-KARAR-
Davacı, maliki olduğu 813 ada 2 parsel sayılı taşınmaza bitişik taşınmaz olan 1 parsel sayılı taşınmazda inşa edilen yapının taşkın olduğunu ileri sürerek davalıların elatmasının önlenmesi, taşkın kısmın yıkılmasına ve ecrimisile, aksi takdirde yıkım fahiş zarar doğuracaksa bedeli karşılığından taşkın kısmın mülkiyetinin davalılar adına tesciline karar verilmesini istemiş, birleştirilen davada yıkım isteğini genişleterek 10m² alanın daha yıkılmasına karar verilmesini istemiştir.
Davalılar, binanın yıkılması halinde büyük zararlarının doğacağını belirterek davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, asıl ve birleştirilen davanın kabulüne, ecrimisil isteği ile ilgili talebi atiye bırakıldığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına dair verilen karar, Yargıtay 1.Hukuk Dairesince " ... dava konusu olan yapının imar uygulaması sonucu davacı taşınmazına taşkınlığının ortaya çıktığı dosya kapsamı ile sabittir. Hal böyle olunca yukarıdaki ilkeler gözetilerek taşkın yapı bedeli davacıya depo ettirilmek suretiyle elatmanın önlenmesi ve yıkıma karar verilmesi, tecavüzlü durumun davalıların iradesi dışında kamusal tasarruf ile oluştuğu dikkate alınarak davalıların yargılama giderlerinden sorumlu tutulmaması gerekirken değinilen hususlar gözardı edilerek yazılı olduğu üzere hüküm kurulmuş olması doğru değildir ... " gerekçesiyle bozulmuş, Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda asıl ve birleştirilen davanın kabulü ile 2.54m²'lik kısma davalıların elatmasının önlenmesine, taşkın kısmın yıkılmasına, depo edilen 5.994 TL'nin davalılara ödenmesine, ecrimisille ilgili olarak karar kesinleştiğinden yeniden karar verilmesine yer olmadığına dair verilen karar, davalılarca temyiz edilmiştir.
Dava, çaplı taşınmaza elatmanın önlenmesi, ecrimisil, yıkım aksi halde bedeli karşılığından temliken tescil isteklerine ilişkindir.
Mahkemece, yapılan inceleme ve araştırmanın karar vermeye yeterli olduğu söylenemez.
Şöyle ki, her ne kadar bozma ilamı doğrultusunda taşkınlığın imar uygulaması sonucu oluştuğu tespit edilerek bedel depo edilmiş ise de yapının taşkın kısmının yıkılması durumunda tüm binanın mı yıkılacağı veya yıkım sonucunda yapının statik durumunun ne şekilde etkileneceği tespit edilmeden sonuca gidilmiştir.
Hal böyle olunca, mahallinde keşif yapılarak, taşkın kısmın yıkılması durumunda binanın tamamının mı yıkılacağı yoksa taşkın kısmın ayrı olarak yıkılmasının mümkün olup olmadığı yönünde bilirkişiden ayrıntılı ve denetime elverişli rapor alınması, yıkım sonucunda binanın statik durumunun bundan ne şekilde etkileneceği saptanması, binanın tümünün yıkılması gerekiyorsa tüm binanın değeri aksi takdirde yıkılacak kısmın değerinin depo edilmesi gerektiğinin değerlendirilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik bilirkişi raporu ile yetinilerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
Kabule göre de; davacının terditli istekte bulunduğu gözetilerek bedeli karşılığında taşkın arazi parçasının davalılar adına tescili isteği tartışılıp değerlendirilerek bu konuda olumlu veya olumsuz bir karar verilmesi gerekirken bu hususun gözardı edilmesi de doğru değildir.
Yukarıda yazılı nedenlerle davalıların temyiz itirazları yerinde görüldüğünden, Kabulüyle, kararın 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3. maddesi yollaması ile HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, istek halinde peşin harcın temyiz edene iadesine, 12.03.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.