SAYISI: 2022/İHK-737

SAYISI: 2021/150863

Taraflar arasındaki sigorta tahkim yargılaması sonunda, Uyuşmazlık Hakem Heyetince başvurunun kabulüne karar verilmiştir.
Karara davalı vekili tarafından itiraz edilmesi üzerine, İtiraz Hakem Heyetince itirazın kabulüne karar verilmiştir.

İtiraz Hakem Heyeti kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacı vekili dava dilekçesinde; davalıya zorunlu trafik sigortalı aracın, yaya durumdaki davacı ile çarpmasıyla oluşan 08.01.2019 tarihli trafik kazası sonucunda davacının malul kaldığını iddia ederek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 5.000,00 TL tazminatın avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş; ıslah dilekçesiyle taleplerini 87.545,44 TL'ye yükseltmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde; sorumluluklarının sigorta limiti ile sınırlı olduğunu, davacı ile aralarında Avukatlık Kanunu'nun 35 inci maddesinin A fıkrasına göre uzlaşma sağlandığını, davanın kesin hüküm nedeni ile reddi gerektiğini, kusur durumunun ispatı gerektiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; başvurucunun geçirmiş olduğu trafik kazası nedeni ile malul kaldığı, davalı ... şirketinin kazaya karışan aracın ZMMS poliçesi uyarınca işletene düşen hukuki sorumluluğu üstlenmesi nedeni ile sorumluluğunun bulunduğu gerekçesi ile başvuru sahibinin talebinin kabulü ile 67.723,83 TL sürekli iş göremezlik tazminatı, 8.083,60 TL bakıcı gideri tazminatı ile 10.974,12 TL geçici iş göremezlik tazminatı olmak üzere toplam 86.781,55 TL tazminatın 02.03.2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.

A. İtiraz Yoluna Başvuranlar

Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili itiraz başvurusunda bulunmuştur.

B. İtiraz Sebepleri
Davalı vekili itiraz dilekçesinde; Avukatlık Kanunu kapsamında yapılan uzlaşma nedeni ile davanın reddi gerektiğini, hesaplamaya ilişkin raporun hatalı olduğunu, geçici iş göremezlik ve geçici bakıcı gideri tazminatlarından davacının sorumluluğu olmadığını, maluliyet raporunun yönetmeliğe uygun olmadığını, kusur durumunun kabul edilemeyeceğini, hesaplamanın TRH 2010 Yaşam Tablosu ile 1,8 teknik faiz yöntemine göre yapılması gerektiğini, davacının müterafik kusurlu olduğunu, tarifeye göre hesaplanacak vekalet ücretinin beşte birine hükmedilmesi gerektiğini savunarak, Uyuşmazlık Hakem Heyetince verilen kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Avukatlık Kanunu'nun 35 inci maddesinin A fıkrasına göre uzlaşma tutanağının ilam hükmünde olduğu, tutanağın geçerlilik şartının taraf vekilleri ile asillerce imzalanmış olması gerektiği, davalı tarafından sunulan tutanakta asillerin ve vekillerin imzasının bulunduğu, tutanak dışındaki miktarlar hakkında davacının talep hakkının bulunmadığı gerekçeleri ile davalı vekilinin itirazının kabulü ile Uyuşmazlık Hakem Heyeti kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmiştir.

İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Davacı vekili temyiz dilekçesinde; tutanağın ilam hükmünde sayılabilmesi için gerekli olan şartları sağlamadığını, uzlaşmaya ilişkin tutanağın davalı vekili tarafından imzalanmadığını, ilam hükmünde olmadığını, tutanağın yasal süre içerisinde dosyaya delil olarak sunulmadığını iddia ederek İtiraz Hakem Heyeti kararının bozulmasını istemiştir.

Uyuşmazlık, davalı ... tarafından karayolları motorlu araçlar zorunlu mali sorumluluk sigortası (ZMSS) poliçesi ile teminat altına alınan aracın, yaya durumdaki davacı ile çarpışması sonucu davacının yaralanması nedeniyle uğradığı sürekli iş göremezlik, geçici iş göremezlik ve geçici bakıcı gideri tazminatı talebine ilişkindir.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 371 inci maddesi, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 54 üncü maddesi, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85,86,88,89,90 ve 111 inci maddeleri, 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu 30 uncu maddesi, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları.

Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Açıklanan sebeplerle;

Davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan İtiraz Hakem Heyeti kararının ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacıya yükletilmesine,
Dosyanın mahkemeye gönderilmesine,
17.04.2024 tarihinde Üye ...'ın karşı oyu ve oy çokluğuyla karar verildi.

(Karşı oy)

Davacı vekili, davadan önce davalı tarafından bir kısım ödeme yapıldığını, ancak tazminat miktarı yetersiz kaldığından 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 111 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca ibranamenin geçersiz olduğunu ileri sürerek bakiye zararın tazminini talep etmiştir.

Uyuşmazlık Hakem Heyeti tarafından, davacının bakiye tazminatı belirlenerek başvurunun kabulüne karar verilmiş, İtiraz Hakem Heyetince ise, Avukatlık Kanunu'nun 35 inci maddesinin (A) fıkrasına göre düzenlenen uzlaşma tutanağı ilâm hükmünde olduğundan bahisle Uyuşmazlık Hakem Heyeti kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmiştir.
2918 sayılı Kanun'un 111 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, tazminat miktarlarına ilişkin olup da yetersiz veya fahiş olduğu açıkça belli olan anlaşma veya uzlaşmaların yapıldıkları tarihten başlayarak iki yıl içinde iptal edilebileceği öngörülmüştür.
Davacının, bizzat sigorta şirketine başvurusu üzerine yapılan ödeme nedeniyle uzlaşma sağlanmış olması yahut ibra olunması durumunda, ödenmiş olan miktar ile gerçek zarar arasında fahiş fark olması halinde bu farkın talep edilebileceği KTK 111. maddesinde düzenlenmişir.
1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 35/A maddesi genel mahiyette bir düzenleme olup, taraf vekillerince (avukat) tüm hukuki uyuşmazlıklarda uygulama yeri bulacağı tartışmasızdır. Ancak KTK 111. maddesi, Kanunu'nun amacı da gözetildiğinde haksız fiile ilişkin özel bir uyuşmazlık alanı ile ilgili düzenlemeyi içermektedir. Avukatlık Kanunu'nun 35/A maddesindeki iş bu düzenleme, KTK 111. maddesindeki özel düzenlemeyi işlevsiz hale getirecek şekilde yorumlanamaz.
Somut olaya gelince; davacı tarafından yapılan başvurunun, ödemeden sonra iki yıl içerisinde yapıldığı dikkate alındığında, zarar sorumlusu davalı ... şirketince ödenen bedelin ödeme tarihi itibarıyla yeterli olup olmadığının belirlenmesi için öncelikle, ödeme tarihindeki verilere göre tazminat hesabının yapılması ve hesaplanan bu bedel ile davalı tarafından ödenen bedel arasında fahiş fark olup olmadığının saptanması; fahiş fark var ise zarar ve yararın denkleştirilmesi ilkesi gereğince hesap raporunun düzenlendiği tarihe kadar geçen süre için yasal faiz uygulanmak suretiyle hesaplanan tutardan, en son olarak davalı tarafından yapılan ödeme mahsup edilerek bakiye zararın hesaplanmasının gerektiği görüşünde olduğumdan Daire çoğunluğunun “Onama” görüşüne katılmıyorum.