Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

Davacı vekili, dava dilekçesinde belirtilen dava konusu taşınmazlarda vekil edeninin de hissesi olduğunu, davalının tarla niteliğindeki taşınmazları ekip dikerek, daireleri kiraya vererek gelir elde ettiğini belirterek, 10.000,00 TL ecrimisilin davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüyle 212 ada 25 parsel sayılı taşınmazda bulunan 6 adet dükkan ve 6 adet daire nedeniyle 26.12.2007-26.12.2008 dönemine ilişkin olarak 5.818,40 TL, 26.12.2008-26.12.2009 dönemine ilişkin olarak 3.096,00 TL ecrimisilin davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir. Hüküm, davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, ecrimisil isteğine ilişkindir.

1. Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamından; dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller Mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre, davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

2. Davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelemesine gelince;
Gerek öğretide ve gerekse yargısal uygulamalarda ifade edildiği üzere ecrimisil, diğer bir deyişle haksız işgal tazminatı, zilyet olmayan malikin, malik olmayan kötüniyetli zilyetten isteyebileceği bir tazminat olup, 08.03.1950 tarihli ve 22/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında; fuzuli işgalin tarafların karşılıklı birbirine uygun iradeleri ile kurduğu kira sözleşmesine benzetilemeyeceği, niteliği itibarı ile haksız bir eylem sayılması gerektiği, haksız işgal nedeniyle oluşan zararın tazmin edilmesi gerekeceği vurgulanmıştır. Ecrimisil, haksız işgal nedeniyle tazminat olarak nitelendirilen özel bir zarar giderim biçimi olması nedeniyle, en azı kira geliri karşılığı zarardır. Bu nedenle, haksız işgalden doğan normal kullanma sonucu eskime şeklinde oluşan ve kullanmadan kaynaklanan olumlu zarar ile malik ya da zilyedin yoksun kaldığı fayda (olumsuz zarar) ecrimisilin kapsamını belirler. Haksız işgal, haksız eylem niteliğindedir (YHGK'nin 25.02.2004 tarihli ve 2004/1-120-96 sayılı kararı).

Tüm dosya kapsamı birlikte incelendiğinde; Mahkemece sadece 212 ada 25 parsel sayılı taşınmazda bulunan 6 adet dükkan ve 6 adet daire nedeniyle ecrimisilin kabulüne karar verildiği, taşınmazın tamamının tarafların murisi ... adına kayıtlı olduğu, ...'in Kulu Noterliği'nin 09.07.2004 tarihli ve 3664 yevmiye numaralı düzenleme şeklinde vasiyetnamede 212 ada 25 parselde bulunan bir kısım bağımsız bölümlerin de davalı ...'e vasiyet edildiği anlaşılmaktadır. Davalının vasiyetname kapsamında kendisine vasiyet edilen taşınmazlar yönünden kötüniyetli olduğundan söz edilmemez. O halde, Mahkemece kabul edilen 212 ada 25 parsel sayılı taşınmazda bulunan 6 adet dükkan ve 6 adet daire yönünden vasiyetname kapsamında kalan taşınmazlar yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olmuştur.

Davalı vekilinin temyiz itirazları yukarıda 2. bentte gösterilen sebeplerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının yukarıda 1. bentte gösterilen sebeplerle reddine, HUMK'un 440/I. maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 25,20 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 29,20 TL harcın davacıdan alınmasına, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 12.03.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.