ŞİKAYETÇİ: ... Kırtasiye Gıda Nak. İnş. San. Ve Tic. Ltd. Şti.
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun süresi, kararın niteliği ve suç tarihine göre, şikayetçi vekilinin temyiz dilekçesi içeriğine göre sadece sanık ... hakkında kurulan hükmü temyiz ettiği anlaşılmakla dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
1- Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 14/02/2012 tarih, 2011/505,509,513 E, 21/02/2012 tarih, 2011/506,510,511,621 E sayılı kararlarında açıklandığı üzere “ tacir sayılan limited şirketlerin, temsil ve idareye yetkili müdürlerinin, sorumlu oldukları şirketlerin ticareti terk etmeleri halinde; İcra İflas Kanunu'nun 44. maddesindeki yükümlülükleri yerine getirmeyeceklerine ilişkin bir istisnaya yer verilmediğine göre, tıpkı gerçek kişi tacirler gibi aynı kanunun 337/a maddesi uyarınca cezalandırılmalarına bir engel bulunmadığı “ yönündeki ulaşılan sonucun zaman içerisinde yerleşik uygulamaya dönüşmüş olması, ticareti terk eden tacir açısından; muhatapların haklarını korumaya yönelik olarak İİK'nın 44. maddesi ile ticareti terk eden bir tacire; 15 gün içerisinde keyfiyeti kayıtlı bulunduğu ticaret siciline bildirme ve bütün aktif ve pasifi ile alacaklılarının isim ve adreslerini gösteren bir mal beyanında bulunma, ticaret sicili memurluğunca ticaret sicili ilanlarının yayınlandığı gazete'de ve alacaklıların bulunduğu yerlerde de mutat ve münasip vasıtalarla ilan etme ve ilan masraflarını da ödeme yükümlülükleri yüklenmiş, bu yükümlülüklere aykırı davranmanın yaptırımı ise İİK'nın 337/a maddesinde düzenlenmiş olup, takibi şikayete bağlı olan seçimlik hareketli bu suçun;
- İİK'nın 44. maddesine göre mal beyanında bulunulmaması,
- Mal beyanında mevcudun eksik gösterilmiş olması,
- Aktifte yer alan malın veya yerine kaim olan değerin haciz veya iflas sırasında gösterilmemesi,
- Mal beyanından sonra, beyan edilen bu mallar üzerinde tasarruf edilmesi” şeklinde sıralanan seçimlik hareketlerden herhangi birisinin işlenmesiyle, diğer koşulların da (alacaklının zarar görmesi ve borçlunun tacir olması gibi...) gerçekleşmesi halinde oluşacağı konusunda gerek uygulamada gerek öğretide herhangi bir duraksamanın mevcut olmaması ve somut olayımızda bu eylemden dolayı şikayetçi olan müştekinin zarar gördüğünün dosya içeriğinden anlaşılması karşısında; borçlu ticaret şirketinin kayıtlı olduğu Vergi Dairesi Müdürlüğünden şikayet tarihini de kapsayan en son verdiği beyanname örnekleri getirtildikten ve tüm deliller birlikte değerlendirildikten sonra sonucuna göre hukuki durumun takdiri yerine eksik kovuşturma ile yetinilerek yazılı şekilde mahkumiyet kararı verilmesi,
2- Şikayetçi vekilinin 13/02/2014 tarihli şikayet dilekçesinde, sanığın İİK’nın 337/a maddesi uyarınca cezalandırılması isteği ile birlikte aynı Kanun’un 333/a maddesi uyarınca da cezalandırılmasını talep etmesi karşısında, bu konuda bir hüküm kurulmaması,
Kanuna aykırı ve şikayetçi vekilinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden olarak HÜKMÜN, 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesine 20/06/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.