SUÇLAR: Görevi yaptırmamak için direnme, hakaret
HÜKÜMLER: Mahkumiyet
Yerel Mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararların niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1- TCK'nın 265. maddesinde "görevi yaptırmamak için direnme" başlığıyla "seçimlik hareketli" ve "amaçlı bir fiil" olarak düzenlenen ve görevin yapılmasını önleme maksadıyla kamu görevlisine karşı gelinmesi eylemleri cezalandırılan suç tipinde; hareketin "cebir veya tehdit" şeklindeki icrai davranışlarla işlenebileceği ve belirtilen tipik hareketleri içermeyen pasif direnme fiillerinin bu suçu oluşturmayacağı öngörülmüştür. Bu suçta korunan hukuki yarar, kamu idaresinin güvenilirliği ve işleyişi olup; kamu faaliyetlerine kişilerin saygı göstermelerinin sağlanması ve kamu görevlerinin yerine getirilmesini, dolayısıyla da kamu görevini yerine getirenleri engellemeye yönelik fiillerin önüne geçilmesi amaçlanmıştır. Görevi yaptırmamak için direnme suçunda, kamu görevlisinin görevini yapmasını engellemek amacıyla, cebir veya tehdit niteliğindeki davranışların yanı sıra engellenmek istenen işin o kamu görevlisinin görevine giriyor olması gerekir. Bu açıklamalar ışığında somut olayda, tutuklu olan sanıkların, duruşmadan çıkarılıp nezarethaneye konulduktan sonra müştekilere “sizlerle görüşeceğiz, buradan çıkarız” dediğinin kabul edilmesi ve nezarethanede bulunan sanıkların, müştekilerin görevlerini yapmalarını engelleyebilecek bir durumda bulunmadıklarının anlaşılması karşısında, sanıklar tarafından müştekilerin hangi görevlerinin yapılmasına engel olmak için tehdit kullandığı denetime imkan verecek şekilde gerekçeleriyle karar yerinde gösterilmeden ve eylemlerin TCK’nın 106/1. maddesinde yer alan tehdit suçunu oluşturup oluşturmadığı tartışılmadan yetersiz gerekçeyle sanıklar hakkında yazılı şekilde karar verilmesi,
2- Hakaret fiillerinin cezalandırılmasıyla korunan hukuki değer, kişilerin onur, şeref ve saygınlığı olup, bu suçun oluşabilmesi için, davranışın kişiyi küçük düşürmeye matuf olarak gerçekleşmesi gerekmektedir. Bir hareketin tahkir edici olup olmadığı bazı durumlarda nispi olup, zamana, yere ve duruma göre değişebilmektedir. Kamu görevlileri veya sivil vatandaşa yönelik her türlü ağır eleştiri veya rahatsız edici sözlerin hakaret suçu bağlamında değerlendirilmemesi, sözlerin açıkça, onur, şeref, ve saygınlığı rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnadını veya sövmek fiilini oluşturması gerekmektedir. Somut olayda, sanık ...’in söylediği "lan" şeklinde kaba hitap tarzı niteliğindeki sözün müştekilerin onur, şeref ve saygınlığını rencide edici boyutta olmaması nedeniyle hakaret suçunu oluşturmadığı gözetilmeden ve sanık tarafından söylendiği kabul edilen “ hakim savcının a... sinkaf ederiz” şeklindeki ifadenin de ne şekilde jandarma personeli olan mağdurlara yönelik söylenmiş olduğu kanaatine varıldığı açıklanıp tartışılmadan, sanık ... hakkında mahkumiyet hükmü kurulması,
3- Sanık ...’nın adli sicil kaydında yer alan Antalya 12. Sulh Ceza Mahkemesi’nin 31/05/2012 tarih, 2012/210 Esas, 2012/1180 Karar sayılı ilamı ile uyuşturucu madde kullanma suçundan hükmolunan erteli 10 ay hapis cezasının tekerrüre esas alınması karşısında, hükümden sonra 28/06/2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 68. maddesi ile getirilen düzenleme sebebiyle, ilgili ilama ilişkin uyarlama yapılarak sonucuna göre tekerrür, hükmün açıklanmasının geri bırakılması, erteleme, seçenek yaptırımlara çevirme hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağı hususunun değerlendirilmesi gerekliliği,
4- TCK'nın 53/1-b maddesinde yer alan hak yoksunluğunun, uygulanmasına ilişkin hükmün, Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarih ve 2014/140 esas, 2015/85 sayılı kararıyla iptal edilmesi nedeniyle uygulanma olanağının ortadan kalkmış olması,
Kanuna aykırı, sanık ... ve ...’nın temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden, tebliğnamedeki isteme aykırı olarak HÜKÜMLERİN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 20/06/2018 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.