Mahkumiyet
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararların niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1- Sanığın savunmasında, katılana “sana terbiye verenin anasını sinkaf ederim” dediğini belirtmesi, 01.12.2013 tarihli olay tutanağı ve tanık ...’nın da sanığın anlatımını desteklemesi karşısında, tanık ...’nun aşamalarda çelişkili beyanda bulunduğu gözetilip, tanık anlatımları arasındaki çelişkilerin giderilmeye çalışılması, giderilemediği takdirde hangi beyana hangi nedenle üstünlük tanındığı açıklanıp tartışılmaksızın, eksik incelemeyle sanığın eylemini, kişinin mensup bulunduğu dine göre kutsal sayılan değerlerden bahisle gerçekleştirdiğinin kabul edilmesi,
2- Tanık ...’nun beyanında, tarafların karşılıklı olarak birbirlerine hakaret ettiklerini söylemesi karşısında, sanık hakkında TCK’nın 129. maddesinde düzenlenen haksız tahrik hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının karar yerinde tartışılması gerektiğinin gözetilmemesi,
2- Kabule göre de;
Hüküm fıkrasında uygulama maddesi olarak TCK’nın 125/3-c madde ve fıkrası yerine aynı Kanunun 125/3-a madde ve fıkrası şeklinde yazılması,
Kanuna aykırı, sanık ...’ın temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden, tebliğnamedeki isteme uygun olarak HÜKMÜN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 20/06/2018 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.