Mahkûmiyet
Sanık hakkında verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Manisa Cumhuriyet Başsavcılığının 05.01.2017 tarihli iddianamesi ile sanık hakkında temyizin kapsamına göre kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan dava açılmıştır.
2. Manisa 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 10.08.2017 tarihli kararı ile sanık hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan cezalandırılmasına karar verilmiştir.
3. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesinin 16.03.2020 tarihli kararı ile sanık müdafiinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Sanık müdafiinin temyiz sebepleri, suçun unsurlarının oluşmadığına, yeterli delil olmadığına, adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine, mağdurenin müvekkili ile geçirdiği 6 gün boyunca hiçbir kaçma teşebbüsünde bulunmadığına, atılı suçun işlenmediğine ilişkindir.
Temyizin kapsamına göre;
1. Dava konusu olay, sanığın suç tarihinde resmi nikahlı eşi olup bir süredir ayrı yaşadığı mağdureyi çalıştığı iş yerine giderek zorla aracına bindirip Torbalı'ya, oradan da Kemalpaşa'ya götürerek en son Manisa iline getirdiği, burada uzun süre araç içerisinde mağdureyi alıkoyduğu ve yanından ayrılmasına müsaade etmediği ve bu suretle hürriyetinden alıkoyduğu iddiasına ilişkindir.
2. Sanık, kendisine iftira atıldığını, suçlamayı kabul etmediğini, olay günü eşini dışarıda gördüğünü konuşarak birlikte Torbalı'ya abisinin evine gittiklerini, sonrasında Kemalpaşa'ya gittiklerini oradan da Manisa'ya döndüklerini, atılı suçlamaları kabul etmediğini beyan ettiği anlaşılmıştır
3. Mağdure hakkında alınan adli muayene raporunda, basit tıbbi müdahale ile giderilebilir şekilde yaralandığı, jinekolojik muayenesinde ise travmatik lezyon tanımlanmadığı belirtilmiştir.
4. Mağdure, eşi olan sanığa boşanma davası açtığını, olay günü çalıştığı iş yerine gelerek zorla araca bindirdiğini, aracıyla açık adresini bilmediği bir yere götürdüğünü, zorla alıkoyduğunu, aracının bağajında taşıdığı pompalı tüfek ile öldürme tehdidinde bulunduğunu, tekme ve yumrukla darp ettiğini, hattı kırıp telefonunu aldığını, yaklaşık bir haftadır gittiği her yere götürüp, araçta kilitli bıraktığını, akşamları eve götürdüğünü, son dört gündür araçta kaldıklarını, 17.10.2016 günü stadyum yanındaki yerin, duvar tadilatı işini aldığını, kendisini de buraya getirdiğini, araçta kilitli bıraktığını, tuvalete gideceğim diyerek izin aldığını, anahtarla aracı kilitleyip kaçarak polise gittiğini beyan ettiği anlaşılmıştır.
5. 17.10.2016 tarihli 15.30 zamanlı yakalama tutanağına göre, sanığın Gençlik Spor İl Müdürlüğü yanındaki inşaatta mağdurenin beyanında belirttiği üzere çalışır vaziyette iken konu hakkında bilgi verilerek yakalandığı belirtilmiştir.
Sanığın eylemini 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nu (5237 sayılı Kanun) 109 uncu maddesinin beşinci fıkrasında belirtilen cinsel amaçla gerçekleştirmiş olduğu anlaşıldığından sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 109 uncu maddesinin beşinci fıkrasının uygulanmaması suretiyle eksik ceza tayini aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
1. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 17.05.2022 gün ve 2020/248 Esas, 2022/359 Karar sayılı ilamı ve 05.08.2017 tarihinde Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 20.07.2017 tarihli ve 7035 sayılı Kanun'un 15 inci maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun'un 280 inci madde birinci fıkra (a) bendi ve aynı Kanun'un 303 üncü madde birinci fıkra (a) bendinde yer alan düzenlemeler karşısında; İlk Derece Mahkemesi'nden gelen dava dosyasının tekemmül ettiği, başkaca toplanması gereken delil bulunmadığı hallerde Bölge Adliye Mahkemesi'nce duruşma açılmaksızın 'hukuka aykırılığın düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine" şeklinde sanığın beraatine, davanın düşmesine ya da alt ve üst sınırı olmayan sabit bir cezaya hükmolunmasına karar verilebileceğinden; Tebliğname'deki bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir.
2. Olaylar olgular bölümünde belirtilen hususlar ile dava dosyası kapsamındaki tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde, sanığın üzerine atılı kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu işlediğine yönelik Mahkemenin suçun sübutu ve kabulünde isabetsizlik görülmemiş olup yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfının ve yaptırımın doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesinin 16.03.2020 tarihli kararında sanık müdafii tarafından ileri sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden aynı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğnameye aykırı olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Manisa 1. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 24.01.2024 tarihinde karar verildi.