Mahkûmiyet

İlk Derece Mahkemesi'nce verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; karar tarihi itibariyle temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan usul hükümlerine göre temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu ve reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1.Ankara Batı Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 01.07.2015 tarihli iddianamesi ile sanık hakkında dolandırıcılık suçundan kamu davası açılmıştır.

2.Ankara Batı 3. Ağır Ceza Mahkemesi'nin, 29.09.2016 tarihli kararı ile sanık hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan 1 yıl 8 ay hapis ve 80,00 TL adli para cezası ile mahkumiyetine karar verilmiştir.

3.Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesi'nin, 05.06.2018 tarihli kararı ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve sanık hakkında banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması suçundan 1 yıl 8 ay hapis ve 80,00 TL adli para cezası ile mahkumiyetine karar verilmiştir.

Sanık müdafinin temyiz istemi; suçun sübutuna, suçun unsurlarının oluşmadığına, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığına, usule, kanuna ve hukuka aykırı karar verildiğine, ilişkindir.

Temyizin kapsamına göre;

A. İlk Derece Mahkemesi'nin Kabulü
İncelemeye konu olay; sanığın yetkilisi olduğu firmadan aranan müştekiye, sağlık kuruluşundaki borcu konusunda yardımcı olunacağının belirtilmesi, akabinde müştekinin kartından bilgisi ve rızası dışında 359,00 TL'nin şirkete havale yapılması, iddiasına ilişkindir.
B. Bölge Adliye Mahkemesi'nin Kabulü
İlk Derece Mahkemesi'nce kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.

1.Müştekinin anlatımını doğrulayan, Yapı Kredi Bankası tarafından yazılan müzekkere cevabı ve sanığın suçtan kurtulmaya yönelik tevilli savunması ile tüm dosya kapsamındaki deliller karşısında, sanık müdafinin temyiz gerekçeleri yerinde görülmemiştir.

2. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımın doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.

3.Sanık hakkında kurulan hükümde, 5271 sayılı Kanun'un 283 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca kazanılmış hak nedeniyle cezasının 1 yıl 8 ay hapis ve 80,00 TL adli para cezası üzerinden infazına karar verilmesi gerekirken, sonuç cezanın 1 yıl 8 ay hapis ve 80,00 TL adli para cezası olarak belirlenmesi, isabetli bulunmamıştır.

Gerekçe bölümünün (3.) numaralı bendinde açıklanan nedenle sanık müdafinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesi'nin, 2016/37 Esas, 2018/604 Karar ve 05.06.2018 tarihli kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 303 üncü maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi gereği hükümden kazanılmış hak uygulamasının yapıldığı 4. numaralı fıkranın çıkartılarak yerine "5271 sayılı Kanun'un 283 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca kazanılmış hak nedeniyle sanığın cezasının 1 yıl 8 ay hapis ve 80,00 TL adli para cezası üzerinden infazına" ibaresinin eklenmesi suretiyle hükmün Tebliğnameye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Ankara Batı 3. Ağır Ceza Mahkemesi'ne, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesi'ne gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'na TEVDİİNE, 24.01.2024 tarihinde karar verildi.