Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle;kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacı vekili dava dilekçesinde; 30.11.2009 tarihinde davacıya ait davalı idaresinde bulunan araç ile dava dışı bir aracın çarpıştığını, meydana gelen kaza sonucu üçüncü bir aracın hasara uğradığını, aracın kasko sigorta şirketinin kazaya karışan araçların sürücüleri ve işletenleri hakkında tazminat davası açtığını, mahkemece davanın kabulüne karar verildiğini, alacağının tahsili için açılan icra dosyasına davacı tarafından toplam 195.447,02 TL ödeme yapıldığını, ödenen bedelin 161.318,09 TL'sinden davalı ve davacının birlikte sorumlu olduklarından, davalı hakkında alacağın rücuen tahsili için icra takibi yapıldığını, davalının borca itiraz ettiğini, Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 167 nci maddesi gereğince davacı ve davalının borçtan eşit olarak sorumlu olduğunu belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 90.839,185 TL'lik kısmı için itirazın iptali ile takibin devamına, %20’den az olmamak üzere icra inkâr tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı davaya cevap vermemiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; taraflar arasındaki uyuşmazlığın üçüncü kişiye karşı gerçekleşen haksız fiilden dolayı mahkeme kararı gereğince müteselsil sorumlu olan taraflardan davacı tarafça yapılan ödeme nedeniyle davalıdan TBK.'nın 167 nci maddesi gereğince talep edebileceği bir bedel bulunup bulunmadığının belirlenmesi için alınan raporda TBK 167 nci maddesinde yer alan müteselsiliyet ilişkisi kapsamında rücuen alacak miktarının 76.951,33 TL, takip tarihine kadar işlemiş faizinin 10.170,23 TL ve toplam alacak tutarının 87.121,56 TL olarak tespit edildiği, alacak likit görülmemekle icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmesi gerektiği belirtilerek davanın kısmen kabulü ile; Eskişehir 4. İcra Müdürlüğü'nün 2015/19745 sayılı takip dosyasında 76.951,33 TL asıl alacak ve 10.170,23 TL eklentisi olmak üzere toplam 87.121,56 TL miktar yönünden davalının yaptığı itirazın iptali ile takibin devamına, alacak likit görülmemekle icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Davacı vekili; mahkemece hiçbir gerekçe gösterilmeksizin sadece alacağın likit olmadığı gerekçesine dayanarak icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verildiğini, davacı tarafından dava dışı alacaklıya yapılan ödeme neticesinde müteselsil borçlu olan davalıya rücu davası açıldığını, davalının alacak miktarını bildiğini, yeniden yargılama ile tespit edilecek bir alacak olmadığını, davalı tarafın anılan takibe karşı haksız ve dayanaksız olarak itirazda bulunduğunu, davaya konu para alacağının tahsilini geciktirdiğini, icra inkâr tazminatına mahkum edilmemesinin hatalı olduğunu ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı şirketin meydana gelen kaza sonucu kazaya karışan diğer aracın kusuruna isabet eden tazminatı ferileri ve yargılama gideri ile birlikte ödemiş olması her ne kadar davacı ve davalı zarar gören tarafından açılan davada taraf ise de davalının kusur oranına göre sorumlu olduğu, tazminatın ferileri ve buna isabet eden yargılama giderlerinin belirlenmesinin davacı ve davalıdan beklenemeyeceği, bu hususta bilirkişi raporu alınmış olması, hatta davacı tarafından dahi, ödenen miktar, icra takibi yapılan miktar, dava dilekçesi ile talep edilen miktar, yargılama aşamasında davacı vekilince belirtilen miktar, bilirkişi raporları ile belirlenen miktarların birbirinden farklı olduğu gözönüne alındığında Yargıtay Hukuk Genel Kurulu (HGK) kararında da belirtildiği gibi alacağın somut olay yönünden taraflarca belirlenebilir nitelikte olmadığı, davalının kusur oranına göre sorumlu olduğu, tazminata isabet eden faizin ve yargılama giderinin belirlenmesinin yargılamayı gerektirdiği, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilecek durumda olmadığı gerekçeleri ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Davacı vekili; istinaf dilekçesinde ileri sürülen gerekçeleri tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozularak ortadan kaldırılması istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur.

Uyuşmazlık, davacıya ait, davalının sürücüsü olduğu aracın karıştığı kaza sonucu davacının ödediği hasar tazminatının davacıdan rücuen tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 67 nci maddesi, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 167 nci maddesi.

Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, alacağın belirlenmesi yargılamayı gerektirdiğinden icra inkar tazminatına hükmedilmemesinde hata olmadığının anlaşılmasına göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı fazla alınan onama harcının temyiz eden davacıya geri verilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

24.01.2024 tarihinde Başkan ...'ın karşı oyu ve oy çokluğuyla karar verildi.

(Karşı Oy)

Dava, trafik kazası sonucu karşı araçta oluşan hasar bedeli ile fer'ilerini mahkeme kararına dayalı olarak ödeyen davacı işletenin araç sürücüsü olan davalıdan ödediği bedeli rücuen tahsil amacıyla başlattığı icra takibine itirazın iptali ve icra inkar tazminatı talebine ilişkindir.
Davacı taraf, davalının icra takibine haksız itirazının iptali ile birlikte alacağın % 20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatının da davalıdan tahsili istemiyle dava açmış; İlk Derece Mahkemesi tarafından davalının takibe itirazının kısmen iptaline, ancak alacak likit olmadığından davacının icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiş; davacı yanın icra inkar tazminatı talebinin reddine ilişkin verilen karara karşı yaptığı istinaf başvurusu Bölge Adliye Mahkemesi tarafından esastan reddedilmiş; sayın çoğunluk tarafından da karar onanmıştır.
Araç işleteni olan davacı, kaza nedeniyle karşı araçta oluşan hasar bedelini ödeyen kasko sigortacısı dava dışı Axa Sigorta A.Ş. tarafından kaskolu araçta hasara neden olan iki aracın işleten ve sürücülerine (davacımız ve davalımız da dahil) karşı rücu davası açılması üzerine ve anılan davada hüküm altına alınan tazminat ve fer'ilerini ödemiştir. Belirtilen davada eldeki davanın davalısı sürücü de davalı konumunda olup tazminat hesabına esas alınan kusur oranlarını, hesaplanan tazminat miktarını bilmektedir. Bu durum karşısında; davalının rücunun dayanağı olan dosyada hükmedilen tazminatın fer'ilerini bilmesinin ve hesaplamasının mümkün olmadığı gerekçesiyle alacağın likit olmadığı yönündeki Bölge Adliye Mahkemesi kararı yerinde olmamıştır.
Açıklanan nedenlerle; araç işleteni davacının Eskişehir 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2010/325 Esas-2012/355 Karar sayılı davasındaki karar gereği ödediği bedeller için rücu talebinde bulunduğu ve alacağın likit olduğu dikkate alınarak icra inkar tazminatına karar verilmesi için Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılması ile İlk Derece Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerektiği kanaatinde olduğumdan sayın çoğunluğun onama yönündeki kararına katılmıyorum.