İstinaf başvurusunun esastan reddi
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığının 03.07.2017 tarihli iddianamesiyle sanık hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan cezalandırılması istemiyle dava açılmıştır.
2. Büyükçekmece 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 29.03.2019 tarihli kararı ile sanığın kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan 9 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
3. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 25. Ceza Dairesinin, 18.06.2020 tarihli kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanığın istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
Sanık müdafiinin temyiz isteği: mahkemenin yetkisiz olduğuna, savunma hakkının kısıtlandığına, suçun sübutuna, eksik inceleme yapıldığına, mahkûmiyete yeterli delil bulunmadığına, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 109 uncu maddesinin beşinci fıkrası uyarınca arttırım yapılmaması gerektiğine, aynı Kanun'un 62 nci maddesinin uygulanmamasının usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir.
Temyizin kapsamına göre, dava konusu olay; sanık ile katılanın aynı araç içerisinde iken boynundan ve dudağından öptüğü, katılanın tepki göstermesi üzerine katılanı darp ettiği, aracı kullanan S.K'nın aracı yavaşlatmasını fırsat olarak kullanan katılanın araçtan atladığı, katılanı zorla araca geri bindiren sanığın mağduru tekrar darp ettiği, bunun üzerine katılanın araçla durdukları benzin istasyonundan yardım isteyerek sanıktan kurtulduğu iddiasına ilişkindir.
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında suçun sübuta erdiği kabul edilerek 9 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay, olgularda ve kabulde Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik bulunmayarak istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir.
1.Dosya kapsamına göre sanık ... ile... ve mağdurenin arkadaş olduğu, olay günü mağdurenin yeğeninin doğum gününden dönerlerken sanığın araçta mağdurenin yanına oturduğu, ...'ın ise aracı kullandığı, araçta sanık ...'nın mağdureyi boynundan öpmeye çalıştığı, mağdurenin buna engel olması üzerine sanığın, alkolün de etkisiyle mağdureyi darp ettiği, mağdurenin araçtan inmek istediği, sanığın onun inmesine izin vermediği, bir ara araç yavaşlayınca mağdurenin araçtan atladığı, sanığın tekrar peşinden giderek katılan mağdureyi aynı araca geri bindirdiği ve kapıları kilitlediği, tekrar darp edip, omzundan ısırdığı, mağdurenin tuvalete gitmek istediğini söyleyince "hemen gelmezsen seni öldürürüm" diyerek tehdit ettiği, bunun üzerine tuvalete giden mağdurenin oradaki kişilerden yardım istediği olayda, aracı kullanan... adlı şahıs hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan takipsizlik kararı verilmiş ise de, ...'ın aracı kullandığı sırada meydana gelen eylemine engel olmadığı gibi, ...'ın katkısı olmadan sanığın eylemlerinin gerçekleştirilemeyeceği anlaşıldığından Tebliğnamedeki bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir.
2. Mağdurenin aşamalardaki istikrarlı beyanları, bu beyanlarla uyumlu adli rapor, tanık olarak dinlenen S.K'nın beyanları ve tüm dosya kapsamına göre sanığın atılı suçu gerçekleştirdiğine yönelik Mahkemenin suçun sübut ve kabulünde isabetsizlik görülmemiş yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, sanık tarafından eylemin gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasıflarının ve yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri reddedilmiştir.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 25. Ceza Dairesinin, 18.06.2020 tarihli, 2019/1186 Esas ve 2020/692 Karar sayılı kararında sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğnameye aykırı olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Büyükçekmece 4. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 25. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 24.01.2024 tarihinde karar verildi.