SUÇLAR: Resmi belgede sahtecilik, başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması
HÜKÜMLER: Mahkûmiyet
Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Karaman 3. Asliye Ceza Mahkemesinin,02.02.2016 tarihli ve 2015/25 Esas, 2016/48 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan, 2 yıl 1 ay, başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suretiyle iftira
suçundan 1 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
Sanık müdafinin temyiz isteği; mahkemece usul ve yasaya aykırı verilen hükümlerin bozulması ile re'sen gözetilecek hususlara ilişkindir.
1.Suç tarihinde kolluk görevlilerince hırsızlık suçundan aranan sanığın yakalandığı, sanığın kendisini mağdur ... olarak tanıttığı, resmi işlemlerin ve belgelerin bu isim hakkında düzenlendiği, sanığın ... ismiyle sorgusunun yapılıp tutuklandığı, bir süre cezaevinde bu isimle kaldığı, ancak sonradan yapılan parmak izi incelemesinde sanığın gerçek isminin ortaya çıktığı anlaşılmıştır.
2. Sanık savunmasında, suçunu ikrar etmiştir.
3. Mahkemece tüm dosya kapsamına dayanılarak sanık hakkında resmi belgede sahtecilik ve
başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suretiyle iftira suçundan temyize konu mahkumiyet hükümleri kurulmuştur.
A. Resmi Belgede Sahtecilik Suçu Yönünden
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 14.10.2003 tarih ve 232/250 sayılı kararında açıklandığı üzere, sahtecilik suçunun oluşabilmesi için belgenin nesnel olarak aldatıcılık niteliğinin bulunması ve keyfiyetin belgeden objektif olarak anlaşılması gerektiği, muhatabın hatasından, dikkatsizlik veya özensizliğinden kaynaklanan fiili iğfalin, aldatıcılık niteliğinin varlığını göstermeyeceği, aslı ele geçirilemeyen belgenin hukuki sonuç doğurmaya elverişli nitelikte olmadığı ve aldatıcılık yönünden inceleme yapılması imkanı bulunmadığından, suçun unsurları itibarıyla oluşmayacağı nazara alındığında; sanığın, kolluk tarafından yakalandığında kendisini mağdur ... olarak tanıtarak kendisi hakkında adli işlem yapılmasını engellediği somut olayda, suça konu nüfus cüzdanın aslının ele geçirilemediği anlaşılmakla, aslı ele geçmeyen nüfus cüzdanının aldatıcılık niteliği tespit edilemeyeceğinden, resmi belgede sahtecilik suçunun unsurları itibarıyla oluşmadığı gözetilmeden beraati yerine mahkumiyetine hükmedilmesi,
B. Başkasına Ait Kimlik veya Kimlik Bilgilerinin Kullanılması Suçu Yönünden
Sanığa yüklenen başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçundan kurulan hükümden sonra, 02.08.2022 tarihli ve 31911 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 21.04.2022 tarihli ve 2020/87 Esas, 2022/44 Karar sayılı kararı ile 5271 sayılı Kanun'a 17.10.2019 tarihli ve 7188 sayılı Kanun’un 31 inci maddesiyle eklenen geçici 5 inci maddesinin (d) bendinde yer alan “kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış” ibaresinin seri muhakeme usulü yönünden Anayasa’ya aykırı bulunarak iptal edilmiş olması karşısında sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması bozmayı gerektirmiştir.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Karaman 3. Asliye Ceza Mahkemesinin,02.02.2016 tarihli ve 2015/25 Esas, 2016/48 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
24.01.2024 tarihinde karar verildi.