HÜKÜMLER: Beraat

Sanıklar hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun'un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun'un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemesi Usulü Kanunu'nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin

birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun'un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun'un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

Antalya 5. Ağır Ceza Mahkemesinin, 26.02.2016 tarihli ve 2015/240 Esas, 2016/66 Karar sayılı kararı ile sanıkların uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan, 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca atılı suçu işledikleri sabit olmadığından, beraatlerine karar verilmiştir.

A. Cumhuriyet savcısının temyiz sebepleri özetle;
Antalya 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 22.07.2014 tarihli ve 2014/640 Değişik İş sayılı kararı ile 5271 sayılı Kanun'un 139 uncu maddesinin yedinci fıkrasının (a) bendi ve 1 inci maddesi gereğince görevlendirilen gizli soruşturmacılar tarafından yapılan çalışmalar sırasında;
Sanıkların, 11.10.2014 tarihinde saat 18: 20 sıralarında, 14.10.2014 tarihinde saat 17: 28 sıralarında ve 18.10.2014 günü saat 16: 25 sıralarında G.S. 443 ve G.S. 506 numaralı gizli soruşturmacılara extacy hap sattıkları, bu işlemlerin tüm aşamaları sesli ve görüntülü olarak kayda alındığı, satışa konu maddelerin uyuşturucu madde olduğunun kriminal rapor ile belirlendiği ve sanık ...'ın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 188 inci maddesinin üçüncü ve beşinci fıkraları, 53 ve 63 üncü maddeleri, sanık ...'un 5237 sayılı Kanun'un 188 inci maddesinin üçüncü fıkrası ve 53 üncü maddesi, sanık ...'nın 5237 sayılı Kanun'un 188 inci maddesinin üçüncü ve beşinci fıkraları, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 31 inci maddesinin üçüncü fıkrası, sanık ...'ın eylemine uyan 5237 sayılı Kanun'un 188 inci maddesinin üçüncü ve beşinci fıkraları, 31 inci maddesinin üçüncü fıkrası gereğince ayrı ayrı cezalandırılmaları gerekirken, delil yokluğundan, mevcut delillere neden itibar edilmediği karar yerinde tartışılmadan sanıkların beraatlerine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğuna,

B. Sanıklar Armağan, Tayfun, Musa müdafiinin temyiz sebepleri özetle; Temsil ettiği her sanık için ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğine,
İlişkindir.

Sanıklar, kamu davasına konu eylemleri suç örgütü faaliyeti çerçevesinde gerçekleştirmediklerinden ve yasal gerekçeyi içermediğinden Antalya 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 22.07.2014 tarihli ve 2014/640 Değişik İş sayılı "gizli soruşturmacı görevlendirmesine" dair kararının hukuka aykırı olduğu, dolayısıyla gizli soruşturmacıların elde ettikleri deliller hükme esas alınamayacağından ve dosyada başkaca delil de bulunmadığından, "Şüpheden sanık yararlanır." ilkesi gereği sanıkların beraatlerine karar verildiği anlaşılmıştır.

1.Gizli soruşturmacı görevlendirilmesine ilişkin kararın verildiği tarihte yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun'un 139 uncu maddesine göre gizli soruşturmacı görevlendirilebilmesi için, işlenin suçun kanunda sayılan ve gizli soruşturmacı kullanılabilecek suçlardan olması, suçun işlendiği konusunda somut delillere dayanan kuvvetli şüphe sebeplerinin bulunması, başka yolla delil elde etme imkanının bulunmaması, suçun örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenmiş bir suç olması ve yetkili ve görevli mahkemece bir karar verilmesi gerekir.

Dava konusu suç uyuşturucu madde ticareti yapma suçu olduğu halde, örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen suç olmadığı; zira 5271 sayılı Kanun'un 139 uncu maddesinin dördüncü fıkrasına göre örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenmeyen suçlarda gizli soruşturmacı görevlendirilemeyeceği;
5271 sayılı Kanun'un "Teknik Araçlarla İzleme" başlıklı 140 ıncı maddesindeki düzenlemeye göre de, sanıkların teknik araçlarla izlenmesine ilişkin bir karar bulunmadığı, gizli soruşturmacı görevlendirilmesine ilişkin karara dayanılarak ve 5271 sayılı Kanun'un 140 ıncı maddesi uyarınca ayrıca bir karar alınmadan teknik araçlarla izleme ve görüntüleme ve ses alma işleminin yapıldığı dosya kapsamından anlaşılmıştır.
5271 sayılı Kanun'un 217 nci maddesine göre sanıklara atılı suç, hukuka uygun şekilde elde edilmiş her türlü delille ispat edilebilir.
Suçun sübutunun tespiti için, sanıklardan uyuşturucu madde alma - temin etme eylemini gerçekleştiren gizli soruşturmacılar adli kolluk görevlisi iseler, "suçu ve faili belirleme, suçla ilgili delilleri toplama" konusunda faaliyette bulunabileceklerinden, öncelikle gizli soruşturmacıların adli kolluk görevlisi olup olmadıklarının sorulması, adli kolluk görevlisi iseler, 5271 sayılı Kanun'un 139 uncu maddesinin üçüncü fıkrası da gözetilerek tanık olarak dinlenip sonucuna göre hukuki nitelendirme yapılmak sureti ile

sanıklar hakkında karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, eksik araştırma ile inceleme sonucu yazılı şekilde beraat kararları verilmesi,

2.Kabule göre de;
1136 sayılı Kanun'un 168 inci maddesi ve hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 14 üncü maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca, beraat eden ve kendisini vekil ile temsil ettiren sanıklar Armağan, Tayfun, Musa lehine ayrı ayrı maktu avukatlık ücretine hükmedilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Hukuka aykırı görülmüştür.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Antalya 5. Ağır Ceza Mahkemesinin, 26.02.2016 tarihli ve 2015/240 Esas, 2016/66 Karar sayılı kararına yönelik Cumhuriyet savcısının ve sanıklar Armağan, Tayfun, Musa müdafiinin temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun'un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname'ye kısmen uygun olarak, diğer yönleri incelenmeksizin oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
24.01.2024 tarihinde karar verildi.