Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince maddi tazminat davasının kabulüne, manevi tazminat davasının kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak maddi tazminat davasının kabulüne, manevi tazminat davasının kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı ...'nın 26 yaşında olduğunu, davacının 25.10.2011 tarihinde, davalı ...Ş. (DEDAŞ) çalışanlarına elektrik trafosunun yerleştirilmesine yardım ettiği esnada elektrik trafosunun davacının üzerine devrilmesi sonucu yaralanarak malul kaldığını, davacının belinin kırıldığını, davacıya takılan platin nedeniyle iş yapamadığını belirterek tedavi giderleri, kazanç kaybı, çalışma gücünün azalmasından doğan kayıplar, ekonomik geleceğinin sarsılmasından doğan kayıplara karşılık olmak üzere fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 10.000,00 TL maddi, 30.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesini talep etmiş; davacı vekili 09.11.2018 tarihinde "bedel artırım dilekçesi" adı ile verdiği ıslah dilekçesi ile maddi tazminat talebini 121.488,70 TL olarak artırmış, 30.11.2020 tarihinde "değer artırma dilekçesi" olarak adlandırdığı dilekçesi ile maddi tazminat talebini ek bilirkişi raporu doğrultusunda 191.436,00 TL'ye artırdığını beyan etmiştir.

Davalı vekili yargılama aşamasında sunduğu beyanlarda davanın MS İnşaat Elektrik Ltd. Şti.'ye ihbarı gerektiğini belirterek davanın reddini istemiştir.

İlk Derece Mahkemesi'nin 26.12.2018 tarih 2013/666 Esas 2018/1033 Karar sayılı kararı ile maddi tazminat davasının kabulü ile 121.488,77 TL maddi tazminatın, manevi tazminat davasının kısmen kabulü ile 20.000,00 TL manevi tazminatın 25.10.2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmiş; karar, taraf vekillerince istinaf edilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi'nin 10.07.2019 tarihli 2019/794 Esas 2019/910 Karar sayılı ilamıyla; "HMK 355 inci maddesi gereğince istinaf sebepleri ile sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde; İlk Derece Mahkemesince, tarafların kusur durumlarını gösterir birden fazla bilirkişi raporu ve adli tıp kurumundan alınan davacının maluliyetini gösterir rapor ve olayın şekline göre davanın kısmen kabulü yönünde verilen kararda bir aykırılık bulunmamakla birlikte davalı vekilinin istinaf taleplerinin reddi ile, davacının gerçekleşen zararının hüküm tarihine en yakın ücret üzerinden hesaplanması gerektiği anlaşılmakla davacı vekilinin bu yöndeki istinaf talebinin kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davacının zararının tespiti amacıyla alınacak rapor doğrultusunda karar verilmek üzere dosyanın gönderilmesi gerektiği kanaatine varılarak hüküm kurulmuştur." gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile " Mahkememizce Bölge Adliye Mahkemesinin kararı gereğince yargılamaya devam olunmuştur. Davacının sosyal ve ekonomik durumunun tespiti için yazılan yazı ve Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK)'na yazılan yazı cevapları getirtilerek dosyaya eklenmiştir. Dosya hesap bilirkişisi Murat Menteş'e tevdi edilmiş bilirkişi 26.11.2020 tarihli ek raporunda; Bölge Adliye Mahkemesi kaldırma kararı doğrultusunda yapılan hesaplama sonucu 4.686,27 TL geçici iş göremezlik zararı, 250.562,85 TL sürekli kısmi iş göremezlik zararı olmak üzere toplam 255.249,12 TL maddi zararın hesaplandığını belirtmiştir. 26.11.2020 havale tarihli ek bilirkişi raporu oluşa, bilimsel verilere ve dosya kapsamına uygun bulunarak maddi tazminat yönünden davanın kabulüne, manevi tazminat yönünden davanın kısmen kabul kısmen reddine yönelik hüküm kurulmuştur." gerekçesiyle maddi tazminat davasının kabulü ile 255.249,12 TL maddi tazminatın, manevi tazminat davasının kısmen kabulü ile 20.000,00 TL manevi tazminatın 25.10.2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Davacı vekili istinaf dilekçesinde; hükmedilen manevi tazminat miktarının az olduğunu ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.

Davalı vekili istinaf dilekçesinde; hükmolunan manevi tazminat miktarının fazla olduğunu, davanın zamanaşımına uğradığını, ikinci kez ıslah dilekçesi verilemeyeceğini, ıslah doğrultusunda karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, davalı şirkete atfedilen kusur oranının fazla olduğunu, olayın meydana gelmesine davacının sebebiyet verdiğini, hakkaniyet indirimi yapılması gerektiğini, aktüer bilirkişi raporunun hatalı olduğunu ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "Somut olayda; olay tarihi, kusur oranları, davacıda meydana gelen maluliyet oranı, tarafların sosyal ekonomik durumu ve yukarıdaki ilkeler gözönüne alındığında, davacı ... yararına hükmedilen manevi tazminat miktarı yerindedir. Davalı vekilinin maddi tazminat yönünden istinaf itirazları yönünden yapılan incelemede; dosya içeriğinden ve toplanan delillerden; 25.10.2011 tarihinde davacının üzerine davalı DEDAŞ'a ait elektrik trafosunun devrilmesi sonucunda davacının %32 oranında malul olacak şekilde yaralandığı, olayın meydana gelmesinde davalı DEDAŞ'ın %75 oranında davacı ...'nın %25 oranında kusurlu olduğu, aktüerya bilirkişisi tarafından düzenlenen 26.11.2020 tarihli ek bilirkişi raporunda davacının 4.686,27 TL geçici iş göremezlik zararı, 250.562,85 TL sürekli kısmi iş göremezlik zararı olduğunun hesaplandığı, mahkemece denetime elverişli ve bilimsel verilere uygun bilirkişi raporu hükme esas alınarak maddi tazminat davasının kabulüne karar verildiği anlaşılmaktadır. Somut olayda, davacının 25.10.2011 tarihinde davalı DEDAŞ'a ait elektrik trafosunun yerleştirilmesi işleminde görevlilere yardım ettiği esnada trafonun davacının üzerine devrilmesi sonucu yaralandığı dosya kapsamı ile sabittir. Davacı vekili 09.11.2018 tarihinde verdiği bedel artırım dilekçesi ile 10.000,00 TL değerinde açtığı kısmi davayı bilirkişi raporu doğrultusunda dava değerini 121.488,70 TL'ye çıkardığını beyan etmiş, akabinde 30.11.2020 tarihinde değer artırma dilekçesi olarak adlandırdığı ikinci bir dilekçe ile 121.488,70 TL olan dava değerini ek bilirkişi raporu doğrultusunda artırarak 191.436,00 TL'ye çıkardığını belirtmiştir. Davacı vekilinin 30.11.2020 tarihinde verdiği ve değer artırma dilekçesi olarak adlandırdığı dilekçe bir artırma dilekçesi olmayıp, ikinci ıslah dilekçesidir. 6100 sayılı HMK'nun 176 ncı maddesinin 2 nci fıkrası 'aynı davada, taraflar ancak bir kez ıslah yoluna başvurabilir' hükmünü içermektedir. Anılan yasal düzenleme karşısında mahkemece 30.11.2020 günlü ikinci ıslah dilekçesi ile artırılan maddi tazminat miktarına hükmedilmesi usul ve yasaya aykırıdır." gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davacı ...'nın maddi tazminat davasının kabulü ile 121.488,77 TL maddi tazminatın, manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 20.000,00 TL'nin 25.11.2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Davalı vekili; talebin zamanaşımına uğradığını, ıslah talebinin süresi içinde yapılmadığını, ıslah tarihi itibariyle zamanaşımının dolduğunu, ikinci kez verilen ıslah dilekçesi için reddedilen kısım yönünden davalı yararına vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini, dava konusu olay nedeniyle davalının kusurunun bulunmadığını, davacının kendi isteği ile çalışanlara yardım ettiğini, davacının kendi kusuru nedeniyle kazanın meydana geldiğini, görevi tecrübesi olmayan trafo yerleştirme işine dahil olduğunu, yaşı itibariyle tehlikeleri ayırt etme gücünün bulunduğunu, gerekli dikkat ve özeni göstermediğini, yasa gereği davalının sorumlu olması için teknik hata veya bakım onarım eksikliğinin olması gerektiğini, dava konusu olayda böyle bir durumun söz konusu olmadığını, hükmedilen tazminattan kaçınılmazlık ilkesi gereğince indirim yapılması gerektiğini, davacı kusurlu eylemi nedeniyle hukuki durumun ağırlaşmasına neden olduğundan belirlenen tazminattan indirim yapılması gerektiğini, ıslah edilen kısım için ıslah tarihinden itibaren faiz işletilmesi gerektiğini, aktüer bilirkişiden rapor alınması gerektiğini, hesap raporunun denetime elverişli olmadığını, kaza nedeniyle davacıya rücuya ödeme yapılıp yapılmadığının Sosyal Güvenlik Kurumu'ndan (SGK) sorulması gerektiğini, hükmedilen manevi tazminatın yüksek olduğunu ileri sürerek ve re'sen ele alınacak nedenlerle usul ve yasaya aykırı olan kararın bozulmasını talep etmiştir.

davalı şirket çalışanlarına yardım eden davacının yaralanması nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49,54,56 ve 66 ncı maddeleri.

Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Açıklanan sebeplerle;
Davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddiyle temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davalıya yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

24.01.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.