Esastan Ret

Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince dahili davalı olarak nitelendirilen ... .... Ür. ve Tic. A.Ş. yönünden karar verilmesine yer olmadığına, davalı ... İnş. ve Tic. A.Ş. yönünden ise davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili ve davalı ... İnş. ve Tic. A.Ş. vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili ve davalı ... İnş. ve Tic. A.Ş. vekili vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacı vekili özetle; müvekkilinin iş kazasından dolayı sürekli iş göremezliğe uğrayacak şekilde yaralandığı, kazanın oluşumunda davalının kusuru bulunduğundan bahisle ... İnş. ve Tic. A.Ş.'ye karşı açtığı asıl dava dosyasında 353.488,99 TL maddi, birleşen dava dosyasında 150.000,00 TL manevi tazminat istemiş, aşamalarda davacı vekili ... Enerji Üretim ve Ticaret A.Ş.'nin de dahili davalı olarak davaya eklenmesini talep etmiştir.

Davalı ... İnşaat şirketi vekili özetle; davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle asıl dava dosyası yönünden dahili davalı ... Üretim ve Ticaret A.Ş. hakkında usulüne uygun olarak açılmış bir dava bulunmadığından karar verilmesine yer olmadığına, davalı ... İnşaat şirketi yönünden maddi tazminat isteminin kabulüne, birleşen dava dosyası yönünden dahili davalı ... Üretim ve Ticaret A.Ş. Hakkında usulüne uygun olarak açılmış bir dava bulunmadığından karar verilmesine yer olmadığına, davalı ... İnşaat şirketi yönünden maddi tazminat isteminin kabulüne, 90.000,00 TL manevi tazminatın adı geçen davalıdan tahsiline karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı ... İnşaat şirketi vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle alınan kusur raporu neticesinde ... Enerji Üretim ve Ticaret Anonim Şirketi'nin asıl iş veren olarak sorumlu olduğunun tespit edilmesi üzerine davaya dahil edildiğini, davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken dahili davalı yönünden karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilmesinin ve manevi tazminat talebinin tamamen kabulüne karar verilmesi gerekirken kısmen kabul kararı verilmesinin hatalı olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.

Davalı ... İnşaat Şirketi vekili istinaf dilekçesinde özetle, davacı ile yapılan ibranamenin dikkate alınmadığını, 109.000,00 TL maddi ve 40.000,00 TL manevi tazminatın davacının hesabına ödendiğini, maddi tazminatın karardan sonra anlaşma yapılarak davacının hesabına ödendiğini, mahkemenin manevi tazminat yönünden ayrım yaparak 40.000,00 TL'yi manevi tazminattan indirmemesinin hatalı olduğunu, ödenen 149.000,00 TL'den 5510 sayılı Kanun'un 76 ncı maddesi gereğince davalının sorumlu olduğunu kabul etmediklerini istinaf başvuru sebep ve gerekçeleri olarak ileri sürmüştür.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ilk derece mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde, usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, yerinde görülmeyen istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı ... İnşaat Şirketi vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle, dahili davalı yönünden de davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini, dahili davalı yönünden usule uygun açılmış bir dava bulunmadığından bahisle karar verilmesine yer olmadığına karar verildiği halde onun lehine vekalet üctetine hükmedilmesinin hatalı olduğunu, hüküm altına alınan manevi tazminatın az olduğunu,

Davalı ... İnşaat şirketi vekili temyiz dilekçesinde özetle, davacı tarafla maddi tazminat yönünden anlaşma sağlandığını, karara karşı sadece manevi tazminat yönünden kanun yoluna başvurduklarını, istinaf karar harcının hatalı hesaplandığını, mahkemenin anlaşma belgesinin 1. maddesinde belirtilmiş olan 109.000,00 TL maddi tazminat ve 40.000,00 TL manevi tazminat şeklinde davacı tarafa ödendiği ibaresini eksik incelediğini, birleşen dava dosyasındaki manevi tazminat talebinden anlaşmadaki manevi tazminat miktarı olan 40.000,00 TL'nin indirimi gerektiğine ilişkin net karar ve yeterli gerekçeye dayanan karar vermediğini, dolayısıyla işbu kararın içerik yönünden manevi tazminatın anlaşmaya uygunluğu ve anlaşmadaki miktarın indirimi gibi konularında, eksik inceleme dayanan usul ve esas yönünden hukuka aykırı hüküm içerdiğini, anlaşmada açıkça belirtilen 40.000,00 TL manevi tazminatın ödeme tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte davacının manevi tazminat talebinden düşülmesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.

Uyuşmazlık iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 371 inci maddesi, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 417 nci maddesi, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 13,16,20 ve 21 inci maddeleri ile 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 8 inci ve 31 inci maddeleri.

Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelerle temyizin kapsam ve nedenlerine göre, temyiz eden taraf vekillerinin aşağıdaki bent kapsamı dışındaki sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

Dosya kapsamından, davacı ... davalı şirketin davadan önce 12.06.2014 tarihli ibraname ile anlaştıkları, bu ibraname gereğince davalı şirket tarafından davacıya 109bin TL protez bedeli ve 40.000,00 TL manevi ödendiği, davacının bu ibranameyi tüm yasal başvuru hakları saklı kalmak kaydıyla imzaladığı, hüküm altına alınan maddi tazminat tutarının taraflar arasında uyuşmazlık konusu olmadığı anlaşılmaktadır.

Gerek mülga BK’nun 47 ve gerekse yürürlükteki 6098 sayılı TBK’nun 56 ncı maddesinde hakimin bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi zarar adı ile ödenmesine karar verebileceği öngörülmüştür. Hakimin manevi zarar adı ile zarar görene verilmesine karar vereceği para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 26.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.

Manevi tazminatın tutarını belirleme görevi hakimin takdirine bırakılmış ise de hükmedilen tutarın uğranılan manevi zararla orantılı, duyulan üzüntüyü hafifletici olması gerekir.

Hakimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları tarafların sosyal ve ekonomik durumları paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu olayın ağırlığı olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması, bunun yanında olayın işverenin işçi sağlığı ve güvenliği önlemlerini yeterince alınmamasından kaynaklandığı da gözetilerek gelişen hukuktaki yaklaşıma da uygun olarak tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranda manevi tazminat takdir edilmesi gerektiği açıkça ortadadır. (HGK 23.6.2004,13/291-370)

Yine 6100 sayılı HMK’nın 297/1-b maddesine göre hüküm tarafların ve davaya katılanların kimlikleri ile Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası, varsa kanuni temsilci ve vekillerinin ad ve soyadları ile adreslerini içermelidir.

Açıklanan hususlar gözetildiğinde, davacı yararına hükmedilen 90.000,00 TL manevi tazminat çok az olduğu gibi İlk Derece Mahkemesince dahili davalı olarak nitelendirilen ... Enerji Üretim ve Ticaret A.Ş. yönünden isabetli bir şekilde usule uygun açılmış bir dava bulunmadığından bahisle hem asıl hem de birleşen dava dosyasında ayrı ayrı karar verilmesine yer olmadığına kararı verilmiş ise de hakkında usule uygun açılmış dava bulunmadığı kabul edilen ... .... Ür. ve Tic. A.Ş.'nin gerekçeli karar başlığında davalı olarak gösterilmesi yerinde görülmemiştir.

Kabul ve uygulamaya göre de davacı tarafa ibraname gereğince manevi tazminata ilişkin olarak 40.000,00 TL tutarında ödeme yapıldığı belirgin olduğu, özellikle temyiz eden davalı vekilinin manevi tazminat yönünden ileri sürdüğü temyiz itirazının daha önce manevi tazminat için davacı tarafa ödenen 40.000,00 TL'nin hüküm altına alınan manevi tazminat tutarından tenzil edilmemiş olmasına yönelik olduğu ve bu haliyle temyizin kapsam ve nedenleri dikkate alındığında ibraname ile ödenen 40.000,00 TL hüküm altına alınan manevi tazminat tutarından tenzil edilmeksizin sonuca gidilmesi isabetsizdir. Bunun yanında İlk Derece Mahkemesince asıl dava dosyasında alınması gereken karar ve ilam harcı sonucu itibariyle 18.082,62 TL olarak doğru bulunmasına karşın karar ve ilam harcına ilişkin hüküm fıkrasının hemen başında yazılı olan 18.394,38 TL yerine esasen 24.146,83 TL yazılı olması gerekmektedir. Hükmü kendi içerisinde çelişkili duruma getiren bu hususun Mahkemece gözden kaçırılması isabetsiz olmuştur.

Açıklanan sebeplerle,

1.Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

2.İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgilisine iadesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

16.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.