Taraflar arasında akdedilen eser sözleşmesinin feshi ile sözleşme kapsamında davalıya ödenen bedelin iadesi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında “Çikolata Tılsımı" isimli çizgi dizinin birinci bölümü ile iki dakikalık reklam filminin hazırlanması hususunda "3D Animasyon Projesi Yapım Sözleşmesi" imzalandığını, bu sözleşmeye binaen 100.000,00 TL'nin kısım kısım olarak davalıya ödendiğini, taraflar arasında daha sonra bu çizgi dizinin ikinci bölümü için "3D Animasyon Proje Devam Yapım Sözleşmesi" imzalandığı, devam sözleşmesi bedeli olarak da 20.000,00 TL'nin kısım kısım davalıya ödendiğini, müvekkilinin sözleşmeler gereği edimini zamanında yerine getirdiğini, ancak davalının müvekkilini oyalayıp, edimlerini ifa etmediğini, müvekkili tarafından davalıya gönderilen 09.02.2016 tarihli ihtarnameyle, birinci bölümün halen eksiksiz bir şekilde teslim edilmediği ve davalının bu tutumunun ikinci bölümün de teslim edilmeyeceğini gösterdiği belirtilerek ikinci bölüme ilişkin sözleşmenin haklı nedenlerle feshedildiğinin bildirildiği ve neticeten birinci bölümün eksiksiz bir şekilde teslim edilmesi ve ikinci bölüme ilişkin olarak ödenen 20.000,00 TL'nin iadesinin talep edildiğini, davalının cevabi ihtarnamesiyle; birinci bölümün eksiksiz olarak teslim edildiği ancak talep üzerine revizyona gidildiği, gerekli içeriğin kendilerine teslim edilmesi halinde son halini gönderebileceklerini bildirdiğini, müvekkilinin bunun üzerine davalıya gönderdiği ihtarnameyle, davalının zikredilen cevabi ihtarnamesinde belirtilen hususların gerçeği yansıtmadığı belirtilerek tekrardan birinci bölümün eksiksiz bir şekilde teslim edilmesi ve ikinci bölüme ilişkin olarak ödenen bedelin iadesinin talep edildiğini ancak davalı yanca bu ihtarnameye cevap dahi verilmediğini, müvekkilinin bunun üzerine delil tespiti yaptırdığını, delil tespiti sonucu hazırlanan raporla; “çizgi dizinin ses, çözünürlük, animasyon, senkronizasyon problemleri nedeniyle yayınlanmaya uygun olmadığı, hata ve eksikliklerin genel tasarım problemi olduğu, eserin %50 oranında kusurlu olduğu, bu kusurların ancak ekip çalışması ile 2 aylık sürede tamamlanabileceği" görüşüne varıldığını, davalının tebliğe rağmen sözü edilen rapora karşı herhangi bir itirazda bulunmadığını, bunun üzerine müvekkilince davalıya gönderilen 16.08.2016 tarihli ihtarnameyle, her iki sözleşme kapsamında ödenen 120.000,00 TL'nin iadesinin istenildiğini ancak davalının bu ihtarnameye de cevap vermediğini, çizgi dizinin birinci bölümü ile iki dakikalık reklam filminin en geç 2015 Ağustos ayında teslim edilmesi gerekirken Aralık ayında yalnızca çizgi dizinin ayıplı olarak teslim edildiğini, çizgi dizinin bu hali ile kabul edilmediğini ve iade edildiğini, davalı şirket
tarafından her ne kadar bir takım düzeltmeler yapılmış ise de bu düzeltmelerin eserdeki kusurları gidermediğini, müvekkilinin sözleşmeyi, davalının edimlerini tam ve eksiksiz olarak yerine getirmemesi sebebiyle 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 475 inci v.d maddelerine dayalı olarak haklı nedenlerle feshettiğini ileri sürerek çizgi dizinin birinci bölümünün davalıya iade edilerek müvekkilinin her iki sözleşme kapsamında davalıya ödediğini toplam 120.000,00 TL'nin ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde; ileri sürülen fesih iddialarının geçerli olmadığını, davalı tarafın kusurlu olarak gecikme yarattığını, davacının 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'nun (5846 sayılı Kanun) 50 nci maddesine uygun biçimde önce bir ihbarda bulunmadığını, davacıya karşı suç duyurusunda bulunduklarını, müvekkilinin mali haklarının ihlal edildiğini savunarak davanın reddini istemiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasındaki sözleşmenin davalı tarafından gerek sözleşme konusu gerekse süre bakımından ihlal edildiği, yapımcı olarak, bu sözleşme ile borç altına giren davalı firmanın davacıdan hedeflenen ürünün vücuda getirilmesi için gereken senaryo ve sair verileri kontrol ederek teslim alması, sözleşmeyi daha sonra yapması gerektiği halde tüm bu özen yükümlülüklerini ihmal ederek davrandığından davacıya kusur atfedilemeyeceği, senaryo revizelerinin veya düzeltmelerinin, işin uzamasına yol açmasının ise yine davalının kusurundan kaynaklandığı, davalı firmanın Ticaret Sicil kaydından anlaşılan iştigal konusunun, sözleşme yapmadan önce basiretli davranmasını gerektirdiği, sözleşmenin davalı tarafından nihai konusu anlamında ihlal edildiği, davalının davacıya yayınlanabilir olmayan bir ürün teslim ettiği, bu hallerde, 6098 sayılı Kanun'un 113 üncü maddesi uyarınca, tüm zararın tazmininin istenebildiği, bundan ayrı, taraflar arasında aktedilmiş eser üretip teslim etme konulu sözleşmenin özelliği gereği iki tarafın da, üstlendiği edimini ifa etmesi gerektiği ancak sözleşmenin konusu olan ve aynı zamanda 5846 sayılı Kanun kapsamında korunabilen eserin, sözleşme şartlarını taşımak zorunda olduğu, 6098 sayılı Kanun'un 472 nci maddesi uyarınca, malzeme (somut olayda senaryo) iş sahibi tarafından sağlandığında, yüklenicinin özen yükümlülüğü bulunduğu, yani senaryoyu ürünün üretimi için gereken evsafta teslim almasının beklendiği ancak her nedense bu özen yükümlülüğüne uyulmadığı, dolayısıyla revizeler, düzeltmeler ile işin yapılmasının sözleşme tarihini aştığı, öte yandan, teslim edilen ürünün de ayıplı olarak verildiği, iş sahibinin ise, eserin teslimi için ön görülen tarihten de önce ödemelerini gerçekleştirdiği, dolayısıyla, sözleşmenin imzalanmasından muradı olan ürünü gerektiği gibi teslim alma hakkı ve beklentisi bulunduğu, ifa gerektiği gibi yapılmadığına göre, artık sözleşmeden dönme ve verdiklerini geri isteme hakkı doğduğu, iş sahibinin sözleşilen şartlara uygun ürün teslim alamadığına göre feshe hak sahibi olduğu, 6098 sayılı Kanun'un 475 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, ayıplı olan çizgi filmi kabule zorlanamayacağı, nitekim, davacının çizgi filmi davalı firmaya iadesini ve ödediği bedellerin tahsilini talep ettiği, davalı her ne kadar "iyi kötü" bir ürün teslim ettiği savunmasında bulunmuş ise de davacının ayıplı yani yayınlanamaz ürünü kabul ile yükümlü olması beklenemeyeceği, davacının tercihi ve talebinin sözleşme hükümleri ve 6098 sayılı Kanun'un 475 inci maddesine uygun olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ek raporda davacının itirazları üzerine açıkça "2016/39 D.İş dosyasında yer alan bilirkişi raporu ile aynı görüşte olma zorunluluğunun bulunmadığı" belirtildiğini, bilirkişi kurulu ek raporunda, %20'lik kusurlu videonun sonucu en fazla %10 oranında değiştirebileceği kanaatinin de açıklandığını, mahkemece rapordaki ayıplı/eksik teslim tespitin kabul edilmesi halinde dahi, tüm sorumluluğun müvekkil şirkete yükletilmesi ve tüm sözleşme bedelinin iadesine karar verilmesinin büyük bir haksızlık olduğunu, bu halde dahi %10'luk dilimin davacının kusurundan kaynaklanan sebeplerden ileri gelmesi nedeniyle düşürülmesi/ yok sayılması gerektiğini, zira 6098 sayılı Kanun'un 476 ncı maddesin, ayıp halinde ancak sipariş verenin kusurunun olmaması halinde davalı müvekkilinin sorumluluğu olabileceğini açık bir dille ifade ettiğini, ayrıca tüm bedelin iade edilmesi kararı ile birlikte, müvekkil şirketin ve çalışanlarının aylarca üzerinde çalışmış olduğu projedeki emekleri de yok sayılmış olduğundan, teslim edilen çizgi dizi ayıplı kabul edilse dahi yalnızca ayıp oranında bir iadeye karar verilmesinin hakkaniyetli olacağını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirttiği hususları tekrar ederek kararının bozulmasını istemiştir.

Uyuşmazlık, taraflar arasında akdedilen eser sözleşmesinin feshi ile sözleşme kapsamında davalıya ödenen bedelin iadesi istemine ilişkindir.

1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2. 6098 sayılı Kanun'un 475 inci ve 476 ncı maddeleri.

3. 5846 sayılı Kanun'un 50 inci maddesi.

1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Açıklanan sebeple;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

16.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.