Davaların ayrı ayrı reddine
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, davanın reddine karar verilmiş olup, hükmün davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
İlk Derece Mahkemesinin vermiş olduğu önceki karar Yargıtay tarafından bozulmuş olup, hükmüne uyulan bozma ilamında özetle; " mahkemece, revizyon görmediği belirlenen tapu kaydının yöntemince taşınmazlara uygulanmadığı, tapu kayıtlarının mülkiyet belgesi olduğunun, taşınmazın tapu kaydı kapsamında kalması halinde, kural olarak kayda değer verileceğinin ve zilyetliğe bakılmaksızın çekişmeli taşınmazın kayıt maliki adına tescilini gerektireceğinin göz önüne alınmadığı, eksik inceleme ve araştırmaya dayalı olarak karar verilemeyeceği açıklanarak, doğru sonuca ulaşılabilmesi için mahallinde yerel bilirkişi ve tanıklar ile teknik bilirkişinin katılımıyla yeniden keşif yapılarak tapu kaydının yöntemince uygulanması, uygulanırken dava konusu taşınmazların batı yönünde tapu maliki ya da akdi - ırsi halefleri adına tespit edilmiş taşınmazlar varsa, bu taşınmazlar dikkate alınmak suretiyle tapu kaydının sınırları sorulup krokide işaretlenmesi, tapu kaydının sınırları ayrı ayrı okunmak suretiyle yerel bilirkişilerce zeminde tek tek göstertilmesi, bilirkişilerin gösteremediği hudutların tespiti için taraflara tanık dinletme imkânı sağlanması, sınırlar komşu parsel tutanak ve varsa dayanağı kayıt ve belgelerle denetlenmesi, bu şekilde tapu kayıtlarının, çekişmeli taşınmazları kapsayıp kapsamadığının ve kapsamlarının neresi olduğunun kesin olarak belirlenmeye çalışılması, teknik bilirkişiye uygulanan tapu kayıtlarının kapsadıkları alanları gösterir ve keşfi takibe imkan verir ayrıntılı kroki düzenlettirilmesi, tapu kayıtlarının kapsamı tayin edilirken haritası bulunmayan ve gayrisabit sınırlı olan tapu kayıtlarının miktarlarıyla geçerli olacağı dikkate alınarak tapunun miktarı dışında kalan yerler yönünden zilyetlik koşullarının gerçekleşmediğinin göz önüne alınması ve bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi " gereğine değinilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; " Davacılar vekilinin, kesin süre verildiğini ihtar etmek üzere usulüne uygun olarak tebliğ edilmesine rağmen belirlenen bu makul süre içerisinde keşif için gerekli olan masrafları karşılamadığı ve böylece keşif deliline dayanmaktan vazgeçtiği, mevcut diğer deliller ile de davacıların iddialarını ispata yeterli olmadığı " gerekçesiyle, davanın reddine ve Ağrı ili Doğubayazıt ilçesi Dağdelen Köyü Kuli mevkii 106 ada 3 ve 7 parsel sayılı taşınmazların tespit gibi tapuya kayıt ve tesciline, 106 ada 5 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespitinin iptali ile kadastro tutanağındaki diğer bilgiler aynı kalmak kaydıyla mera olarak sınırlandırılmasına ve özel siciline kaydına karar verilmiş; hüküm, davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hükmüne uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozma ilamına uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Kanun’un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı ... ve arkadaşları vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA,
80,70 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 346,90 TL'nin temyiz eden davacılardan alınmasına,
Taraflarca HUMK'nun 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
16.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.