Mahkûmiyet, kaçak akaryakıtın tasfiye bedelinin hazineye irat kaydına
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz isteklerinin süresinde olduğu, temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
1. Katılan ... İdaresi vekilinin temyiz sebepleri; sanık hakkında eksik cezaya hükmedildiğine, nakil aracının müsadere edilmesi gerektiğine ve re'sen gözetilecek hususlarla usul ve yasaya aykırı hükmün bozulması talebine ilişkindir.
2. Sanık müdafiinin temyiz sebepleri; sanık hakkında mahkûmiyetine yeterli delillerin bulunmadığına, hakkında erteleme kararı verilmemesinin hatalı olduğuna ve re'sen gözetilecek hususlarla usul ve yasaya aykırı hükmün bozulması talebine ilişkindir.
Suç tarihinde Altınözü Sulh Ceza Mahkemesinin 31.05.2013 tarihli ve 2013/150 Değişik İş sayılı önleme araması kararı uyarınca sanığın sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı araçta yapılan aramada toplam 840 litre kaçak akaryakıtın ele geçirilerek muhafaza altına alındığı anlaşılmıştır.
Sanık hakkında, 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nun (5607 sayılı Kanun) 3/10. maddesi ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 53,54 ve 58. maddeleri uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.
Sanığın alınan savunmasında, ele geçirilen akaryakıtı kullanmak amacıyla satın aldığını, ticari amacının olmadığını beyan ederek atılı suçu inkar ettiği anlaşılmıştır.
Ele geçirilen akaryakıt hakkında düzenlenen 06.06.2013 tarihli ulusal marker tespit tutanağına göre yapılan ölçümlerde ulusal marker seviyesinin geçersiz olduğu tespit edilmiştir.
Kaçak eşyaya mahsus tespit varakası dava dosyasında bulunmaktadır. Suç tarihi itibarıyla eşyaların gümrüklenmiş değerinin 3.059,46 TL ve pek hafif değerde olduğu anlaşılmıştır.
Tüm dosya kapsamına göre dava konusu olayda ele geçirilen 840 litre kaçak akaryakıtın mikltar itibarıyla ticari mahiyette olması karşısında sanığın savunmasının suçtan kurtulmaya yönelik olduğu anlaşılmış olup sanığın üzerine atılı kaçakçılık suçunun sübuta erdiği belirlenmekle, sanık hakkında mahkûmiyet hükmü kurulmasında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımın doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, katılan ... İdaresi vekilinin ve sanık müdafiinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri reddedilmiştir.
Ancak;
Sanık hakkında kurulan hükümde, Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülen aşağıda belirtilen hukuka aykırılık görülmüştür.
Altınözü 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 05.06.2014 tarihli ve 2013/567 Esas ve 2014/557 Karar sayılı kararının sanık müdafii ile nakil aracının iadesi ile sınırlı olarak katılan ... İdaresi vekili tarafından temyizi üzerine bozulmasına karar verildiği nazara alınarak, sanık hakkında bozulan 05.06.2014 tarihli hükümde uygulanmayan tekerrür hükümlerinin 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 326. maddesinin son fıkrası gereğince kazanılmış hak oluşturması nedeniyle bozmadan sonra kurulan hükümde de uygulanamayacağının gözetilmemesi isabetli bulunmamış olup, söz konusu hukuka aykırılığın Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülmüştür.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle katılan ... İdaresi vekili ve sanık müdafii tarafından öne
sürülen temyiz sebepleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321. maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322. maddesi gereği hükümden 5237 sayılı Kanun'un 58. maddesinin uygulanmasına ilişkin bölümün çıkarılması suretiyle hükmün, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 16.04.2024 tarihinde karar verildi.