Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı, müvekkilinin 06.08.2007 tarihinde davalı şirkette tıbbi satış elemanı olarak çalışmaya başladığı, 13.10.2010 tarihine kadar bu çalışmasının devam ettiğini, 1.660,00 TL net aylık ücret karşılığının yanında 1 yılda 4 tam maaş tutarında ikramiye alarak çalıştığını, ayrıca aylık 300 TL tutarında yemek ücretinden ve yılda 1.000,00 TL giyim çekinden de faydalandığını, başkaca herhangi bir sosyal yardımdan faydalanmadığını, belirtilen şartlarda çalışmasına devam ederken iş akdi 13.10.2010 tarihinde davalı şirket tarafından İş Kanunun 25/II-a bendi gereği feshedildiğini, ancak söz konusu feshin 6 iş günlük hak düşürücü süre geçtikten ve hatta öğrenmeden yaklaşık 3 ay sonra yapıldığından usule ve kanuna aykırı olduğu, bu nedenlerle kıdem ve ihbar tazminatına hak kazandığını, feshe konu fiilin müvekkilince 2007 yılında işe girerken gerçekleştirdiği düşünüldüğünde 1 yıllık hak düşürücü sürenin dahi geçmiş olduğunu, davalı Şirkette belirli bir maaş karşılığı çalışmanın yanı sıra performansına göre prim de alarak çalıştığını, dilekçe ekinde sundukları ücret ve yan haklar icmali belgesinde görüleceği üzere 2010 Eylül ayında hak ettiği ve işyeri belgelerinde tahakkuk ettiği görülen 1.958,00 TL prim alacağının kendisine ödenmediğini iddia ederek kıdem ve ihbar tazminatı ile prim alacaklarının tahsilini talep etmiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, davacının iş sözleşmesi 13.10.2010 tarihli fesih bildirimine istinaden 4857 sayılı İş Kanunu'nun 25/II (a) bendi uyarınca haklı nedenlerle feshedildiğini, is sözleşmesinin feshi tamamen gerçek ve kanıtlanabilir nedenlere dayandığını, davacının ise başvurduğu sırada müvekkil Şirket'e sunduğu, T.C. ... Üniversitesi Fen - Edebiyat Fakültesi Dekanlığı tarafından düzenlendiği zannedilen B.30.2.0DM.013.00.00/211-3025. sayılı 22.06.2001 tarihli Mezuniyet Belgesinin sahte olduğunun anlaşıldığını, 28.07.2010 tarihinde verdiği yazılı savunmasında; sahte diplomayla ise başvurduğunu ve işe ilk başladığı tarih olan 06.08.2007 tarihinden beri bu hususu Müvekkili Şirket'ten gizlediğini ve aslında üniversite mezunu olmadığını açık ve kesin olarak beyan ve kabul ettiğini, savunma yazısında belirttiği hususları samimi bulan müvekkil Şirketin, iyi niyetle davacıya bir şans vermeye karar verdiğini, üniversitede derslerine devam ederek üniversiteden mezun olması şart olarak koşulduğunu ve davacının bu şartı yerine getirmek suretiyle görevine devam etmesine karar verildiğini, davacının önce istekli bir şekilde davrandığını ve üniversite ile iletişim kurduğunu, davacının yaptığı işlemlerin Bölge Müdürü tarafından takip edildiğini ve Merkez İnsan Kaynaklarına raporlandığını, daha sonra ise davacı isteğini kaybettiğini ve üniversiteyle yazışmayı ve üniversiteye devam edip edemeyeceği hakkındaki bilgileri müvekkili Şirkete vermeyi kestiğini, davacının üniversiteyle iletişimi kestiğini ve bu konuyu bir anda unuttuğunu, resmen müvekkil Şirketin iyi niyetini kötüye kullandığını, müvekkil Şirketi yanılttığını, yapılan değerlendirmelerin ardından davacının iş sözleşmesinin başlangıcından itibaren yalan söylediği ve bu yalan devam ettirdiği ve neredeyse 3 yıl boyunca da devam ettirmekte ısrarcı olduğu hususu da düşünülerek iş sözleşmesinin 13.10.2010 tarihinde haklı nedenlerle feshedildiğini, yapılan fesih işleminin hukuka uygun olduğunu, davacının 3 (üç) yılı aşkın bir süre boyunca müvekkili şirketi kandırdığını, yanılttığını ve müvekkili şirketin kendisine duyduğu güveni kötüye kullandığını, burada süreklilik gösteren bir kötüye kullanma durumunun söz konusu olduğunu, bu itibarla hak düşürücü sürelerin bu olayda işlemeyeceğinin açık olduğunu, ayrıca davacının müvekkil şirkette işe başladığı andan itibaren çeşitli mesleki eğitimler aldığını, üniversite mezunu olmadığı için aslında alınmayacağı ve başlatılmayacağı bir işle ilgili mesleki eğitimleri alarak haksız menfaatler elde ettiğini, sahte diplomayla girdiği bu iş nedeniyle ücret aldığını ve 3 yılı aşan süre boyunca maddi kazanç elde ettiğini, bu itibarla da 1 (bir) yıllık hak düşürücü sürenin de işlemeyeceğinin açık ve kesin olduğunu, dava dilekçesinde bahsi geçen 1.958,00 TL primin Eylül 2010 maaş bordrosuna yansıtılarak davacıya ödendiğini, davacının hak edip de alamadığı bir prim alacağının mevcut olmadığını savunarak davanın reddini talep etmiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkeme, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanarak davalı işverenin, iş akdini 6 iş günlük hak düşürücü ve makul süre içerisinde feshetmediğinden, davacının kıdem ve ihbar tazminatına hak kazandığı, dosya içeriğinde bu primin ödendiğine ilişkin ödeme belgesi yer almadığından ispat külfeti kendisinde bulunan davalı işveren, primin ödendiğini ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar vermiştir.
D) Temyiz:
Kararı davalı temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:

1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.

2-Somut uyuşmazlıkta, davacının prime hak kazandığı ihtilafsızdır. Asıl mesele davacının hak kazandığı priminin ödenip ödenmediği noktasındadır.
Davalı, prime ilişkin bordroyu dosyaya ibraz edip ödeme savunması yapmıştır. Bilirkişi raporuna da ilgili banka ve hesap numarasını da bildirerek banka kayıtlarının celbedilmesi yönünde açıkça itiraz etmiştir.
Bu durumda Mahkemece yapılacak iş, prim ödemesine ilişkin banka kayıtları celbedilip sonucuna göre bu alacağın değerlendirilmesi gereklidir. Eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
F) Sonuç:

Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 19.06.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.