Esastan red
Taraflar arasındaki endüstriyel tasarımın hükümsüzlüğü davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının incelemesiz sistemden yararlanarak kurum nezdinde 06.06.2013 tarih ve .... numarası ile tescil ettirdiği çoklu tasarım kapsamında yer alan 3 ve 4 numaralı oyuncak tasarımlarının gerçekte pek çok firma tarafından yıllardır yaygın olarak kullanılan tasarımlar olduğunu, davalının internette veya piyasada gördüğü başkasına ait bu tasarımları yeniymiş ve kendisine aitmiş gibi sahiplenerek Türkiye'de tescil ettirdiğini, bununla da kalmayıp yeni olmayan bu tasarımlar üzerinde tekelleşmek isteyerek rakip gördüğü müvekkiline karşı mahkemenin 2018/119 D. İş sayılı dosyasında tespit yaptırarak kötü niyetli bir şekilde ticaretini engelleyip zarar vermeye çalıştığını, dosyaya sundukları eski tarihli katalog görsellerinde görüldüğü üzere dava konusu tasarımların aynıları ya da benzerlerinin daha önce piyasaya sunulduklarını, internette yapılacak kısa bir aramada da benzer tasarımların önceki yıllarda kamuya sunulduğunun anlaşılacağını, davalı tasarımları ile daha önceden çeşitli firmalarca kamuya sunulan tasarımların ayniyet derecesinde benzer olduklarını ve tasarımlardaki aynılık veya bu yakın benzerliğin davalıya ait tasarımların yeni ve ayırt edici özelliklerini öldürdüğünü, davalı tasarımlarının yeni ve ayırt edici olmadığını ileri sürerek davalı adına 2013/04431-3 ve 4 sıra numaralı tasarım tescillerinin hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin oyuncak sektörünün önde gelen firmalarından biri olduğunu, Mahkemenin 2018/119 D.İş sayılı dosyasında yapılan tespit sonucu davacının müvekkili adına kayıtlı sallanan at oyuncak tasarımını taklit suretiyle tecavüz ettiği sabit olduğundan, davacının huzurdaki davayı bir karşı eylem olarak ikame ettiğini, davacının bu tasarımı Türk Patent ve Marka Kurumu (TÜRK PATENT) nezdinde tescil ettirmek için başvuruda bulunduğunu, işbu hükümsüzlük davasını açmasının aynı zamanda benzer olduğu sabit olan tasarımı tescil koruması altına alma çabasının davalının kötü niyetini gösterdiğini, davacının emsal gösterdiği görsellerle müvekkili şirkete ait 2013 04431-3 ve 4 nolu tasarımlar arasında ne gibi bir benzerlik olduğunun, hangi yönden hükümsüzlük niteliğinin bulunduğunun hiçbir şekilde izah edilmediğini, müvekkiline yönelik karalama kampanyası başlatmak, haksız iddialarla müvekkilinin ticari itibarını zedelemeye çalışmak amacıyla bu davanın açıldığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu 2013/04431-3 tescil numaralı tasarımın tescil başvuru tarihi itibariyle yenilik ve ayırt edicilik özelliklerine sahip olduğu, 4 nolu tasarımın ise koruma şartı olan yenilik ve ayırt edicilik nitelik özelliklerine sahip olmadığı gerekçesiyle davacının davasının kısmen kabulüne, davalı adına tescilli 2013/04431 tescil nolu tasarım belgesinin 4 nolu tasarım yönünden hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, 3 nolu tasarıma ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuşlardır.
1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; hukuki ve teknik değerlendirme yapılmadan son rapora göre karar verildiğini, bilirkişiler tarafından dosyaya sunulan ikinci raporda her iki tasarım için, üçüncü raporda ise 2013/04431-4 no'lu tasarım için "yenilik ve ayırt edici niteliğe sahip olduğu" şeklinde bir değerlendirme yapılmış olsa da, yapılan bu değerlendirmenin tamamen hatalı olduğunu, söz konusu raporlarda, bilgilenmiş kullanıcının 2-5 yaş arası çocuğa sahip ebeveynler olduğunun belirtildiğini, bu değerlendirmensn eksik ve hatalı olduğunu, bilgilenmiş kullanıcının söz konusu tasarımı daha önce deneyimlemiş, tecrübesi olan kullanıcı olduğunu, son bilirkişi raporunda netice olarak; kullanıcıların gerekli dikkat ve özeni gösterdiği takdirde tasarımlar arasındaki farkı anlayacağının ifade edildiğini, tüketiciden tasarımlar arasındaki ögelerin biçim, oran ve birbirleri arasındaki pozisyonlarının farkını ayırt etmesini beklemenin imkansız olduğunu, yine bilirkişiler dava konusu tasarımı, bölümlere ayırmak suretiyle inceleme yaptıklarını, oysa tescilli tasarımın bir bütün olarak değerlendirilip genel izlenime bakılması gerektiğini, raporda incelemenin tasarım hukuku ilkelerinden uzak olup bu yönüyle de raporun hüküm kurmaya elverişli olmadığını, bilirkişilerin "genel benzerliklerden" söz ettiğini, bilirkişilerin genel benzerlik tespiti ile aslında tasarımın ayırt edici olmadığını tespit etmiş durumda olduklarını, yani raporun kendi içinde de çeliştiğini, zira tasarım hukukunda genel izlenime bakılarak bir tasarımın ayırt edici niteliğinin belirlendiğini, tasarımın ürünün görünümü olması nedeniyle genel izlenime bakılarak belirlendiğini, dava konusu tasarımlara bakıldığında bütünsel form olarak emsallerinden ve itiraza gerekçe gösterilen tasarımdan farklı olmadığının zaten görüleceğini, davalının herkesin kullanımına açık ürün tasarımlarını kötü niyetli olarak kendi tasarımı olarak tescil ettirdiğini, tasarımların hem yeni olmadığını hem de ayırt edici özellik taşımadığını, dava konusu tasarımın hükümsüzlük şartlarının oluştuğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
2.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkeme tarafından da yeterli olmadığı sonucuna varılan 31.01.2019 tarihli bilirkişi raporunu dikkate alarak, dosyada 3 ayrı bilirkişi raporu alındığının belirtilmesi eksik ve hatalı bir tespit olduğunu, anılan raporda yeterince benzerlik araştırmasının-karşılaştırmalarının yapılmadığı gibi, seçenek özgürlüğü yönünden bir araştırmanın da olmadığını, tümüyle eksik bir rapor tanzim edildiğini, Mahkemenin gerekçeli kararda 31.01.2019 tarihli bilirkişi raporu diye belirttiği bu incelemeyi bilirkişi raporu diye tanımlamak hukuken ve teknik açıdan mümkün olmadığını, bu nedenle gerekçede belirtilenin aksine dosyada iki adet teknik açıdan yeterli bilirkişi raporu yer aldığını, tasarımlar arasında biçimsel farklılıklar mevcut olup, bunun neticesinde de müvekkilime ait tasarımın ayırt edici niteliklere sahip olduğunu, mahkemenin itirazları dikkate alınmadan sadece edindiği son raporla yetinerek, raporlar arası çelişkiyi gidermeye çalışmadan ve son gelen raporun hangi gerekçelerle hükme esas teşkil ettiği belirtilmeden karar verdiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 31.01.2019 tarihli bilirkişi raporunda "Her iki tasarımın da tescil başvuru tarihi itibariyle benzerleri piyasaya sunulmuş yeni ve ayırt edici nitelikte olmadıkları" yönünde görüş bildirildiği, rapora davalı tarafın itirazlarının Mahkemece ciddi görülmesi üzerine bu defa ikinci bilirkişi heyetinden rapor aldırıldığı, 27.05.2019 tarihli bu raporda "Her iki tasarımın yenilik ve ayırt edicilik özelliklerine sahip olduğu" yönünde görüş bildirildiği, her iki rapor arasında çelişki oluştuğu anlaşıldığından mahkemece raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesi için yeni bilirkişi heyetinden rapor aldırıldığı, bu heyet tarafından verilen raporda "Dava konusu 2013/04431-3 nolu tasarımın yenilik ve ayırt edicilik özelliklerine sahip olduğu, 4 numaralı tasarımın ise başvuru tarihi itibariyle koruma şartı olan yenilik ve ayırt edicilik nitelik özelliklerine sahip olmadığı" kanaatinin bildirildiği, raporun denetime elverişli olduğu ve mahkemece bu rapora üstünlük tanınmasında isabetsizliğin bulunmadığı, rapordaki tespitlere uygun olarak ilk derece mahkemesi tarafından davanın kısmen kabulüne karar verilmesi de yerinde olduğu gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
Uyuşmazlık, endüstriyel tasarımın hükümsüzlüğü ve sicilden terkini istemine ilişkindir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) 55,56,57,64 ve 77 nci maddeleri.
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
16.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.