Esastan ret

Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı Banka ile faktoring sözleşmesi akdedildiğini, firmanın yurt içi ve yurt dışı mal veya hizmet satışlarından doğmuş ve doğacak alacaklarını bankaya temlik ettiklerini, akdedilen bu sözleşme kapsamında bankanın, üretilerek alıcılara satışı gerçekleştirilen, fatura konusu malların bedellerinin müşteriler tarafından ödenmeme riskini üstlendiğini, aynı zamanda sözleşmeye konu olan alacaklarının vadesinde takibinin, tahsilatının ve ilgili raporlamanın sağlanması hizmetini de taahhüt etmiş olduğunu, davalı bankanın temlik aldığı alacakların (yurt içinden ve yurt dışından) tahsil edilmesi işini yükümlendiğini, davalı bankanın; Avusturya da faaliyet gösteren alıcı ... Aluminium Service GMBH firması için; 08.04.2011 tarihinde 150.000,00 euro ve 12.07.2011 tarihinde 300.000,00 euro tutarlı garanti limitleri aldığını, bu durumun; LOB - Limit Onay Bildirimleri ile kendilerine bildirdiğini, Garanti Limitlerinin Fransa'da mukim "GE PACTOFRANCE"dan alındığını, taraflarına verilen LOB Limit Onay Bildirimi (300.000,00 euroya kadar garanti) kapsamında yurt dışındaki alıcı - ... Aluminium Service GMBH firmasına 2012 yılının Ocak-Şubat-Mart ayları içerisinde, İhracat/Mal Satış İşlemleri gerçekleştirdiklerini, bu satışlar ile ilgili olmak üzere faturalar düzenleyerek davalı Bankaya temlik ettiklerini, 17.04.2012 tarihinde kendilerine davalı banka tarafından bildirilen "LİMİT İPTALİ" tarihine kadar tüm alacakların - garanti veren - "..." firmasına temlik edildiğinden bu muhabirin garantisi kapsamında olduğunu, toplam 172.448,91 euro tutarlı satış faturalarının tamamının davalı bankaya 17.04.2012 öncesinde temlik edildiğini, taraflar arasında akdedilmiş olan Faktoring Sözleşmesi kapsamında davalı banka tarafından borçlu için aczinin sabit veya iflasına hüküm olunması nedeni ile vadeden itibaren en geç 90 gün sonra ödeme yapılacağının davalı banka tarafından taahhüt edildiğini, ancak faturaların ödenmediğini, ödememe gerekçesi olarak belirtilen 270852 numaralı 11.02.2011 tarihli faturadan kaynaklı alacağın Faktoring garantisi kapsamında Bankadan talep edilen bir alacak olmadığı, Faktoring garantisi kapsamında Bankadan talep edilen tüm alacakların temlik edildiğini ve Bankaya süresi içinde bildirildiğini, bu nedenle ödeme yapılmamasının hukuka aykırı olduğu ödenmeyen faturalar kapsamında en son 15.03.2012 tarihli fatura vadesinden 90 gün sonrasına isabet eden 15.06.2012 tarihinden itibaren 172.448,91 euro alacağın, 3095 sayılı Kanun'un 4/a maddesi kapsamında; kamu bankalarının euro bazındaki mevduata uyguladığı en yüksek faiz oranı ile birlikte; kendilerine ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili Bankanın taraflar arasında akdedilmiş olan Faktoring Sözleşmesine ve (GRİF) Uluslararası Faktoring Kurallarına uygun hareket ettiğini, ödemenin ret sebebinin keyfi nedenlere değil yasal nedenlere dayandığını, Banka tarafından uyarılmasına rağmen davacının 11.02.2011 tarihli 270852 numaralı 48.720,00 euro tutarındaki faturayı temlik etmemiş olması nedeniyle Genel Faktoring Sözleşmesi'nin III/6 maddesi de dikkate alındığında garantinin geçmişi kapsayacak şekilde ortadan kalktığı ve netice olarak davacının Bankaya temlik etmiş olduğu 8 adet faturaya ilişkin 172.448,91 euro tutarındaki alacağının garanti kapsamında davalı Banka tarafından ödenmesi talebinin yerinde olmadığı, kabul anlamına gelmemek üzere; davacının faiz talep tarihinin 90 günlük sürenin sonu değil, dava tarihi olması gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı ile davalı arasında 27.07.2012 tarihli 230 sözleşme no'lu Genel Faktoring Sözleşmesi imzalandığı, davalı Banka tarafından 08.04.2011 tarihli Limit Onay Bildirimi yapıldığı, 08.04.2011 tarihli ve 12.07.2011 tarihli limit onay bildirimlerinde belirtilen tarihten önce yapılmış ve bedeli henüz ödenmemiş ihracatların bulunması halinde bu ihracatlara ilişkin alacaklar hakkında detaylı yazılı bilgi verilmesinin istendiği, davacı tarafından toplam 172.448,91 euro tutarında 8 adet faturanın davalı Bankaya bildirildiği, Genel Faktoring Sözleşmesinin III/6 maddesinde "...Müşterinin borçluya düzenlediği faturanın/faturaların nüshalarını en geç 5 gün içinde, borçluya düzenlenen faturalar dışında kalan ve Bankanın talep ettiği her türlü belge ve bilgiyi talep tarihinden itibaren 10 gün içinde Bankaya teslim etmemesi... hallerinde tüm faktoring garantileri uluslar arası faktoring kuralları gereğince geçmişe etkili olarak kendiliğinden ortadan kalkar..." ifadesinden de anlaşıldığı üzere davalı Banka tarafından uyarılmasına rağmen davacının 11.02.2011 tarihli 270852 numaralı 48.720,00 euro tutarındaki faturayı temlik etmemiş olması nedeniyle Genel Faktoring Sözleşmesi'nin III/6 maddesi de dikkate alındığında garantinin geçmişi kapsayacak şekilde ortadan kalktığı, netice olarak davacının Bankaya temlik etmiş olduğu 8 adet faturaya ilişkin 172.448,91 euro tutarındaki alacağının garanti kapsamında davalı Banka tarafından ödenmesi talebinin yerinde olmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; bilirkişi heyetinin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'na (6100 sayılı Kanun) uygun oluşturulmadığını, tek sayıda heyet oluşturulamayacağını, faktoring sözleşmeleri konusunda uzman bir öğretim üyesinin heyette yer alması gerektiğini, bilirkişilerin dava konusu ile ilgil ihtisasları bulunmadığını, raporların denetime elverişli olmadığını, sözleşmede ve Uluslararası Faktoring Kurallarında limit Onay Bilidirim öncesi yapılmış ihracatlara ilişkin belge-vesaik, fatura işlemlerinin garantöre ya da yurtiçi bankaya devredileceğine ilişkin açık ve net bir hüküm bulunmadığını, müvekkilinin edimini yerine getirmediğinin bankaca kanıtlanması gerektiğini, bu hususun ispat edilemediğini, matbu olarak yer alan bazı bilgi paylaşımlarının müvekkili tarafından yerine getirilmediğinin ispatlanamadığını, davalının aşamalardan haberdar olduğunu, gizlenen bir bilgi olmadığını, davalının 270852 numaralı 11.02.2011 tarihli fatura bilinseydi hiç teminat verilmeyeceği ve risk alınmayacağı iddiasının hukuki olmadığını, tahsil edilemeyen tüm satışların limit iptal bildirimi öncesinde yapıldığını, 270852 numaralı 48.720 euro bedelli faturanın ... şirketi tarafından 21.000,00 euro ve 27.720,00 euro bedelli 22.03.2011 tarihli iki adet reklamasyon faturasının iadesi niteliğinde olup gerçek satışa konu fatura olmadığını, bu davanın konusu olmadığı gibi davalıdan da tahsili talep ve dava olunmadığını, Bankanın iyiniyet kurallarına uygun hareket etmesinin beklendiğini, taraflar arasındaki dengeyi bozan, genel işlem şartı niteliğindeki hükümlerin Yargıtay kararlarına göre geçersiz sayılması gerektiğini, davacının bilgilendirmeyi de ispatlayamadığını belirterek kararın kaldırılmasını ve davanın kabulünü istemiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı şirketin tüketici değil tacir olduğu, Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun hükümlerinin uygulanmayacağı, ön bilgilendirme formunun ve genel faktoring sözleşmesinin davacı şirket tarafından imzalandığı, davacının taraflar arasındaki faktoring sözleşmesi ile uluslararası faktoring işlemlerinde GRİF Uluslararası Faktoring kurallarının uygulanacağını kabul ettiği, tacir olan davacı yönünden genel işlem şartlarını oluştuğundan bahsedilemeyeceği, İlk Derece Mahkemesinin kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrarlayarak kararın bozulmasını istemiştir.

Dava, faktoring sözleşmesine dayalı alacak istemine ilişkindir.

1. 6100 sayılı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2.Uluslararası Faktoring Genel Kuralları(GRIF) 19 uncu maddesinin üçüncü fıkrası.

1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

16.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.