SUÇLAR: Resmi belgede sahtecilik, nitelikli dolandırıcılık

HÜKÜMLER: Mahkûmiyet

... 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 22.01.2016 tarihli ve 2014/278 Esas, 2016/17 Karar sayılı kararının, katılan vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde;

Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 07.11.2006 tarihli ve 2006/6-123 Esas, 2006/229 Karar sayılı ilâmında da belirtildiği üzere, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 40 ıncı maddesinin ikinci fıkrası, 5271 sayılı Kanun'un 34 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 231 inci maddesinin ikinci fıkrası, 232 nci maddesinin altıncı fıkrası, 291 inci maddesinin birinci ve ikinci fıkraları uyarınca karar ve hükümlerde, başvurulabilecek kanun yolu, süresi, sürenin ne zaman başlayacağı, merci, başvuru şekli ve kanun yollarına başvurulmadığı takdirde hükmün kesinleşeceğinin tereddüde yer vermeyecek şekilde açıkça gösterilmesinin gerektiği; "5271 sayılı Kanun'un 263 üncü maddesinin birinci fıkrası gereğince cezaevinde bulunan sanığın hükümlü bulunduğu ceza infaz kurumu ve tutukevi müdürüne beyanda bulunmak suretiyle veya bu hususta dilekçe vererek kanun yoluna başvurabileceğinin" de yazılması veya tebliğ mazbatasına bu hususa ilişkin bir meşruhat eklenmesi gerektiği gözetilmeden temyize konu karara ilişkin temyiz süresinin ve karar tarihinde ceza infaz kurumunda başka suçtan hükümlü olarak bulunan sanık yönünden hüküm fıkrasına bu meşruhat olmadan yapılan tebliğ işleminin usulsüz olduğu anlaşılmakla; sanığa gerekçeli karar usulünce tebliğ edilerek, buna dair belge ile verilmesi halinde temyiz dilekçesi de eklenerek ek tebliğname düzenlenmesinden sonra dava dosyasının geri gönderilmek kaydıyla Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

Oy birliğiyle, 23.01.2024 tarihinde karar verildi.