Mahkûmiyet
Katılanın 10.08.2020 havale tarihli dilekçesi ile şikâyetten vazgeçtiğini bildirdiği anlaşılmakla, şikâyetten vazgeçme nedeniyle davaya katılma ve hükmü temyiz etme hakkının bulunmadığı belirlenerek hükmün bu yönden incelenemeyeceği anlaşılmakla sanık müdafiinin temyiz istemine hasren yapılan incelemede;
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Nazilli 2. Asliye Ceza Mahkemesi'nin, 26.01.2016 tarihli ve 2014/71 Esas 2016/57 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında özel belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 207 nci maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve 52 nci maddesi uyarınca 6.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
Sanık müdafiinin temyiz isteği; hükmün eksik inceleme,araştırma neticesi usul ve yasaya aykırı olarak verildiğine ilişkindir.
1.Sanığın, katılanın mülk sahibi olduğu iş yerinde mobilyacılık işiyle uğraştığı, taraflar arasında Nazilli 1. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2013/18 Esas sayılı kiralananın tahliyesi davası bulunduğu, 18.06.2013 tarihli celsede sanık müdafii tarafından davaya konu sahte kira sözleşmesinin ibraz edildiği, katılanın başvurusu üzerine başlatılan soruşturma kapsamında aldırılan 13.11.2013 tarihli kriminal raporuna göre kira sözleşmesi üzerindeki yazıların sanığa ait olduğu, sanığın sahibi olduğu...Kereste Mobilya Şirketi adına atfen atılı bulunan imzanın da sanığın ürünü olduğu, katılan adına atfen atılı bulunan imzanın katılanın eli ürünü olmadığını, sanığın söz konusu kira sözleşmesini sahte olarak düzenleyip ve kullanmak suretiyle özel belgede sahtecilik suçunu işlediği iddia olunmuştur.
2. Mahkeme tarafından tüm dosya kapsamının 13.11.2013 tarihli ve 21.08.2015 tarihli kriminal raporlar ile birlikte değerlendirilmesinde; inceleme konusu kira sözleşmesindeki yazılar ile sanığa ait mukayese yazılarının aynı olduğunun belirtildiği bu kapsamda katılanın ilgili kira sözleşmesinde kendisine ayrılan bölümdeki imzasının kendisine ait olmadığının sabit olduğu, söz konusu kira sözleşmesinden menfaati bulunan sanığın söz konusu imzayı taklit etmek suretiyle ilgili sözleşmeyi düzenlendiği ve bu sözleşmeyi mahkemeye ibraz etmek suretiyle kullandığı kanaatiyle temyize konu hüküm kurulmuştur.
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafii yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiş, ancak ön inceleme bölümünde açıklanan nedenle şikâyetten vazgeçme nedeniyle katılanın hükümsüz kaldığı gözetilerek vekâlet ücretine yönelik isabetsizliğin Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülmüştür.
A. Katılan Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden
Ön inceleme bölümünde açıklanan nedenle Nazilli 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 26.01.2016 tarihli ve 2014/71 Esas 2016/57 Karar sayılı kararına yönelik katılan vekilinin temyiz isteminin davaya katılma ve hükmü temyiz etme hakkı bulunmadığından 1412 sayılı Kanun'un 317 nci uyarınca, Tebliğname'ye aykırı olarak, oy birliğiyle REDDİNE,
B. Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi Yönünden
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Nazilli 2. Asliye Ceza Mahkemesi'nin, 26.01.2016 tarihli ve 2014/71 Esas 2016/57 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz isteği yerinde görüldüğünden, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği hükmün, BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hüküm fıkrasından "Katılan kendisini vekâletname ile temsil ettirdiğinden AAÜT gereğince 1800 TL maktu vekalet ücretinin sanıktan alınarak katılana verilmesine" ibaresinin çıkartılması suretiyle hükmün, Tebliğnameye kısmen uygun olarak oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
23.01.2024 tarihinde karar verildi.