B O Z M A Ü Z E R İ N E

Mahkûmiyet

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1....2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 28.06.2010 tarihli ve 2009/301 Esas, 2010/146 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraat kararı verilmiştir.

2. Yargıtay (Kapatılan) 15. Ceza Dairesi tarafından anılan hükmün; sanığın müştekinin kiracısı olması ve suç tarihine yakın dönemlerde kirayı banka yoluyla değil elden ödeyip belge almaya başladığı, diğer sanığı restoranına gelmesi nedeniyle tanıdığını belirtmesi, diğer sanığın müşteki ile tek ortak tanıdıkları olması sebebiyle sanık ... ...’un sanığın iştiraki olmadan bu suçu işlemesi mümkün olmadığından sanığın mahkumiyeti yerine yazılı şekilde beraatine karar verilmesi, nedeniyle, bozulmasına karar verilmiştir.

3. Bozma üzerine...2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 30.06.2014 tarihli ve 2013/439 Esas, 2014/238 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanun'un (5237 sayılı Kanun) 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi, 35 inci maddesi, 5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesi uyarınca 1 yıl 6 ay hapis ve 20.000,00 TL adli para cezası cezalandırılmasına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiştir.

4. Sanığın...34. Asliye Ceza Mahkemesinin 22.02.2018 tarihli ve 2017/45 Esas, 2018/186 Karar sayılı kararı ile denetim süresi içerisinde 16.08.2016 tarihinde işlediği mühür bozma suçundan mahkûmiyetine karar verilmiş ve işbu dosyaya ihbarda bulunulmuştur.

5. İhbar üzerine...2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 29.06.2018 tarihli ve 2018/326 Esas, 2018/272 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Kanunu'nun 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi, 35 inci, 53 üncü maddeleri uyarınca 1 yıl 6 ay hapis ve 20.000,00 TL adli para cezası cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

Sanık müdafii tarafından usul ve yasaya aykırı hüküm kurulduğu gerekçesiyle hüküm temyiz edilmiştir.

Sanık ...'ın katılan ...'ın kiracısı olduğu ve kirayı elden yatırdığı aylarda katılandan imzalı belge aldığı, alınan belgedeki imzalı bölümün kesilip ciranta imzası yapılarak, 290.000 TL bedelli senet oluşturulduğu, temyiz dışı sanık......'un da bu senedi...6. İcra Dairesinin 2009/4329 sayılı takip dosyası ile icra takibine koyduğu, bu suretle sanığın temyiz dışı sanık...... ile iştirak halinde üzerlerine atılı suçu işlediğinin iddia edildiği somut olayda, sanığın savunmaları ile kriminal rapor uyarınca eylemin sabit olduğu kabul edilerek sanığın kamu kurum ve kuruluşları vb. tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçuna teşebbüs suçundan cezalandırılmasına dair temyiz incelemesine konu mahkûmiyet hükmü kurulduğu anlaşılmıştır.

1. Sanık savunması, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde sanık müdafiinin temyiz sebepleri yerinde olmadığından mahkeme hükmünde hukuka aykırılık görülmemiştir.

2.Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.

Gerekçe bölümünde bendinde açıklanan nedenlerle İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı yazılı kararında sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık müdafiinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

23.01.2024 tarihinde karar verildi.