B O Z M A Ü Z E R İ N E

Mahkûmiyet

Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1. Harran Asliye Ceza Mahkemesinin 27.05.2014 tarihli ve 2012/187 Esas, 2014/244 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 157 inci maddesinin birinci fıkrası, 50 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi, 52 ve 53 üncü maddeleri uyarınca 2 yıl hapis, 1.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

2. Harran Asliye Ceza Mahkemesinin 27.05.2014 tarihli ve 2012/187 Esas, 2014/244 Karar sayılı kararının sanık müdafii tarafından temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 15. Ceza Dairesi'nin 11.12.2017 tarihli ve 2017/26586 Esas, 2017/26483 Karar sayılı kararı ile, hükümden sonra 02.12.2016 tarihli ve 29906 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun’un 14. maddesi ile 5237 sayılı Kanun'un 158 inci maddesinin birici fıkrası (L) bendi kapsamında öngörülen nitelikli dolandırıcılık fiiline ilişkin delillerin takdiri ile değerlendirme yetki ve görevinin üst dereceli ağır ceza mahkemesine ait olduğu gözetilerek görevsizlik kararı verilmesi gerektiği zorunluluğu, nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.

3. Bozma üzerine, ... 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 30.04.2019 tarihli ve 2018/1053 Esas, 2019/278 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 157 inci maddesinin birinci fıkrası, 50 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi, 52 ve 53 üncü maddeleri uyarınca 2 yıl hapis, 1.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

4. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca özet olarak, hükümde karışıklığa sebebiyet verilmesi nedeniyle bozma görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.

Sanık müdafiinin temyiz istemi; sanığın atılı suçu işlemediğine, eksik inceleme ve araştırma ile hüküm kurulduğuna ilişkindir.

1. Suç tarihinde katılan ...'nun kullanmakta olduğu cep telefonu numarasını arayan bir şahsın, kredi kartlarından terör örgütüne yüksek miktarda havale yapıldığını, bunun için bankaya gidip belirtilen hesap numarasına para yatırması gerektiğinin söylendiği, bunun üzerine katılanın, sanığın hesabına toplamda 26.401,00 TL para yatırdığı, paraların sanık tarafından aynı gün PTT şubelerinden çekildiği iddiasıyla açılan kamu davasında; sanık, M.D. ve H.A. isimli şahısların istemesi üzerine hesabını bu şahıslara kullandırdığını, suçsuz olduğunu savunmuş, katılan tarafından paraların sanığın hesabına gönderildiğine ve sanık tarafından çekildiğine ilişkin hesap dekontları ile paraların çekilme anına ilişkin güvenlik kamera kayıtları dosyaya konulmuş, Mahkemece suçun uzlaşma kapsamında olması nedeniyle dosya uzlaştırma bürosuna gönderilmiş, katılanın talep ettiği edimin sanık tarafından yerine getirilmemesi üzerine taraflar arasında uzlaşma sağlanamamış ve mahkemece tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek, suç tarihi itibariyle lehe olan 5237 sayılı Kanun'un 157 nci maddesinin birinci fıkrasından temyize konu mahkumiyet hükmü kurulmuştur.

A. Tebliğname Yönünden
Hükümde, sanık hakkında "2 yıl hapis, 50 gün adli para cezası" temel ceza olarak belirlendikten sonra, "hürriyeti bağlayıcı cezanın 5237 sayılı Kanun'un 50 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca günlüğü 20 TL'den hesap edilerek 1.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılması" şeklinde hüküm kurulmuş ise de, "Sonuç olarak 2 yıl hapis, 1.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılması" denilmesi karşısında, gün adli para cezası yerine hürriyeti başlayıcı ceza yazılması şeklindeki yanlışlığın mahallinde düzeltilebilir yazım hatası olarak değerlendirilmesi gerektiği anlaşılmakla, bozma görüşüne iştirak edilmemiştir.

B. Sanık Müdafiinin Temyizi Yönünden

1. Katılan ve tanık beyanları, sanığın tevil yollu ikrara yönelik savunması ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde sanığın mahkumiyetine ilişkin Mahkemenin kabul ve uygulamasında bir isabetsizlik bulunmamış, sanık müdafinin sanığın atılı suçu işlemediğine, eksik inceleme ve araştırma ile hüküm kurulduğuna ilişkin temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir.

2. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır.

Gerekçe bölümünün (B) bendinde açıklanan nedenle, ... 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 30.04.2019 tarihli ve 2018/1053 Esas, 2019/278 Karar sayılı kararında sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık müdafiinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

23.01.2024 tarihinde karar verildi.