B O Z M A Ü Z E R İ N E
Mahkûmiyet
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Şanlıurfa 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 28.01.2020 tarihli ve 2019/47 Esas, 2020/55 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında dolandırıcılık suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun(5237 sayılı Kanun) 157 nci maddesinin birinci fıkrası, 168 inci maddesinin ikinci fıkrası, 62 nci maddesi, 52 nci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkraları, 53 üncü maddesi uyarınca 1 yıl 6 ay hapis ve 5.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, karar verilmiştir.
1. Sanık müdafiinin temyizi, eksik araştırma ile karar verildiğine, atılı suçu sanığın işlemediğine, suçun unsurlarının oluşmadığına, sanık hakkında lehe hükümlerin uygulanmadığına ilişkindir.
2. Katılan vekilinin temyizi, katılan lehine vekalet ücretine hükmedilmediğine, sanığa atılı suçun nitelikli dolandırıcılık suçunu oluşturduğuna, sanık hakkında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmaması gerektiğine ilişkindir.
Suç tarihinde katılanı arayan ve kendisini emniyette görevli olarak tanıtan kişinin, katılana banka hesap kartlarının terör örgütünün eline geçtiğini, bankadaki parasını vereceği hesaba yatırmasını istediği, teröristleri yakaladıktan sonra parasının iade edileceğini söylediği, bunun üzerine katılanın arayan kişiye inanarak hesabında bulunan 3600,00 TL parayı çektiği sanığın kredi kartına yatırdığı, sanığın üzerine atılı dolandırıcılık suçunun uzlaşma kapsamında olması nedeniyle, dosyanın uzlaştırma bürosuna tevdi edildiği ancak uzlaşmanın sağlanamadığı kabul edilerek sanığın dolandırıcılık suçundan cezalandırılmasına dair temyiz incelemesine konu mahkûmiyet hükmünün kurulduğu anlaşılmıştır.
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafii ve katılan vekilinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri reddedilmiştir, ancak;
1. Sanık hakkında belirlenen 125 gün adli para cezasının 5237 sayılı Kanun'un 52 nci maddesinin ikinci fıkrası gereğince günlüğü 20,00 TL'den paraya çevrilmesi sırasında hesap hatası yapılarak 5.000,00 TL adli para cezasına hükmedilmesi,
2. Karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 14 üncü maddesinin birinci fıkrasında yer verilen; “Kamu davasına katılma üzerine, mahkûmiyete ya da hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş ise vekili bulunan katılan lehine Tarifenin ikinci kısım ikinci bölümünde belirlenen avukatlık ücreti sanığa yükletilir.” şeklindeki düzenleme karşısında, kendisini vekille temsil ettiren katılan lehine vekâlet ücreti ödenmesine karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi hukuka aykırı ise de, anılan hukuka aykırılıklar Yargıtay tarafından düzeltilmiştir.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Şanlıurfa 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 28.01.2020 tarihli ve 2019/47 Esas, 2020/55 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafii ve katılan vekilinin temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği BOZULMASINA, bu hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hüküm fıkrasının beşinci paragrafında yer alan "5.000,00 TL" ibaresinin çıkarılarak yerine "2.500,00 TL" ibaresinin eklenmesi ve hüküm fıkrasında yer alan yargılama giderlerine ilişkin paragrafa; “Katılan kendisini vekille temsil ettirdiğinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 14 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 6.810,00 TL maktu vekalet ücretinin sanıktan tahsili ile katılana verilmesine,” ibaresinin eklenmesi suretiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
23.01.2024 tarihinde karar verildi.