SUÇLAR: Silahlı terör örgütüne üye olmak,
Tehlikeli maddeleri izinsiz olarak bulundurma
HÜKÜMLER: İlk derece mahkemesince verilen mahkumiyet hükümlerine yönelik istinaf başvurusunun esastan reddi
İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 5271 sayılı Kanun’un 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı anlaşılmaktadır.
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.İstanbul 35. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 18.12.2020 tarihli, 2020/43 Esas ve 2020/317 sayılı kararı ile sanık hakkında "silahlı terör örgütüne üye olmak" suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 5 inci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesi, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları, 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası ve 63 üncü maddesi ile "Tehlikeli maddeleri izinsiz olarak bulundurma" suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 174 üncü maddesinin birinci ve ikinci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 5 inci maddesinin ikinci fıkrası, 50 inci maddesinin ikinci fıkrası, 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesi, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları, 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası ve 63 üncü maddesi uyarınca mahkûmiyet kararları verilmiştir.
2.İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesi'nin 28.01.2021 tarihli, 2020/1253 Esas ve 2021/77 sayılı kararı
ile, sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
3.Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca hükümlerin onanması görüşünü içeren Tebliğname ile dosya Daire'ye tevdi edilmiştir.
Sanık müdafiinin temyiz sebepleri özetle:
1-Delillerin yetersiz olduğuna, suçların unsurlarının bulunmadığına,
2-Müvekkilinin tahliyesine kararı verilmesine,
Kararın bozulmasına, temyiz dilekçesinde belirtilen sair temyiz sebepleri ve sair hususlara ilişkindir.
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Sanık ...'nin, dosyaları ve yargılamaları İstanbul 26.Ağır Ceza Mahkemesinin 2019/137 esas, 2019/342 karar sayılı dosyasında ayrı yürütülen şahıslar ..., ..., ... ve ... ile birlikte örgütten aldıkları talimat ile 18.03.2019 tarihinde saat 00.09'da Esenyurt ilçesi ... Mahallesi ... Caddesi No:
89-91 sayılı adreste faaliyet gösteren A-101 Market isimli işyerine Molotof kokteylli saldırı eylemini gerçekleştirdikleri, sanık ...'nin elinde bulunan bira şişesine hazırlanmış Molotof kokteyllerinden birini yukarıda isimleri zikredilen diğer şahıslarla birlikte ayrı ayrı işyerine attıkları, bu olayın daha önce de örnekleri yaşanan türden kundaklama eylemleriyle benzerlik gösteren planlı bir PKK/KCK terör örgütü eylemi olduğu hususları bir bütün olarak değerlendirildiğinde, dosyamız sanığı ...'nin yakarak Nitelikli Mala Zarar Verme suçunu, molotof tabir edilen yanıcı maddeyi bulundurmak ve kullanmak suretiyle Tehlikeli Maddelerin İzinsiz Olarak Bulundurulması veya El Değiştirmesi suçunu, sanık ...'nin bütün eylemlerini PKK/KCK silahlı terör örgütünün faaliyetleri kapsamında ve bu örgütün amacına hizmet etmeye yönelik gerçekleştirdiği, örgüt adına suç işlediği, örgütsel hiyerarşiye dahil olarak talimat aldığı, verilen talimatlara uyma ve örgüt adına eylem gerçekleştirme yönünde bir iradelerinin ve bağlılığının bulunduğu, dolayısıyla PKK/KCK silahlı terör örgütüne üye olma suçunun da oluştuğunun anlaşıldığı, bu nedenlerle sanık ...'nin eylemlerine uyan 'yakarak mala zarar verme', 'molotof olarak tabir edilen yanıcı maddeyi bulundurmak ve kullanmak suretiyle tehlikeli maddelerin izinsiz olarak bulundurulması veya el değiştirmesi' ve 'PKK/KCK silahlı terör örgütüne üye olma' suçlarından ayrı ayrı cezalandırılması gereği hasıl olmuştur.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk derece mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, bölge adliye mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan inceleme sonunda;
1. Tehlikeli maddeleri izinsiz olarak taşıma suçu yönünden:
Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak eksiksiz yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği aşamalarda ileri sürülen esasa müessir iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tiplerine uyduğu, yaptırımın kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı anlaşılmakla kurulan hükümde hukuka aykırılık saptanmamıştır.
2- Terör örgütüne üye olma suçu yönünden:
Örgüt üyesi, örgüt amacını benimseyen, örgütün hiyerarşik yapısına dahil olan ve bu suretle verilecek görevleri yerine getirmeye hazır olmak üzere kendi iradesini örgüt iradesine terk eden kişidir. Örgüt üyeliği, örgüte katılmayı, bağlanmayı, örgüte hakim olan hiyerarşik gücün emrine girmeyi ifade etmektedir. Örgüt üyesi örgütle organik bağ kurup faaliyetlerine katılmalıdır. Organik bağ, canlı, geçişken, etkin, faili emir ve talimat almaya açık tutan ve hiyerarşik konumunu tespit eden bağ olup, üyeliğin en önemli unsurudur. Örgüte yardımda veya örgüt adına suç işlemede de, örgüt yöneticileri veya diğer mensuplarının emir ya da talimatları vardır. Ancak örgüt üyeliğini belirlemede ayırt edici fark, örgüt üyesinin örgüt hiyerarşisi dahilinde verilen her türlü emir ve talimatı sorgulamaksızın tamamen teslimiyet duygusuyla yerine getirmeye hazır olması ve öylece ifa etmesidir.
Silahlı örgüte üyelik suçunun oluşabilmesi için örgütle organik bağ kurulması ve kural olarak süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gerektiren eylem ve faaliyetlerin bulunması aranmaktadır. Ancak niteliği, işleniş biçimi, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı, örgütün amacı ve menfaatlerine katkısı itibariyle süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk özelliği olmasa da ancak örgüt üyeleri tarafından işlenebilen suçların faillerinin de örgüt üyesi olduğunun kabulü gerekir. Örgüte sadece sempati duymak ya da örgütün amaçlarını, değerlerini, ideolojisini benimsemek, buna ilişkin yayınları okumak, bulundurmak, örgüt liderine saygı duymak gibi eylemler örgüt üyeliği için yeterli değildir. (Evik, Cürüm işlemek için örgütlenme, syf. 383 vd.)
Örgüt üyesinin, örgüte bilerek ve isteyerek katılması, katıldığı örgütün niteliğini ve amaçlarını bilmesi, onun bir parçası olmayı istemesi, katılma iradesinin devamlılık arz etmesi gerekir. Örgüte üye olan kimse, bir örgüte girerken örgütün kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla kurulan bir örgüt olduğunu bilerek üye olmak kastı ve iradesiyle hareket etmelidir. Suç işlemek amacıyla kurulmuş örgüte üye olmak suçu için de saikin "suç işlemek amacı" olması aranır. (Toroslu özel kısım syf. 263-266, Alacakaptan Cürüm İşlemek İçin Örgüt syf. 28, Özgenç Genel Hükümler syf. 280)
Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde: Sübutu kabul edilen, PKK/KCK silahlı terör örgütünün talimatı doğrultusunda iş yerine inceleme dışı şahıslarla molotof kokteyli atmak dışında anılan örgütün hiyararşik yapısına organik bağla katılarak süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk oluşturan faaliyetlerde bulunduğuna ilişkin kesin ve yeterli delil ikame olunamayan sanığın eyleminin, TCK 220/6 ncı maddesinde düzenlenen "silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işlemek" suçunu oluşturacağı, hukuki durumunun ilgili maddenin iptaline ilişkin Anayasa Mahkemesinin 23.10.2023 tarihli, 2023/132 Esas ve 2023/183 sayılı kararı da gözetilerek tartışılması gerektiği düşünülmeden yerinde olmayan gerekçe ile suç vasfında hataya düşülmesi kanuna aykırıdır.
1- Tehlikeli maddeleri izinsiz olarak bulundurma suçu yönünden:
Gerekçe bölümünde 1. bendinde açıklanan nedenlerle Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesi'nin 04.02.2021 tarihli, 2020/1453 Esas ve 2021/153 sayılı kararının sanık müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
2-Terör örgütüne üye olma suçu yönünden:
Gerekçe bölümünün 2. Bendinde açıklanan nedenle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesi'nin 28.01.2021 tarihli, 2020/1253 Esas ve 2021/77 sayılı kararının müsnet suç yönünden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, sanığın, atılı suçun niteliği, kaçma şüphesi bulunması ve mevcut delil durumu gözetilerek tahliye talebinin REDDİNE,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrası (a) bendi uyarınca İstanbul 35. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
23.01.2024 tarihinde karar verildi.