SUÇLAR: Dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik

HÜKÜMLER: Mahkûmiyet

Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
... Ağır Ceza Mahkemesinin, 09.03.2016 Tarihli ve 2014/94 Esas, 2016/52 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında;

1. Dolandırıcılık suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 157 nci maddesinin birinci fıkrası, 168 inci maddesinin ikinci fıkrası, 52 nci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkraları, 58 ve 53 üncü maddeleri uyarınca 1 yıl 6 ay hapis ve 3.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

2. Resmi belgede sahtecilik suçundan 5237 sayılı Kanunu’nun 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 58 ve 53 üncü maddeleri uyarınca 2 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

Sanığın temyiz isteği; suçlamayı kabul etmediğine, eylemin ...... tarafından gerçekleştirildiğine, verilen cezanın haksız olduğuna, beraat kararı verilmesine, ilişkindir.

Suç tarihinde mağdur ...'ün adına kayıtlı aracı satmak için internet üzerinden ilan verdiği, ...Otomotiv isimli firmanın sahibi beraat eden sanık ... ile birlikte çalışan sanık ...'ın mağdur ile irtibata geçerek aracı satın almak istediğini söylediği ve olay günü yanında mağduru kendisini ...... olarak tanıtan ancak gerçek kimliği tespit edilemediği için soruşturma dosyası tefrik edilen kimliği meçhul şahıs ile birlikte ... ilçesine geldiği, mağdur ... ile buluşup aracın satışı konusunda anlaştıkları, mağdura 5.000,00 TL peşinat verdikleri, geri kalan meblağ için ...... adını kullanan şahsın 30.01.2012 tanzim, 02.02.2012 vade tarihli ve 13.000,00 TL bedelli bonoyu düzenleyip verdiği, ayrıca ...Otomotiv adına oto satış sözleşmesi düzenlendiği, galericilik yapmaları sebebiyle mağdurda güven oluşturdukları, akabinde mağdur ...'in aracın devri hususunda ...Otomotiv çalışanı ...'ı vekil tayin ettiği ve aracın ertesi gün Devran Otomotiv isimli firmaya satarak parayı peşin aldıkları, sanığın adı geçen kişiler ile birlikte hareket ederek nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarını işlediği iddiasıyla açılan kamu davasında, sanık her ne kadar suçlamayı kabul etmediğini ifade etmiş ise de, mağdur ve tanık beyanları ile tüm dosya kapsamı itibariyle toplanan deliller bir bütün halinde değerlendirilip edinilen kanaat ile "sanığın kendisine ait olmamakla birlikte adına kayıtlı olduğu kişinin de bilgisi dışında açılmış olan gsm hattı ile müştekiyle irtibata geçtiği, ödeme tarihi itibariyle geçersiz ve sahte kimlik bilgisi ile senet tanzim eden ve gerçekte o kişi olmadığı halde sahte kimlik bilgilerini kullanarak kendisini ...... olarak tanıtan kişinin eylemine iştirak ettiği, yine kendisini ...... olarak tanıtan kişinin eylemine iştirak etmek suretiyle aracın takibini engellemek için bir gün gibi çok kısa bir süre içerisinde aracı başkasına sattığı" gerekçesiyle sanığın üzerine atılı eylemin basit dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarını oluşturduğu ve suçların sübut bulduğu kabul edilerek temyize konu mahkumiyet kararları verilmiştir.

A. Sanık Hakkında Resmi Belgede Sahtecilik Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden

1. Sanık hakkında kasıtlı suçtan hapis cezasına mahkûmiyetin kanunî sonucu olarak uygulanmasına karar verilen hak yoksunlukları yönünden, Anayasa Mahkemesinin, 24.11.2015 tarihli ve 29542 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren, 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesindeki bazı hükümlerin iptal edilmesi ve hükümden sonra, 15.04.2020 tarihinde, yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesi ile 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesinin üçüncü fıkrasının birinci cümlesine; “... ertelenen veya” ibaresinden sonra gelmek üzere eklenen “... denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezası infaz edilen ...” ibarelerinin infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.

2. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemlerin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemlere uyan suç vasıfları ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.

B. Sanık Hakkında Dolandırıcılık Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Sanığa yüklenen 5237 sayılı Kanun'un 157 nci maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen dolandırıcılık suçu nedeniyle, hükümden sonra 02.12.2016 tarihli ve 29906 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun'un 34 üncü maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun'un 253 ve 254 üncü maddeleri gereğince uzlaştırma işlemleri için gereği yapılarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesinde zorunluluk bulunması nedeniyle hukuka aykırılık görülmüştür.

A. Resmi Belgede Sahtecilik Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden

Gerekçe bölümünde (A) bendinde açıklanan nedenlerle... Ağır Ceza Mahkemesinin, 09.03.2016 tarihli ve 2014/94 Esas, 2016/52 Karar sayılı kararında sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanığın temyiz sebeplerinin reddiyle hükümlerin, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

B. Dolandırıcılık Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden

Gerekçe bölümünde (B) bendinde açıklanan nedenlerle... Ağır Ceza Mahkemesinin, 09.03.2016 tarihli ve 2014/94 Esas, 2016/52 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden sair yönleri incelenmeyen hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

23.01.2024 tarihinde karar verildi.