İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: Ceza Dairesi
SAYISI: 2019/1220 E., 2020/782 K.
Sanık hakkında cinsel saldırı suçundan kurulan hükmün, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (g) bendi gereğince hükmün kesin nitelikte ve temyiz edilemez olduğu yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.
Sanık hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan usul hükümlerine göre temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteğinin süresinde olduğu ve reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1.İstanbul (Anadolu) Cumhuriyet Başsavcılığının 17.05.2018 tarihli iddianamesiyle sanık hakkında basit cinsel saldırı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından cezalandırılması istemi ile kamu davası açılmıştır.

2.İstanbul Anadolu 40. Asliye Ceza Mahkemesinin 15.01.2019 tarihli kararıyla sanık hakkında basit cinsel saldırı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından, 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca ayrı ayrı beraat kararı verilmiştir.

3.İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 25.Ceza Dairesinin 01.07.2020 tarihli kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan ve basit cinsel saldırı suçundan kurulan hükümlere yönelik istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

Katılan kurum vekilinin temyiz sebepleri; kararın usul ve esas yönünden hukuka aykırı olup bozulması gerektiğine, mağdurenin aşamalarda istikrarlı beyanda bulunduğuna, sanık hakkında mahkumiyet hükmü kurulması gerektiğine, hukuki dayanaktan yoksun ve hakkaniyete aykırı kararın re'sen tespit edilecek sair nedenlerle bozulması gerektiğine ilişkindir.

Temyizin kapsamına göre;

Dava konusu olay, müştekinin, boşanmış olduğu eşi olan sanığın evine müşterek çocuklarının eşyalarını vermek üzere gittiğinde sanığın, müştekiyi evin içerisine çekerek yatak odasına götürüp hürriyetini kısıtladığı ve basit cinsel saldırıda bulunduğu iddiasına ilişkindir.

A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
İlk derece mahkemesince; "... sanığın cebir, tehdit veya hile kullanarak katılanı hürriyetinden yoksun bıraktığına ve katılanı zorla eve sokup yatak odasına götürerek cinsel organına dokunmak ve dudağından öpmek suretiyle cinsel taciz ettiğine dair sanık savunmasının aksine cezalandırılmasına yeter, inandırıcı, her türlü şüpheden uzak ve kesin delil elde edilemediğinden sanığın eylemleri sabit olmadığından..." şeklindeki gerekçeyle sanığın isnat edilen suçlardan ayrı ayrı beraatine karar verilmiştir.
B- Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü;
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik bulunmadığı kabul edilmiş ve istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

A. Sanık hakkında basit cinsel saldırı suçundan kurulan hüküm yönünden yapılan incelemede;
5271 sayılı Kanun’un 286 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (g) bendinde yer verilen; "On yıl veya daha az hapis cezasını veya adlî para cezasını gerektiren suçlardan, ilk derece mahkemesince verilen beraat kararları ile ilgili olarak istinaf başvurusunun esastan reddine dair" kararların temyiz incelemesine tabi olmadığına ilişkin düzenleme ile incelemeye konu suçun aynı Kanun’un 286 ncı maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında da bulunmadığı dikkate alındığında, katılan kurum vekilinin temyiz isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.

B.Sanık hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan kurulan hüküm yönünden yapılan incelemede;
Her ne kadar sanık hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan açılan davada 5237 sayılı Kanun'un 109 uncu maddesinin üçüncü fıkrasının (e) bendi sevk maddeleri arasında gösterilmemişse de UYAP kayıtlarında yapılan incelemede müştekinin olay tarihinde sanığın resmi nikahlı eşi olduğu, boşanma kararının suç tarihinden sonra 31.10.2018 tarihinde kesinleştiği, temyiz inceleme sınırının 5237 sayılı Kanunun 109 uncu maddesinin üçüncü fıkrası da gözetilerek belirlenmesi gerektiğinden, sanık hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan kurulan hükmün temyize tabi olduğu anlaşılmakla Tebliğnamedeki red düşüncesine iştirak edilmemiştir.

Dava dosyası içeriği, olayın kolluğa intikal biçimi, adli raporlar, taraflar arasındaki mesaj içerikleri, sanığın aşamalardaki savunmaları, katılan beyanları ve dava dosyasındaki tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde Bölge Adliyesi Mahkemesi kararında hukuka aykırılık görülmemiştir.
Mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası içeriğine göre, katılan kurum vekilinin, kararın usul ve esas yönünden hukuka aykırı olup bozulması gerektiğine, mağdurenin aşamalarda istikrarlı beyanda bulunduğuna, sanık hakkında mahkumiyet hükmü kurulması gerektiğine, hukuki dayanaktan yoksun ve hakkaniyete aykırı kararın re'sen tespit edilecek sair nedenlerle bozulması gerektiğine yönelik yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.

A.Sanık hakkında basit cinsel saldırı suçundan kurulan hüküm yönünden;

Gerekçe bölümünün (A) bendinde açıklanan nedenle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 25. Ceza Dairesinin 01.07.2020 tarihli kararında katılan kurum vekilinin temyiz isteminin, 5271 sayılı Kanun’un 298 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, Tebliğnameye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE,

B.Sanık hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan kurulan hüküm yönünden;

Gerekçe bölümünün (B) bendinde açıklanan nedenle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 25. Ceza Dairesinin 01.07.2020 tarihli kararında katılan kurum vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca İstanbul Anadolu 40. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 25.Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 23.01.2024 tarihinde karar verildi.