Mahkûmiyet
Aralarındaki bağlantı nedeniyle Dairemizin 2021/4584 esasında kayıtlı Manavgat 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 27.05.2016 tarihli ve 2015/1694 Esas, 2016/990 Karar ve 2021/4594 esasında kayıtlı Manavgat 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 04.02.2016 tarihli ve 2015/859 Esas, 2016/70 Karar sayılı dosyaları ile birlikte incelenmiştir.
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin, hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un
310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Manavgat Cumhuriyet Başsavcılığının 09.11.2015 tarihli iddianamesi ile sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 191 inci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci fıkrası, 54 üncü maddesi, 58 inci maddesi uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.
2. Manavgat 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 27.05.2016 tarihli ve 2015/1872 Esas, 2016/984 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçundan 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesi, 58 inci maddesinin altıncı ve yedinci fıkraları uyarınca 2 yıl hapis cezası ile hak yoksunluğuna hükmedilmiştir.
Sanığın temyiz sebepleri özetle; gereğinin yapılmasını arz ettiğine ilişkindir.
Kolluk görevlileri tarafından sanığın üzerinde yapılan aramada sanığın kendi rızası ile uyuşturucu maddeler kapsamında değerlendirilmeyen ve kontrole tabi ilaçlar listesinde adına rastlanılmayan antiepileptik etkili pregabalin etken maddesini içeren hapları teslim ettiği, alınan idrar raporunda morfin kullandığının sabit olduğu, sanık hakkında daha önce dava açılmasının ertelenmesi kararı verildiği ve sanığın önceki ihlalleri nedeniyle kaldırıldığı, sanığın sonradan uyuşturucu madde kullanmasının ayrı bir suç olduğu gerekçesiyle mahkûmiyetine karar verildiği anlaşılmıştır.
İddianame içeriğinde, sanık hakkında daha önce işlediği aynı suçtan dolayı verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının ihlal nedeniyle kaldırılarak iddianame ile kamu davası açıldığından bahisle, 28.09.2015 tarihli bu suç nedeniyle doğrudan kamu davası açıldığının belirtildiği, aralarındaki bağlantı nedeniyle birlikte incelenen 2021/4584 Esas sayılı dosyada, iddianame düzenlenmeden kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilmiş ise de, tutuklu olan sanığa Ceza İnfaz Kurumunda tebliğ yapılmaması nedeniyle karar kesinleşmediğinden kararın hukuki değerden yoksun olduğu,
Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sisteminde ve adli sicil kaydında yapılan incelemede, sanığın 19.11.2013 ve 09.12.2014 tarihlerinde işlediği kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma eylemleri nedeniyle kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararları verildiği, devamında yapılan yargılamalarda 19.11.2013 tarihli suç yönünden takipsizlik, 09.12.2014 tarihli suç yönünden mahkûmiyet kararı verildiği, bunun yanında sanık hakkında 5320 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca verilmiş hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararları da bulunduğu anlaşılmakla;
Dairemizin, 13.09.2023 tarihli ve 2021/303 Esas, 2023/7673 Karar sayılı kararında da açıklandığı üzere, Cumhuriyet Başsavcılığı ve mahkemelerden ilgili dosyaların getirtilip dosya arasına alınıp, derdest ise temyize konu dava dosyası ile birleştirilmesi; hüküm verilmiş ve kesinleşmiş ise, gerektiğinde kanun yararına bozma yoluna gidilip gidilmeyeceği tartışılıp, sonucuna göre tüm deliller birlikte değerlendirilip, 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin ikinci ve üçüncü fıkralarına göre verilip usulüne uygun kesinleşen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı bulunup bulunmadığı, aynı Kanun'un 191 inci maddesinin altıcı fıkrası kapsamında doğrudan dava açma koşulunun oluşup oluşmadığı ve sanığın eylemlerinin tek suç, iki ayrı suç, ihlal sayılan eylem ya da zincirleme suç oluşturup oluşturmadığı tartışılıp değerlendirildikten sonra karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, eksik araştırma ile hüküm kurulması, nedenleriyle hukuka aykırı görülmüştür.
Başkaca yönleri incelenmeyen Manavgat 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 27.05.2016 tarihli ve 2015/1872 Esas, 2016/984 Karar sayılı kararının, gerekçe bölümünde açıklanan nedenle, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
23.01.2024 tarihinde karar verildi.