İNCELEME KONUSU
Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına karşı yapılan itirazın kabulü
Gaziantep Cumhuriyet Başsavcılığının 23.06.2020 tarihli iddianamesi ile sanık hakkında bilişim sistemine girme suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 243 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca açılan dava ile yapılan yargılama neticesinde Gaziantep 8. Asliye Ceza Mahkemesinin 05.07.2021 tarihli kararı ile 5237 sayılı Kanun'un 243 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca 6.080,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, bu karara karşı katılan vekili ve sanık müdafiinin yaptığı itiraza ilişkin olarak Gaziantep 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 04.10.2021 tarihli kararı ile hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının kaldırılmasına kesin olarak karar verildiği belirlenmiştir.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 16.03.2022 tarihli ve 2021/24282 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 29.04.2022 tarihli ve KYB-2022/42594 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 29.04.2022 tarihli ve KYB-2022/42594 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
“Sanığın, müştekiye ait muratgures27@gmail.com isimli mail adresine bilgisi ve rızası dışında girerek, üçüncü kişilere mail atması olayıyla ilgili olarak açılan kamu davası sonunda, bilişim sistemine hukuka aykırı olarak girme ve orada kalma suçundan mahkumiyetine karar verilerek hükmün açıklanmasının geri bırakıldığı, bu karara yönelik itiraz üzerine ise, mercii Gaziantep 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 04/10/2021 tarihli kararı ile ".... sanığın 09/12/2020 tarihli celsede müdafii huzurunda alınan beyanında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına muvafakat etmemesine rağmen sanık hakkında 5271 sayılı CMK'nın 231/5 maddesinin uygulanmasına karar verilmesi .." şeklindeki gerekçe ile itirazın kabulüne karar verildiği anlaşılmış ise de;
Gaziantep 8. Noterliğinin 09/10/2020 tarih ve 24752 yevmiye numarasıyla düzenlenen vekaletname ile "hükmün açıklanmasının geri bırakılmasını talep etmeye" şeklindeki yetki ile sanığın müdafiiliğini üstlenen Avukat ...un, sanığın hükmün açıklanmasının geri bırakılmasını kabul etmediğini beyan ettiği 09/12/2020 tarihli oturumdan sonraki 05/07/2021 tarihli celsede, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına muvafakat ettiğini açıkça belirttiği, mahkemesince de bu beyana itibar edilerek karar verildiği nazara alındığında, müdafiinin vekaletnamesinde özel yetki olması ve son olarak bu hususta müdafiince beyanda bulunulması sebebiyle müdafiinin beyanına itibar edilmesi gerektiği cihetle, itirazın reddi yerine yazılı şekilde kabulüne karar verilmesinde isabet görülmemiştir.”
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
1. Gaziantep Cumhuriyet Başsavcılığının 23.06.2020 tarihli iddianamesi ile sanık hakkında, bilişim sistemine girme suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 243 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca açılan dava ile yapılan yargılama neticesinde Gaziantep 8. Asliye Ceza Mahkemesinin 05.07.2021 tarihli kararı ile 5237 sayılı Kanun'un 243 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi ve 52 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca 6.080,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş ve bu karara karşı katılan vekili ve sanık müdafiinin yaptığı itiraza ilişkin olarak, Gaziantep 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 04.10.2021 tarihli kararı ile sanığın 09.12.2020 tarihli celsede müdafii huzurunda alınan beyanında, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına muvafakat etmemesine rağmen sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin hükümlerinin uygulanmasına karar verilmesinin, 5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesinin altıncı fıkrasının son cümlesine aykırı olduğundan, Gaziantep 8. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 05.07.2021 tarihli kararı ile verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının kaldırılmasına karar verildiği belirlenmiştir.
2. 5271 sayılı Kanun'un "Hükmün açıklanması ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması" başlıklı 231 inci maddesinin altıncı fıkrası;
"(6) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için;
a) Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmamış bulunması,
b)Mahkemece, sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaate varılması,
c) Suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın, aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi, gerekir. (Ek cümle: 22/7/2010 - 6008/7 md.) Sanığın kabul etmemesi hâlinde, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmez."
Şeklinde düzenleme yapılmıştır.
3. Uygulamada “sanığın kabul etmesi” ibaresi, sanığın itirazının bulunmaması şeklinde yorumlanmaktadır. Diğer bir deyişle sanıktan sorulmadığı halde hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş ve bu karar sanığa tebliğ edildiği halde itirazda bulunulmamış ise, objektif koşulların gerçekleştiği kabul edilmektedir. Maddede açıkça “sanığın kabulü” ibaresine yer verildiğinden, bu husus öncelikle hazır bulunan sanıktan sorulmalıdır. Sanığın savunması önceden alınmış ve bu husus sorulmamış ise, adil yargılama yapılmasının bir uzantısı olarak, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumunun ne olduğu ve sonuçları açıklamalı bir yazıyla sanığa bildirilebilecektir. Ancak yasada tebligat yapılmasına ilişkin açık bir hüküm ve zorunluluk bulunmadığından, bilgilendirme amacıyla yapılan bu tebligat sanık aleyhine sonuç doğuracak şekilde yorumlanmamalıdır. Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının sanıktan sorulamadığı durumlarda, bulunması halinde müdafiinden de sorulabilecektir. Ancak bu hususta sanık ile müdafiinin iradesi çatıştığında, yasada açıkça “sanığın kabulü” ibaresine yer verildiğinden, sanığın iradesine üstünlük tanınacaktır.
4. Bu kapsamda inceleme konusu dava dosyası değerlendirildiğinde; sanığın, Gaziantep 8. Asliye Ceza Mahkemesinin 09.12.2020 tarihli duruşmasında açıkça hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmesini kabul etmediğini belirttiği, buna karşın 05.07.2021 tarihli duruşmada sanık müdafiinin hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına muvafaktın olduğunu bildirdiği ve bu rızaya dayanılarak sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, bu durumda sanık ile müdafiinin iradeleri arasında çelişki oluştuğu, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin muvafakatın, aklanma hakkını da etkileyen ve doğrudan sanığın bizatihi kendisi tarafından kullanılabilecek temel hak ve özgürlükleri kısıtlayan bir konuya ilişkin olduğu, sanık ve müdafiinin iradeleri arasında bu hususa ilişkin çelişki oluştuğunda sanığın iradesine üstünlük tanınması gerektiğinden sanığın çağrılıp haklarının hatırlatılarak hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumunun uygulanmasına ilişkin muvafakatının bulunup bulunmadığının tereddüte yer bırakmayacak şekilde tespitinden sonra bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde itirazın kabulüne karar verilmesi, Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür.
1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,
2. Gaziantep 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 04.10.2021 tarihli ve 2021/670 Değişik İş sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,
5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (b) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 04.04.2024 tarihinde karar verildi.