Mahkûmiyet

Suça sürüklenen çocuk hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.

I. HUKUKÎ SÜREÇ
Ankara 1. Çocuk Ağır Ceza Mahkemesinin, Yargıtay 1. Ceza Dairesinin, 09.03.2021 tarihli ve 2020/3571 Esas, 2021/3624 Karar sayılı bozma ilâmı üzerine verdiği, 19.10.2021 tarihli ve 2021/174 Esas, 2021/265 Karar sayılı kararı ile suça süreklenen çocuk hakkında nitelikli kasten öldürmeye teşebbüs suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 82 nci maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi, 35 inci maddesinin ikinci fıkrası, 31 inci maddesinin üçüncü fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 9 yıl 5 ay 10 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilerek dava dosyası, 5271 sayılı Kanun'un 307 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca doğrudan temyiz merciine gönderilmiştir.

1. Katılan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı vekilinin temyiz istemi; üst sınırdan ceza verilmesine, takdîri indirim hükümlerinin uygulanmamasına ve vekâlet ücretine hükmedilmesine ilişkindir.

2. Cumhuriyet savcısının temyiz istemi; suça sürüklenen çocuk hakkında haksız tahrik hükümlerinin uygulanması gerektiğine ilişkindir.

3. Suça sürüklenen çocuk müdafiinin temyiz istemi; sübuta ve cezalandırmaya ilişkin yeterli delil bulunmadığına ilişkindir.

1. Suça sürüklenen çocuk ... ve ...'un, mağdur ...'nin uzaktan akrabası ve arkadaşı oldukları, olay günü ...'un, mağdur ...'ye iş yerinden maaş aldığını söyleyerek birlikte içki içmeyi teklif ettiği, mağdurun teklifi kabul etmesi üzerine üçünün birlikte ... mahallesindeki ormanlık alana gittikleri ve alkol almaya başladıkları, ... ve mağdur ... arasında nedeni ve kimin başlattığı tespit edilemeyen bir tartışmanın başladığı, bir süre sonra suça sürüklenen çocuk ...'un tuvalete gideceğim diyerek yanlarından ayrıldığı, kısa bir süre sonra ...'un geri dönerek mağdurun arkasından kafasına olay yerinde bulunan tuğla ile vurduğu, sonrasında ...'un elde edilemeyen bir bıçak ile mağdurun boyun, omuz, sırt, baş bölgeleri ile parmağına bir çok kez vurarak yaraladığı, bu sırada suça sürüklenen çocuk ...'ın mağduru tutmak suretiyle ...'un eylemine iştirak ettiği, mağdurun yaralanmasından sonra hastaneye götürmelerini istediğinde ...'un; "Yok öyle bir şey sen burada kal ve öl!" dediği ve suça sürüklenen çocuk ve ...'un mağduru ormanlık alanda bırakarak olay yerinden ayrıldıkları anlaşılmıştır.

2. Suça sürüklenen çocuk savunmaları, katılanların ve tanık beyanları dava dosyasında bulunmaktadır.

3. Adlî Tıp Kurumu Ankara Adlî Tıp Şube Müdürlüğünün mağdur hakkında düzenlenen 17.10.2018 tarihli raporu içeriğine göre, mağdurun yaralanmasının kişinin yaşamını tehlikeye sokan bir durum olduğu, basit bir tıbbî müdahale ile giderilebilecek ölçüde hafif nitelikte olmadığı, kemik kırığına neden olduğu, vücuttaki kemik kırıklarının hayat fonksiyonlarına etkisi, hafif (1), orta (2-3) ve ağır (4-5-6) olarak sınıflandırıldığında ve skorlama yapılarak, şahısta saptanan vertebra kırığının yaşam fonksiyonlarını ağır (4.) derecede etkilediği; sırt sağ tarafta tarif edilen ve pnömotoraksa neden olan yaralanmasının; kişinin yaşamını tehlikeye sokan bir durum olduğu, basit bir tıbbî müdahale ile giderilebilecek ölçüde hafif nitelikte olmadığı belirtilmiştir.

4. Olay yeri inceleme raporu, kriminal raporlar, uzmanlık raporu, adlî tıp raporları, kolluk tutanakları, yakalama, üst arama, muhafaza ve teslim tutanağı, teşhis tutanakları nüfus ve adlî sicil kayıtları dava dosyasında bulunmaktadır.

1. Oluşa ve dosya kapsamına göre ... ve mağdur ... arasında nedeni ve kimin başlattığı tespit edilemeyen bir tartışmanın başladığı, bu nedenle dava dışı ... yönünden haksız tahrik hükümlerinin uygulandığı suça sürüklenen çocuk ...'in ise bu tartışmanın tarafı olmadığı anlaşıldığından Mert yönünden haksız tahrik hükümlerinin uygulanmamasında bir isabetsizlik bulunmadığından tebliğnamenin bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir.

2. İleri sürülen iddia ve savunmaların toplanan delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin açıkça gösterildiği, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemin dava dışı ... ile birlikte suça sürüklenen çocuk ... tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, alınan raporların yeterli ve hüküm kurmaya elverişli olduğu, temyiz dışı suça sürüklenen çocuk ...'un mağduru bıçakladığı sırada mağduru tutmak suretiyle 18 yaşından küçük mağdura karşı gerçekleştirilen nitelikli kasten öldürme ve teşebbüs suçuna iştirak ettiği suç vasfı ve yaptırımların isabetli şekilde belirlendiği, takdîri indirimin yasal, yerinde ve yeterli gerekçelerle uygulandığı, katılan kurum lehine vekâlet ücretine hükmedilmesinde isabetsizlik bulunmadığı anlaşıldığından hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Ankara 1. Çocuk Ağır Ceza Mahkemesinin, 19.10.2021 tarihli ve 2021/174 Esas, 2021/265 Karar sayılı kararında Katılan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı vekili, Cumhuriyet savcısı, suça sürüklenen çocuk müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden aynı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca Ankara 1. Çocuk Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

04.04.2024 tarihinde karar verildi.