Eskişehir Cumhuriyet Başsavcılığının 10.09.2019 tarihli iddianamesi ile sanık hakkında hükümlü veya tutuklunun kaçması suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 292 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca açılan dava ile yapılan yargılama neticesinde Eskişehir 7. Asliye Ceza Mahkemesinin 11.12.2019 tarihli kararı ile 5237 sayılı Kanun'un 292 nci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi uyarınca 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına dair hükme ilişkin sanığın 16.01.2020 havale tarihli dilekçesi ile istinaf başvurusunda bulunması üzerine Eskişehir 7. Asliye Ceza Mahkemesinin 17.01.2020 tarihli kararı ile kanuni süresinden sonra başvuruda bulunduğu gerekçesi ile talebin reddine karar verildiği anlaşılmıştır.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 09.12.2021 tarihli ve 2021/20979 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 14.01.2022 tarihli ve KYB-2021/155979 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:

I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 14.01.2022 tarihli ve KYB-2021/155979 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
“Benzer bir olayla ilgili olarak Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 26/06/2018 tarihli ve 2018/3227 esas, 2018/12651 karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 35. maddesinin 3. fıkrası gereğince serbest olmayan sanığa tebliğ edilen kararın kendisine okunup anlatılması gerektiği, somut olayda ise Eskişehir 7. Asliye Ceza Mahkemesince sanığın yokluğunda verilen 11/12/2019 tarihli kararın Silivri Açık Ceza İnfaz Kurumu Müdürlüğü aracılığı ile 30/12/2019 tarihinde sanığa tebliğ edildiği, ancak anılan düzenleme uyarınca tebliğ edilen kararın sanığa anlatıldığına ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 263/1. maddesi uyarınca hükümlü bulunduğu ceza infaz kurumu müdürüne beyanda bulunmak suretiyle veya bu hususta bir dilekçe vererek kanun yollarına başvurabileceği hususunun hatırlatıldığına dair bir bilginin yer almaması nedeniyle yapılan tebligat geçerli sayılamayacağından anılan kararın da kesinleşmediği cihetle, sanığın 07/01/2020 tarihli istinaf dilekçesinin süresinde olduğu kabul edilerek, dosyanın istinaf incelemesi yapılabilmesi için Ankara Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesi ve talebin bu yönden kabulü gerekirken, yazılı şekilde süre yönünden reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.”
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.

1. 5271 sayılı Kanun'un "Kararların açıklanması ve tebliği" başlıklı 35 inci maddesinin inceleme konusu ile ilgili olan üçüncü fıkrası;
"(3) İlgili taraf serbest olmayan bir kişi veya tutuklu ise tebliğ edilen karar, kendisine okunup anlatılır."
Şeklinde düzenlenmiştir.

2. Karar tarihinde başka suçtan hükümlü olup Marmara 8 Nolu L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda bulunan sanığa yokluğunda verilen kararın 30.12.2019 tarihinde okunup anlatılmak suretiyle tebliğ edilmediği, bu nedenle tebligatın usulsüz olduğu ve kararın da kesinleşmediği gözetilerek sanığın 07.01.2020 tarihli istinaf dilekçesinin süresinde olduğunun kabulü ile istinaf incelemesinin yapılabilmesi için dosyanın Ankara Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesi gerekirken yazılı şekilde istinaf başvurusunun reddine karar verilmesi, Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür.

1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,

2. Eskişehir 7. Asliye Ceza Mahkemesinin 17.01.2020 tarihli ve 2019/1063 Esas, 2019/1231 Karar sayılı ek kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,
5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (b) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 04.04.2024 tarihinde karar verildi.