TCK’nın 155/2, 43/1,62/1, 52/2,51/1 maddeleri gereğince mahkumiyet ( 6 kez)
Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hükümler, katılanlar vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanığın katılanların serbest muhasebeciliğini yaptığı ve katılanların vergi borçlarını ödemesi maksadıyla sanığın hesabına farklı zamanlarda yatırdıkları paraları uhdesinde tutup ödemeleri yapmadığının iddia edildiği olayda,
Serbest Muhasebecilerin 3568 sayılı Serbest Muhasebeci ve mali müşavirlik Kanununun 2/A maddesinde belirtilen görevleri arasında vergi borcunu yatırmak gibi bir görevinin olmadığı, ayrıca Türkiye Serbest Muhasebeciler Mali Müşavirler Odaları Birliğinin Mecburi Meslek kararlarına ilişkin 26.01.1999 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanan 1996/1 sayılı genelgesinin 1. maddesinde yer alan ‘meslek mensupları müşteri adına üçüncü kişilere ödeme yapmak üzere her ne isim altında olursa olsun mali değerler alamazlar.’ şeklindeki hükme göre;
Serbest muhasebeci olan sanığın katılanların vergi borçlarını Maliye’ye yatırmak üzere aldığı paraları, adı geçen kuruma yatırmadığına dair eyleminin TCK’nın 155/1. maddesinde yer alan güveni kötüye kullanma suçunu oluşturacağı gözetilmeksizin suç vasfında yanılgıya düşülerek hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kabule göre;
1-TCK'nın 51. maddesinde sadece hapis cezasının ertelenmesi öngörüldüğü halde, hapis cezaları ile birlikte hükmedilen adli para cezalarının da ertelenmesine hükmedilmesi,
2-TCK'nın 53. maddesinin 1. fıkrasının c bendinde yer alan "sanığın kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkilerine" ilişkin hak yoksunluğunun koşullu salıverilme tarihine kadar uygulanabileceğinin nazara alınmaması
Kanuna aykırı olup, katılanlar vekilinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Kanun'un 8. maddesi uyarınca uygulanması gereken CMUK'un 321. maddesi gereğince BOZULMASINA; 09.11.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.