B O Z M A Ü Z E R İ N E
Mahkûmiyet
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Bakırköy 12. Ağır Ceza Mahkemesinin, 24.12.2015 tarihli ve 2014/335 Esas, 2015/464 Karar sayılı kararının sanık müdafii tarafından temyizi üzerine Yargıtay 1. Ceza Dairesinin, 10.10.2019 tarihli ve 2019/2951 Esas, 2019/4274 Karar sayılı ilâmı ile suç vasfının neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama olduğu ve temel cezada alt sınırdan sonuca etkili olacak şekilde uzaklaşılarak hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden suç vasfında yanılgıya düşülmesi nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.
2. Bakırköy 12. Ağır Ceza Mahkemesinin, 12.11.2020 tarihli ve 2019/503 Esas, 2020/234 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 86 ncı maddesinin birinci fıkrası, aynı maddenin üçüncü fıkrasının (e) bendi, 87 nci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi, 29 uncu maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
Sanık müdafiinin temyiz isteği özetle; suçun manevi unsurunun oluşmadığı ve sanığın eyleminde meşru savunma koşullarının oluştuğu gözetilerek beraatine karar verilmesine, vesaire ilişkindir.
1. Sanık ile katılan arasında, katılanın bir dönem birlikte yaşadığı sanığın kız kardeşi ...'e yönelik eylemlerinden ötürü husumet bulunduğu, olay günü sokakta karşılaşan tarafların kavga etmeye başladıkları, katılanın ele geçirilemeyen bıçakla sanığı basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek şekilde yaraladığı, sanığın da cebinden çıkardığı bıçakla katılana iki kez hamlede bulunarak sağ kaburga altından ve sağ avuç içinden yaraladığı, akabinde sanığın fiiline kendiliğinden son vererek olay yerinden uzaklaştığı, katılanın yaralanmasının batına nafiz olup yaşamsal tehlikeye neden olduğu anlaşılmıştır.
2. Sanık savunması, katılan beyanı, tanıkların anlatımları, katılanın yaralanmasına ilişkin Bakırköy Adli Tıp Şube Müdürlüğünce düzenlenen 29.09.2014 tarihli adli muayene raporu, sanığın yaralanmasında ilişkin Bakırköy Adli Tıp Şube Müdürlüğünce düzenlenen 17.07.2014 tarihli adli muayene raporu, olay yeri inceleme tutanağı, tutanaklar, nüfus ve adli sicil kayıtları ile diğer tüm deliller dava dosyasında mevcuttur.
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfının doğru biçimde belirlendiği, yargılama sonucunda oluşan kanaat ve takdire göre ceza yaptırımının kanuni bağlamda ve gerekçesi gösterilerek belirlendiği, somut olayda meşru savunma ve buna bağlı beraat kararı verilmesi koşullarının oluşmadığı, neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçunun manevi unsurunun oluştuğunun sanığın ikrara yönelen savunmasından anlaşıldığından, sanık müdafiinin temyiz sebeplerinin incelenmesinde hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Bakırköy 12. Ağır Ceza Mahkemesinin, 12.11.2020 tarihli ve 2019/503 Esas, 2020/234 Karar sayılı kararında sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden hukuka aykırılık görülmediğinden sanık müdafiinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
04.04.2024 tarihinde karar verildi.