Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun'un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun'un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun'un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun'un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı, yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ

Yukarıda tarih ve sayısı belirtilen incelemeye konu Mahkeme kararı ile imar kirliliğine neden olma suçundan açılan davada, atılı suçun sanık tarafından işlenmediğinin sabit olması nedeni ile 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi uyarınca beraat kararı verilmiştir.

Katılan Kurum vekilinin temyiz isteğinin; sanığın beraatine yönelik verilen hükmü temyiz etmek istediğine ve resen görülecek nedenlerle hükmün bozulması talebine yönelik olduğu anlaşılmıştır.

1. Sanık tarafından .... İlçesi .... Mahallesi Mektep Caddesi No: 86 sayılı yerde bulunan taşınmaza ruhsat ve eklerine aykırı olarak mevcut yapının üzerine 9x00x2.40 metre ebadında depo ile 9.00x16.00 metre ebadında profil demirden yükseltilmek suretiyle çatı yapıldığı yapının bitmiş ve kullanılır durumda olduğu, ayrıca yapının ana girişi kapısının yan kısmına kalorifer kazanı konulduğunun tespiti üzerine sanık hakkında imar kirliliğine neden olma suçundan açılan davada, sanığın savunmaları ile 07.04.2016 tarihli bilirkişi raporunda, davaya konu yerlerin yapı niteliğinde olduğunun tespiti üzerine bina vasfında olmadığının anlaşılması ve atılı suçun sanık tarafından işlenmediğinin sabit olması nedeniyle sanığın beraatine karar verilmiştir

2. Sanığın atılı suçlamayı kabul etmediği anlaşılmıştır.
3. 13.10.2015 tarihli yapı tatil zaptı, 17.11.2015 tarihli encümen kararı ile 07.04.2016 tarihli bilirkişi raporu dosyada mevcuttur.

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 184 üncü maddesinin birinci fıkrasında "yapı ruhsatiyesi alınmadan veya ruhsata aykırı olarak bina yapan veya yaptıran" kişilerin cezalandırılması öngörülmüş olup, 3194 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinde de bina kavramı "kendi başına kullanılabilen, üstü örtülü ve insanların içine girebilecekleri ve insanların oturma, çalışma eğlenme veya dinlenmelerine veya ibadet etmelerine yarayan, hayvanların ve eşyaların korunmasına yarayan yapılardır." şeklinde açıklanmıştır.
Sanığın, binanın giriş katında balkon altında etrafı duvar örülüp kapı takılarak depo haline getirme şeklindeki eyleminin, bina vasfında olup olmadığı hususunda yöntemince belirlenecek yeni bir bilirkişiden rapor alınarak sonucuna göre delillerin değerlendirilmesi gerektiği gözetilmeden yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak hüküm kurulması,

Nedeniyle karar hukuka aykırı görülmüştür.

Gerekçe bölümününde açıklanan nedenlerle, Yerel Mahkemenin kararına yönelik katılan Kurum vekilinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun'un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname'ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
23.01.2024 tarihinde karar verildi.