B O Z M A Ü Z E R İ N E

Mahkûmiyet

Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1. İstanbul Anadolu 5. Ağır Ceza Mahkemesinin, 16.04.2015 tarihli kararı ile sanık hakkında dolandırıcılık suçundan 2 yıl hapis ve 6.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.

2. Yargıtay (Kapatılan) 15. Ceza Dairesi tarafından anılan hükmün; uzlaştırma hükümlerinin uygulanması gerekliliği nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.

3. İstanbul Anadolu 5. Ağır Ceza Mahkemesinin, 24.12.2020 tarihli ve 2019/588 Esas, 2020/402 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 157 nci maddesinin birinci fıkrası,52 nci ve 53 üncü maddeleri uyarınca 2 yıl hapis ve 6.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

Sanık müdafiinin temyiz isteği özetle; yüklenen suçun maddi ve manevi unsurlarının oluşmadığına, lehe hükümlerin uygulanması gerektiğine ilişkindir.

1. Sanık ...'nün gazeteye verdiği ilanları gören tanık ...'in sanığın ilanlarını kendi portföyüne eklediği, katılan ...'nun tanık ...'in sitesinde gördüğü ilanları beğenip, sanığın ...de bulunan gösterişli iş yerine ... ile birlikte gittiği, sanığın kendisini Kadıköy Belediyesinin eski belediye meclis üyesi olarak tanıttığı, milletvekili A.H.Ç'yi tanıdığını, vekilin oturduğu... caddesi Selvi sokakta bulunan Huzur Apartmanının kentsel dönüşüme gireceğini, 13.000 dolar kapora ödemesi halinde ortak olabileceğini söyleyip bu işe ilişkin çizdirdiği projeleri, yazdırdığı sözleşmeleri gösterdiği, katılanın sanığın hesabına 20.02.2012 tarihinde 13.000 dolar karşılığı 22.750 TL gönderdiği, aralarındaki sözlü anlaşmaya göre sanığın 15 gün içinde arsa sahipleri ile katılan arasında inşaat sözleşmesi hazırlatıp imzalanacağını taahhüt ettiği halde aradan geçen sürede sözleşmenin imzalanmadığı, katılanı oyaladığı parasını iade etmediği, katılanın Huzur Apartmanın yöneticisinin kapısını çalması üzerine yöneticinin '''yeter artık, siz kaçıncısınız sizi kim kandırıyorsa ona gidin, bu bina kat karşılığı falan verilmiyor'' demesi üzerine katılanın şikâyeti ile başlatılan soruşturmada sanığın dolandırıcılık suçundan cezalandırılması istenmiştir.

2. Sanık ... savunmasında, katılandan aldığı paranın 3.000 dolarının çizdirdiği projeye karşılık ödendiğini, kalan 10.000 doların ise daha önce yaptıkları işten kalan borca mahsuben gönderildiğini kimseyi dolandırmadığını beyan ederek suçu inkar etmiştir.

3. Katılan ..., tanık ... ile sanığın ...deki oldukça gösterişli döşenmiş ofisine gittiklerini, o sırada ofiste çok sayıda sekreter çalıştığını, telefonların sürekli çaldığını, çok yoğun bir iş yeri olduğunu, sanığın kendisine çeşitli binalara ilişkin kat karşılığı inşaat projeleri gösterdiğini, bir dönem Kadıköy belediyesinde meclis üyeliği yaptığını, ... caddesi Selvi sokakta oturan milletvekili A.H.Ç'yi tanıdığını, bu binanın yıkılıp yeniden yapılması için bina sakinleri ile anlaştığını, çevresinin geniş olduğunu, uzun zamandır bu işleri yaptığını söyleyip kendisini hile ile aldatması sonucu, 20.02.2012 de banka havalesi yoluyla13.000 Dolar karşılığı 22.750 TL gönderdiğini, anlaşmaya göre 15 gün içinde de Huzur apartmanı sakinleri ile kendisi arasında sözleşme imzalanacağını, kalan 57.500 TL'yi de sözleşmenin imzalanmasından sonra vereceğini, süre dolduğunda ...'yü aramaya başladığını, önce telefonda oyaladığını, bir süre sonra telefonlarına cevap vermemesi üzerine, Huzur apartmanı yöneticisinin kapısını çaldığını, miletvekili A.H.Ç'nin eşi olan yöneticinin ''yeter artık, siz kaçıncısınız sizi kim kandırıyorsa ona gidin, bu bina kat karşılığı falan verilmiyor'' demesi üzerine dolandırıldığımı anladığını, katılmak istediğini ifade etmiştir.

4. Tanık ..., sanığı gazeteye verdiği ilanlar vasıtasıyla tanıdığını, CHP'de encümen olduğunu, çevresinin geniş olduğunu söylemesi üzerine, müteahhit tanıdıklarını sanığın iş yerine götürdüğünü, katılan ile sanığın... caddesine ikinci bina konumunda olan apartmanın inşaatı için anlaştıklarını, katılanın sanığa kendisinin yanında bu iş için 13.000 dolar kapora gönderdiğini, para gönderildiğine dair belge imzaladıklarını beyan etmiştir.

5. Sanığın üzerine atılı dolandırıcılık suçunun, suç tarihinden sonra 02.12.2016 tarihinde yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun'un 14 üncü maddesi ile değişik 5237 sayılı Kanun'un 158 inci maddesinin birinci fıkrasına eklenen (l) bendi açısından değerlendirme yapıldığında, suç tarihinde yürürlükte bulunan aynı Kanun'un 157 nci maddesinin sanığın lehine olduğu ve atılı suçun 6763 sayılı Kanun’un 34 üncü maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun'un 253 ve 254 üncü maddeleri gereğince uzlaşma kapsamında olması nedeniyle, dosyanın uzlaştırma bürosuna tevdi edildiği, sanığın ve katılanın uzlaşma teklifine olumlu veya olumsuz cevap vermemesi nedeniyle uzlaşmanın sağlanamadığı görülmüştür.

6. Mahkemece, sanığın... caddesi Selvi sokakta bulunan Huzur apartmanın kentsel dönüşüm işini yapma niyeti ve imkânının baştan itibaren olmadığı halde ...de gösterişli ofis açmak, çok yoğun bir iş yeri olduğu izlenimi vermek, kendisini Kadıköy Belediyesinin eski belediye meclis üyesi olarak tanıtmak, milletvekili A.H.Ç'yi tanıdığını söylemek gibi hileli davranışlarla katılanı aldatıp katılandan menfaat temin etmek suretiyle dolandırıcılık suçunu işlediği kabul edilmiş, temyize konu mahkumiyet hükmü kurulmuştur.

1. 5271 sayılı Kanun'un 217 nci maddesi uyarınca duruşmadan edindiği kanaate göre delilleri değerlendirip yüklenen suçun sübutu yönünden vicdani kanıya ulaşan Mahkemenin kabulünde hukuka aykırılık bulunmamıştır.

2. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle ilk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına yönelik sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

23.01.2024 tarihinde karar verildi.