SUÇLAR: Başkasına ait banka veya kredi kartının izinsiz kullanılması suretiyle yarar sağlama, tehdit

HÜKÜMLER: Mahkûmiyet

Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla uygulanan usul hükümleri gereği temyiz edilebilir oldukları, temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteğinin süresinde olduğu, temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1. İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının 18.12.2014 tarihli iddianamesi ile sanık hakkında başkasına ait banka veya kredi kartının izinsiz kullanılması suretiyle yarar sağlama ve tehdit suçlarından dava açılmıştır.

2. İstanbul Anadolu 9. Asliye Ceza Mahkemesinin, 16.06.2016 tarihli kararı ile sanık hakkında başkasına ait banka veya kredi kartının izinsiz kullanılması suretiyle yarar sağlama ve tehdit suçlarından mahkumiyet kararı verilmiştir.

Sanık müdafii, herhangi bir temyiz nedeni belirtmemiştir.

1. Dava konusu olay, katılanın kredi kartını ele geçiren sanığın 05.02.2013 tarihinde katılanın bilgilerini vererek kendisini katılan ... olarak tanıtıp kartın özelliğini değiştirdiği ve kart ile katılanın şikayetine konu harcamaları yaptığı, durumu fark eden katılanın sanığın borcu ödemesini istemesi üzerine de kullanmakta olduğu telefonuna tehdit içeren mesaj gönderdiği, sanığın böylece başkasına ait banka veya kredi kartının izinsiz kullanılması suretiyle yarar sağlama ve tehdit suçlarını işlediği iddiasına ilişkindir.

2. Katılan 03.04.2013 tarihli şikayet dilekçesi ile Cumhuriyet Başsavcılığına müracaat ederek bankada çalıştığını söyleyen bir şahsın kendisi adına kart çıkartarak 16.000,00 TL civarında harcama yaptığını, zararını gidermediği, mesajlar üzerinden kendisini tehdit ettiğinden bahisle şikayetçi olması üzerine soruşturma başlatılmıştır,

3. Yapı Kredi Bankası A.Ş. 04.07.2013 tarihli yazı cevabında, katılan adına Üsküdar Şubesine yapılan başvuru üzerine kredi kartı üyelik sözleşmesi düzenlendiği, 08.04.2006 tarihinde kayıp çalıntı başvurusu üzerine kart kapatılıp yeni kart basıldığı, bu kartında 23.02.2011 tarihinde kayıp çalıntı nedeniyle kapatıldığı ve yerine yeni 4506*****9132 nolu kredi kartı basıldığı, en son 06.02.2013 tarihinde kartın 4912*****0428 nolu Platinum karta değişimin yapıldığı, 4506*****9132 nolu kredi kartı ile şifre kullanılarak 08.02.2013 tarihinde Santral İletişim isimli işyerinden peş peşe 2.001,00 TL ve 9.999,00 TL, 18.02.2013 tarihinde Karsan Karadeniz isimli işyerinden 290,00 TL, aynı tarihte MFZ GIDA PAZARLAMA isimli işyerinden 350,55 TL, 11.02.2013 tarihinde Darty Profilo isimli işyerinden 1.818,9 TL tutarlı işlemler yapıldığı, kredi kartına ait ek kart bulunmadığı, itiraza konu harcamaların kart ve şifre kullanılarak yapıldığı,

4. Yapı ve Kredi Bankası A.Ş. 26.05.2014 tarihli yazı cevabında 4506********91 32 nolu kredi kartı kart sahibinin 05.02.2014 tarihinde banka çağrı merkezine yapmış olduğu başvuru neticesinde Platinum karta dönüştürmüş olduğu çağrı merkezi ile yapılan görüşmeye ait ses kaydının yazı ekinde CD ortamında gönderildiği bildirilmiştir.

5. Yapı ve Kredi Bankası AŞ’ye 23.03.2015 tarihli yazı cevabında katılan ... adına 4912*********6377 numaralı kredi kartı çıkarılmış olduğu, 08.02.2013,18.02.2013 tarihli yapılan harcamaların kartı fiziksel olarak kullanılarak şifreli yapıldığı bildirilmiştir.

6. Turkcell İletişim Hizmetleri A.Ş. cevabi yazısında 0532 ... .. .. nolu telefonun sanık ... adına kayıtlı olduğu bildirilmiştir.

7. Sanık ...'in, müşteri hizmetleri ile yapılan görüşmenin katılan bilgisi dahilinde kendisi tarafından yapıldığı ve katılana ait kart ve şifreyi kendisine vermesi üzerine bilgi ve rızası dahilinde kredi kartı ile harcama yaptığını, borcunun bir kısmını ödediğini beyan ettiği anlaşılmıştır.

A. Sanık Hakkında Başkasına Ait Banka veya Kredi Kartının İzinsiz Kullanılması Suretiyle Yarar Sağlama Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden;

Gerekçeli karar başlığında suç tarihinin kredi kartı ile en son harcama işlemi yapılan 18.02.2013 yerine 08.02.2013 olarak yazılması mahallinde düzeltilebilir maddi yazım hatası kabul edilmiştir.

Olay ve olgularda belirtilen hususlar dikkate alındığında kendisini banka çalışanı olarak tanıtan sanığın kredi kartının özelliğini değiştirebileceğini söyleyerek bilgilerini aldığı, kendisini katılan olarak tanıtıp banka müşteri hizmetleri üzerinden yaptığı görüşme ile kredi kart değişikliği talebinde bulunduğu, katılana ait eski kredi kartı ile de farklı tarihlerde birden fazla harcama işlemi yapmak suretiyle zincirleme şekilde başkasına ait banka veya kredi kartının izinsiz kullanılması suretiyle yarar sağlama suçunu işlediği anlaşılmakla, yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemlerin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemlere uyan suç vasıfları ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri reddedilmiştir.

B. Sanık Hakkında Tehdit Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden;

1. Hükümden sonra, 02.12.2016 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun'un 34 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 253 üncü maddesi ve maddeye eklenen fıkraya göre uzlaşma hükümleri yeniden düzenlenmiş olup, sanığa isnat edilen 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 106 ncı maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi kapsamındaki tehdit suçunun uzlaştırma kapsamına alındığı anlaşılmış olması karşısında; uzlaştırma işlemi yapılıp sonucuna göre sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması, bozmayı gerektirmiş ve karar hukuka aykırı bulunmuştur.

2. Dairemizin 2020/2463 Esas sayılı dosyasında 01.10.2020 tarihli kararla, somut norm denetimi yoluyla iptal istemli başvuru üzerine Anayasa Mahkemesinin 14.01.2021 gün ve 2020/81 Esas, 2021/4 sayılı Kararı ile 5271 sayılı Kanun'a 17.10.2019 tarih ve 7188 sayılı Kanun'un 31 inci maddesiyle eklenen geçici 5 inci maddesinin "01.01.2020 tarihi itibariyle... hükme bağlanmış ve kesinleşmiş dosyalarda ....basit yargılama usulü uygulanmaz" bölümündeki "hükme bağlanmış" ibaresinin Anayasanın 38 inci maddesine aykırı olduğuna ve iptaline karar vermesi nedeniyle temyiz davasına konu dosyalarda lehe hükümler içeren 5271 sayılı Kanun'un 251 inci maddesinin üçüncü fıkrasının uygulanması imkanının doğmuş ve bu konuda mahkemesince yeniden değerlendirme yapılması zorunlu bulunmuştur.

A. Sanık Hakkında Başkasına Ait Banka veya Kredi Kartının İzinsiz Kullanılması Suretiyle Yarar Sağlama Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden;

Gerekçe bölümünde (A) bendinde açıklanan nedenle İstanbul Anadolu 9. Asliye Ceza Mahkemesinin, 16.06.2016 tarihli kararında sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık müdafiinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

B. Sanık Hakkında Tehdit Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden;

Gerekçe bölümünde (B) bendinde açıklanan nedenle İstanbul Anadolu 9. Asliye Ceza Mahkemesinin, 16.06.2016 tarihli kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun (1412 sayılı Kanun) 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 22.01.2024 tarihinde karar verildi