İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle ve hükmolunan cezanın miktarı itibarıyla kabulünde yasal olanak bulunmayan katılan vekilinin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü;
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Kocaeli Cumhuriyet Başsavcılığı'nın, 04.12.2015 tarihli iddianamesi ile sanığın, zincirleme şekilde başkasına ait banka veya kredi kartının izinsiz kullanılması suretiyle yarar sağlama suçundan cezalandırılması talep olunmuştur.
2. Kocaeli 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 18.09.2018 tarih, 2015/473 Esas ve 2018/378 sayılı kararı ile sanığın, zincirleme şekilde başkasına ait banka veya kredi kartının izinsiz kullanılması suretiyle yarar sağlama suçundan, 5 yıl hapis ve 10.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
3. Kararın sanık ve Cumhuriyet savcısı tarafından lehe olarak istinaf yoluna başvurulması üzerine, Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin, 09.04.2019 tarihli, 2018/12 Esas ve 2019/396 Karar sayılı kararı ile, istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca kabulü ile, sanığın atılı suçtan beraatine karar verilmiştir.
Katılanlar Vekilinin Temyiz Sebepleri
Sanığın atılı suçu işlediği sabit olmasına rağmen hakkında beraat kararı verilmesinin hukuka aykırı olduğuna ilişkindir.
1. Dava konusu olay, sanığın, muhasebeci olarak çalıştığı, şirkete ait olup, şirket ihtiyaçlarını karşılamada kullanması için kendisine verilen kredi kartından, farklı tarihlerde, şahsi ihtiyaçları için nakit avans çekimi yaptığı iddiasına ilişikindir.
2. Katılan şirkete ait Denizbank kredi kartından, 05.02.2015 ve 13.03.2015 tarihlerinde 4.000,00 TL ve 2.000,00 TL olmak üzere toplam 6.000,00 TL nakit avans çekimi yapıldığına dair hesap özeti dökümü ve banka yazıları dosyada mevcuttur.
3. Sanık savunmasında "Çektiği paraları şirkete su satan S.O.'ya verdiğini" beyan etmiştir.
4. S.O. tanık olarak alınan ifadesinde "Ben ... Gıda İnş. Nak. Tic. Şirketinin sahibiyim, Gölcük Aile Tıp Merkezine su veriyorduk, biz aylık olarak Aile Tıp Merkezi'ne toplu olarak su verip ay sonunda fatura kesiyorduk, fatura da onaylandıktan sonra bize para ödemesi yapıyorlardı, bu sulara karşılık olarak en son aldığım para ayrı ayrı olmak üzere 4.000.00 TL ve 2.000.00 TL olmak üzere toplam 6.000.00 TL'dir, öncesinde de ödemeleri olduğu için 6.000.00 TL ödemeyi yapıp borçlarını tüm olarak kapatmışlardır, bu ücreti bana nakit olarak ödediler,bende bu parayı Aile Tıp Merkezi'nden aldım, bu parayı Volkan olarak hatırladığım kişiden aldım" şeklinde beyanda bulunmuştur.
Katılanlar Vekilinin Sübuta İlişkin Temyiz Sebepleri Yönünden
Katılan şirkette muhasebeci olarak çalışan sanığın, şirket hesabından kendi hesabına para aktarımı yaptığı, şirkette çalışmayan kişileri çalışmış gibi göstererek, onlar adına kendi hesabına maaş ödemesi yaptığı ve bunların yanında ayrıca şirket ihtiyaçlarında kullanması için verilen, Denizbank kredi kartından, kendi ihtiyaçları için 05.02.2015 ve 13.03.2015 tarihlerinde 4.000,00 TL ve 2.000,00 TL olmak üzere toplam 6.000,00 TL nakit avans çekimi yaptığı iddiasına dayanan olayda;
Sanığın savunmasında "Çektiği paraları, şirkete su satan S.O.'ya verdiğini, elden ödeme yaptığını" beyan ederek suçlamayı kabul etmemesi, S.O.'nun tanık olarak alınan ifadesinde "Şirketten 4.000,00 TL ve 2.000,00 TL olmak üzere 6.000,00 TL parayı elden aldığını" belirterek sanık savunmalarını doğrulaması ve katılanlar vekilinin de "O dönemde sanık tarafından bir çok ödeme yapıldığını, bu nedenle ödemelerin nereye yapıldığını tek tek tespit etmelerinin mümkün olmadığını" beyan etmesi karşısında, dosya içinde sanığın atılı suçu işlediğine dair somut herhangi bir delil bulunmadığı anlaşılmakla, Bölge Adliye Mahkemesinin kararında hukuka aykırılık görülmemiştir.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle, Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin, 09.04.2019 tarihli, 2018/12 Esas ve 2019/396 Karar sayılı kararında katılanlar vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname'ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Kocaeli 1. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 22.01.2024 tarihinde karar verildi.