Mahkûmiyet

İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1. İzmir 5. Ağır Ceza Mahkemesinin, 18.11.2019 tarihli ve 2019/447 Esas, 2019/486 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kasten yaralama suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 86 ncı maddesinin birinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (a ve e) bentleri, 87 nci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci fıkrası, 58 inci maddesi uyarınca 5 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmiştir.

2. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 02.03.2021 tarihli ve 2020/356 Esas, 2021/596 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun kabulüne karar verilerek 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca duruşmalı yapılan inceleme neticesinde; sanık hakkında nitelikli kasten öldürmeye teşebbüs suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 82 nci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi, 35 inci maddesinin ikinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci fıkrası, 58 inci maddesi uyarınca 12 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Kanun'un 283 üncü maddesi uyarınca kazanılmış hak nedeniyle 5 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmiştir.

Sanık müdafiinin temyiz istemi; meşru savunmanın varlığına, meşru savunmada sınırın aşılması hükümlerinin uygulanmasına, suç vasfına ve haksız tahrikin varlığına ilişkindir.

Temyizin kapsamına göre;

A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü

1. Mağdur ... ile sanık ...'ın baba oğul oldukları, mağdurun eşinden boşanarak başka bir kadınla evlenmeyi düşündüğü, bu duruma sanığın karşı çıktığı, olay günü alkollü olarak evin önüne gelen sanığın mağdurun aracına zarar verdiği ve mağduru dışarı çağırdığı, mağdur dışarıya çıktıktan sonra yanında bulunan ve 6136 sayılı yasa kapsamı dışında kalan bıçak ile mağduru sol meme ucu altından ve sol el 2. parmağından yaraladığı anlaşılmıştır.

2. Sanık savunmaları, katılan ... tanık beyanları dava dosyasında bulunmaktadır.

3. Katip Çelebi Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesi Adlî Tıp Uzmanı tarafından verilen 25.09.2019 tarihli 2019/1026 nolu raporunda; solda göğüs kafesinde meme ucu altında 1 cm bıçak girişi kesisi, sağ el 3. parmakta yüzeysel abrazyon, sol el 2. parmak dorselde 1 cm lik yüzeysel laserasyon olduğu, tüp torokostomi uygulandığı, sol hemitoraksda 2 cm kalınlığa ulaşan hemopnömotoraks izlendiği, 22.06.2019-26.06.2019 tarihleri arasında hastanede yatarak tedavi edildiği, hayatî tehlike geçirdiği, basit tıbbî müdahale ile iyileşemeyecek şekilde yaralandığı belirtilmiştir.

4. Olay yeri inceleme raporu, kriminal raporlar, adlî tıp raporları ve tedavi evrekları, kolluk tutanakları, sanığa ait nüfus ve adlî sicil kayıtları dava dosyasında bulunmaktadır.

B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Sanık ile mağdurun arasında baba-oğul ilişkisi olduğu, sanığın 21.06.2019 tarihinde babasının telefonunu, paralarını, kredi kartını alarak kartlardan para çektiği, telefonu da sattığı bu nedenle babası ile aralarının bozuk olduğu, sanık babasının başka bir kadınla ilişkisi olması nedeniyle babası ile aralarının bozuk olduğunu savunmuş ise de mağdurun sadakat yükümlülüğünün eşi ...'ye olduğu, olay tarihinde gece saat 02: 00 sıralarında sanığın alkollü vaziyette eve geldiği, anahtarı olmadığı için daire

kapısını açamadığı, ablası olan ...'yi telefonla arayarak; "Babamı ara evden çıkıp gitsin!" diye konuştuğu, ablasının bu konuşmayı ciddiye almayıp telefonu kapattığı, bunun üzerine sanığın yerden aldığı taşla mağdura ait olan ve kapı önünde park halinde bulunan 35 HAS 25 plakalı araca vurarak zarar vermeye başladığı, gürültü seslerine uyanan daha önce kendisine zarar veren oğlundan korunmak amacıyla mağdurun eline sopa alarak aracının yanına geldiğinde sanığın elinde bıçak olduğunu gördüğü ve sanığın babası olan mağdura bıçakla saldırdığı mağdurun sanığın elindeki bıçağı düşürmek amacıyla vurduğu bu kez sanığın eve girerek bıçak alarak geldiği ve mağdura saldırdığı ilk saldırıdan mağdurun kaçtığı ancak ikinci kez bıçakla saldırdığında mağdurun sol meme alt kısmından bıçakla yaralandığı, yere düştüğü, yere düşen mağdura üçüncü kez saldırdığında mağdurun darbeyi engellemek için mücadele ettiğinde elinden bıçakla yaralandığı bu sırada olay yerine gelen mahalle sakinlerinin olaya müdahale ederek sanığı mağdurdan uzaklaştırdıkları, mağdurun olay nedeniyle sol meme ucu altındaki bıçak giriş yarası nedeniyle hayatî tehlike geçirdiği, basit tıbbî müdahale ile giderilemez şekilde yaralandığı bu hususun doktor raporuyla sabit olduğu, sanığın eyleminin nitelikli kasten öldürmeye teşebbüs suçunu oluşturduğunun kabul edildiği anlaşılmıştır.

İleri sürülen iddia ve savunmaların toplanan delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin açıkça gösterildiği, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, alınan raporların yeterli ve hüküm kurmaya elverişli olduğu, meşru savunma ve meşru savunmada sınırın aşılması koşullarının oluşmadığı, sanığın babası olan mağdura bıçakla saldırdığı mağdurun sanığın elindeki bıçağı düşürmek amacıyla vurduğu bu kez sanığın eve girerek bıçak alarak geldiği ve mağdura saldırdığı ilk saldırıdan mağdurun kaçtığı ancak ikinci kez bıçakla saldırdığında mağdurun sol meme alt kısmından bıçakla yaralandığı, yere düştüğü,yere düşen mağdura üçüncü kez saldırdığında mağdurun darbeyi engellemek için mücadele ettiğinde elinden bıçakla yaralandığı bu sırada olay yerine gelen mahalle sakinlerinin olaya müdahale ederek sanığı mağdurdan uzaklaştırdıkları, sanığın eylem sırasında sergilediği tutum ve davranışlar ile engel nedenin varlığı nazara alındığında suç vasfının belirlenmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, dosya içeriğinden varlığı anlaşılan, mağdurdan sanığa yönelen ve haksız tahrik oluşturan eylem bulunmadığı, takdîri indirimin Mahkemenin takdîr yetkisi kapsamında, yasal, yerinde ve yeterli gerekçelerle uygulanmasına karar verildiği anlaşıldığından temyiz sebeplerinin incelenmesinde hukuka aykırılık bulunmamıştır.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 02.03.2021 tarihli ve 2020/356 Esas, 2021/596 Karar sayılı kararında sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca İzmir 5. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

04.04.2024 tarihinde karar verildi.